İnfografik
Suriye’de Rusya’nın Kayıpları
İnfografik / Suriye Gündemi 30 Eylül 2015 tarihinde başlayan Rusya’nın Suriye müdahalesi Esad rejimini ayakta tutmada nispeten başarılı olsa da, kayıpsız geçmedi. Rusya her ne kadar 9 ay süresince dikkatli davransa ve Suriye’de ikinci Afganistan’ı yaşamamak için müdahalesini sınırlı tutsa da, zaman geçtikçe kayıpların arttığı görülüyor. Açıklanan ve teyit edilen verilere göre şimdiye kadar Rusya’nın Suriye’de yaklaşık 9 ayda verdiği kayıp: 13 asker, 5 helikopter, 20 askeri araç, 2 savaş uçağı. Suriye’ye müdahalenin ardından şimdiye kadar tarihsel olarak açıklanan Rusya kayıpları:
Rejimin Son Bir Haftada Düşürülen Hava Araçları
İnfografik / Suriye Gündemi Son bir haftada muhalif Ceyş el-İslam(İslam Ordusu) tarafından rejime ait bir helikopter iki savaş uşağı düşürülmüştür: 1/7/2016: SU-22 rejim uçağı Doğu Kalamon’da (Ceyrud yakınlarında) düşürüldü, pilotu ‘Yüzbaşı Nevras Hasan’ canlı ele geçirilmesinin ardından infaz edildi. 27/6/2016: Doğu Kalamun’da bulunan Sin Askeri Havalimanı yakınlarında MİG-29 tipi uşağı vuruldu. Muhalifler tarafından mürettebatın öldüğü söylense de, rejim kaynaklarına göre uçak havaalanına geri inmeyi başardı. 26/6/2016: Doğu Guta’da Bahhariye beldesinin üzerinde (iddialar göre SA-8 Gecko OSA-AKM hava savunma sistemi kullanarak) bir helikopter düşürüldü.  
Muhalif Saflarındaki Kürt Grupları
Profil / Suriye Gündemi Son zamanlarda Suriye’deki Kürt siyasetinde ağırlıklı olarak PYD-YPG hakim olmuş olsa da, sahada bundan başka Kürt aktörler de mevcuttur. Bu aktörler her ne kadar uluslararası toplumun desteğini alan PYD’ye karşı zayıf kalsa da, PYD-YPG’nin bütün Kürtleri temsil ettiği iddiasına karşı bir meydan okuma teşkil etmektedir. Aslında Mart 2011’de Suriye’de halk ayaklanmasının başlamasının ardından Kürt halkı Deraa ve Humus kadar aktif olmamasına rağmen, ayaklanmaya katılmıştır. Bu anlamda Ayn el-Arab(Kobani) ve Amude’de 1 Nisan 2011 tarihinde rejime karşı protestolar düzenlenmiş, tarihsel olarak baktığımızdaysa, bu protestolar ayaklanmaların ilk günlerinde yaşanmıştır. Nitekim Halep gibi şehirler halk ayaklanmasına aylar sonra katılmıştır. Protestolara karşın Esed rejimi iki yönteme başvurmuştu. Bir yandan 5 Nisan 2011 tarihinde Kürt aşiret liderleriyle bir araya gelen Beşşar Esed, vatandaşlığı olmayan Kürtlere vatandaşlık sözü verdi. Öte yandan Kürtler arasında ayaklanmaya aktif olarak katılan kimseleri tasfiye operasyonları başlattı. Bu bağlamda 7 Ekim 2011’de ayaklanmaya açık bir şekilde destek veren Mişel Temmo suikastla öldürüldü. Bir sonraki aşamada Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kuzey Suriye şeridinden Esed rejimi güçlerini çekerken, bu bölgelere PYD-YPG hakim oldu. Esed rejimiyle işbirliği yaptığı öne sürülen PYD-YPG’ye karşı düzenlenen gösterilen bastırılmış, diğer Kürt siyasi partilerinin liderlerine ve üyelerine baskı uygulanmıştır. PYD-YPG Kürt ağırlıklı bölgelerde kontrol kurmada başarılı olsa da, Suriyeli muhalefeti içerisinde başka Kürt gruplar da varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Kürt İslami Cephesi: 2013 yılında Afrinli Ebu Abdullah el-Kurdi liderliğinde kurulmuştur. Suriyeli muhaliflerin saflarında yer alan grup, Minneg askeri havaalanı üssü operasyonu gibi Esed rejimine karşı bir çok operasyona katılmıştır. Askeri faaliyetleriyle birlikte Kürt köylerinde bazı sosyal faaliyetlerde (yardım dağıtımı, dini kurslar düzenleme gibi) bulunmuştur. Asker sayısının bine ulaştığı tahmin edilen Kürt İslami Cephesi, Aralık 2014’te Liva el-Hak ve Ahrar el-Şam ile bir araya gelerek ‘İslami Ahrar el-Şam Hareketi’ni kurmuştur. Halihazırda Kürt İslami Cephesi Ahrar el-Şam Hareketi altında bulunmaktadır. Cebhet el-Ekrad (Kürt Cephesi): Liderliğini Hacı Ahmed Kurdi’nin yaptığı, Halep ve Rakka kırsalında varlık gösteren Kürt Cephesi, ÖSO altında Ocak 2013’te kurulmuştur. Başta diğer muhalif gruplarla hareket eden grubun PYD’nin bir uzantısı olduğu ileri sürülürken, bu ilişki sebebiyle 16 Ağustos 2013 tarihinde ÖSO Halep Askeri Konseyinden ihraç edilmiştir. Kuzey Halep’te bazı müttefik gruplar edinen Kürt Cephesi, el-Nusra tarafından elimine edilen Hazm Hareketi ve Maruf’a bağlı bazı kişilerle Mayıs 2015’te Ceyş Suvvar’ı kurdu. Ceyş Suvvar Ekim 2015’te YPG’nin liderliğini yaptığı Suriye Devrimci Güçleri(SDG)’ne katıldı. Ketaib Suvvar el-Kurd: 30 Mayıs 2016’da paylaşılan bir videoyla Afrin çevresinde kurulduğu öne sürülen grup, amacını, Esed rejimi ve PKK uzantısı olduğunu öne sürdükleri PYD-YPG’ye karşı savaşmak olarak açıkladı. Açıklamayı Arapça ve Kürtçe yapan grup, Suriyeli muhalifleri desteklediklerini ve Afrin merkezli Kürt bir grup olduklarını duyurdu. Ön plana çıkan Kürt İslami Cephesi ve Cebhet el-Ekrad’ın dışında, diğer muhalif grupların saflarında savaşan Kürt savaşçılar da bulunmaktadır. Örneğin el-Nusra Cephesi ve hatta IŞİD saflarında çok sayıda Kürt savaşçı olduğu tahmin edilmektedir.
Güneyin ‘Problemli’ Grubu: Liva Şüheda el-Yermuk
Grubun Kuruluşu “Liva Şüheda el-Yermuk (Yermuk Şehitleri Tugayı)” 2012 yılında Yermuk Şehitleri taburu olarak faaliyetlerine başladı ardından ÖSO ve Güney Cephesi altında Tugay olarak yer aldı. Grubun kurucusu, bölgedeki aşiretlerden Beridilere mensup Ebu Ali el-Beridi’dir. Bölgede el-Hal(Amca) lakabıyla tanınır. Suriye’nin güneyinde özellikle Deraa eyaletinde Yermuk vadisi, Huran bölgesinde varlık gösteren Liva Şüheda el-Yermuk, İsrail’in işgal ettiği Golan tepeleri ile Ürdün sınırı arasında bulunan köyleri kontrol ediyor. Aş-Şacarah, Camla 2013 yılının başından beri grup tarafından kontrol edilen köylerde, son dönemlerde İslami mahkeme, davet bürosu gibi yapılar da inşa ederek Şeriat (İslam kuralları) uygulaması başlattığını ilan etti. Grup 2013’te Mart başında Golan tepelerinde bulunan Birleşmiş Milletler’in barış güçlerine mensup 21 Filipinli askerin kaçırılmasıyla gündeme geldi, Katar devleti yapılan müzakereler sonucu tutuklanan askerleri 10 Mart’ta serbest bırakmalarını sağladı, Liva Şüheda el-Yermuk eylemin BM’nin Esed rejimin katliamlarına sessiz kalmasına itiraz olarak yapıldığını söyledi. Diğer Gruplarla ilişkileri Liva Şüheda el-Yermuk ilk aylarda Güney Cephede bulunan özellikle ÖSO gruplarıyla iyi ilişkilere sahipken, bazı operasyonlarda birlikte de hareket etti. Uzun süre Ürdün merkezli Askeri Operasyon Odası (MOC) tarafından desteklenen grup, daha sonra bu yapıdan ayrıldı. Mart 2013’te Nusra Cephesi ile birlikte rejime bağlı 38. Fırkaya saldıran grup, Temmuz 2014’ten sonra diğer gruplarla yol ayrımına girdi, başta ‘Musanna Hareketi’yle başlayan gerginlik ve çatışmalar sonra diğer grupları da kapsadı. Diğer gruplar Liva Şüheda el-Yermuk’u IŞİD’e sempati duymak ve gizlice IŞİD’e biat etmekle itham etti, lakin bu ithamlar grup tarafından reddedildi. Nitekim Aralık 2014 ve Nisan 2015’te Nusra Cephesi ve Liva Şüheda el-Yermuk arasında bir çatışma yaşandı, çatışmalarda Liva Şüheda el-Yermuk’un yanında IŞİD’e biat etmekle suçlanan diğer bir grup olan Ceyş el-Cihad’ın da yer alması dikkat çekti. 5 Temmuz 2015 tarihinde Liva Şüheda el-Yermuk’un askeri komutanı ‘Asım Beridi – Ebu Ali’, Nusra Cephesi’nin üstlendiği suikast operasyonun sonucunda beş liderle birlikte hayatını kaybetti, sonrasında alevlenen çatışmalarda bu sefer Nusra Cephesi’nin yanında Ahrar eş-Şam da yer aldı. Beridi öldükten sonra grubun lideri Ebu Ubeyde Kahtan atandı. Ebu Ubeyde Kahtan Son gelişmeler Genelde lokal olmasıyla bilinen Liva Şüheda Yermuk Tugayı, 7 Mart 2016’da yaptığı bir açıklamada el-Hal’ın yerine getirilen Ebu Ubeyde Kahtan’ı görevden alarak, Ebu Abdullah el-Medeni adlı bir Suudi vatandaşını lider olarak seçtiğini duyurdu. Ebu Abdullah’ın IŞİD merkezinden gönderildiği sanılıyor. Yeni lider değişikliğinin ardından saldırıya geçen Liva Şüheda Yermuk, 21 Mart 2016 tarihinde Tasil beldesinin kontrolünü ele geçirirken, 24 Mart 2016 tarihinde daha önce Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam’ın içinde bulunduğu Fetih Ordusu tarafından kontrol edilen Sahem el-Golan beldesini de ele geçirdi ve bölgede son kalesi olan Hayt köyüne doğru ilerlemeye başladı. Öte yandan daha önce Liva Şüheda el-Yermuk’la savaşan Musanna Hareketi değişen dengelerden istifade ederek Tasil’in karşısında bulunan Adavan beldesinin kontrolünü eline aldı.