Kim Kimdir?
Rejimin "Şebbihaları": Ulusal Savunma Güçleri (USG)
Ulusal Savunma Güçleri (USG) Quwat el-Difa el-Watani Esed rejiminin, 2012’de muhalifleri bastırmak adına koordine edip donattığı ve literatüre “şebbiha” olarak geçen Halk Komiteleri başta olmak üzere, rejim yanlısı milis güçlerin ortak çatı altında birleştirildiği silahlı örgüttür. Kuruluş aşaması ve sonrasında İran’ın yoğun eğitim ve fon desteği olmuştur. Çok sayıda savaş suçuna karıştığı tespit edilen USG unsurlarının, askeri kapasitesi net olarak bilinmemektedir. Süreç içerisinde en az 60 bin en fazla da 100 bin militan seviyesinde bulunduklarına dair iddialar ve raporlar bulunmaktadır. USG, ülkedeki diğer rejim yanlısı milisler ile ordu arasındaki koordinasyonu sağlamaktadır. Rejim ordusu ve istihbaratının USG üzerindeki etkisi yadsınamaz derecede büyüktür. İran ve Hizbullah da USG’nin sevk ve idaresi hususunda etkili diğer aktörlerdir. Genel itibariyle Nusayriler ve Hıristiyanlardan oluşsa da USG unsurları içerisinde, başta Humus çevresinden olmak üzere çok sayıda Sünni milis de bulunmaktadır. Rejime bağlılıkları devam eden aşiretler ve savaş öncesi dönemde de rejim ile yakın ilişkilere sahip olan yasadışı işlerle uğraşan aileler, temel insan kaynağını oluşturmaktadır. USG, rejimin kontrolündeki her bölgede uzantılara sahiptir. Şam, Halep, Suveyde, Rakka, Deirezzor, Humus, Hama, Haseke, Şam, Lazkiye, Kuneytra, Dera ve İdlib’de USG rejimin yanında operasyonlara katıldı. Bu çatışmalar esnasında çeşitli muhalif gruplara ek olarak dönem dönem YPG ve DAEŞ ile de çatışmalara girdiler. Yaşadığı şehirdeki USG unsurlarına katılan bir milisin, aynı yerde görev yapacak olması pek çok kişiyi rejim ordusu bünyesinde askerlik yapmak yerine USG’ye katılmaya yönlendirmektedir. USG milislerine ödenen maaşların da ordu bünyesindeki er ve erbaşlara ödenen miktarlardan fazla olduğu bilinmektedir. Yağmacılık, gasp ve adam kaçırma da USG milislerinin maddi motivasyonları arasında bulunmaktadır. USG unsurlarının karıştığı yağma olayları ve disiplinsiz kimi uzantılar yüzünden Rejim ordusu ile USG arasında da küçük çaplı çatışmalar yaşanmıştır.    
Rejim Yanlısı Hristiyan Milis Gücü: Quwat el-Ghadab (Gazap Kuvvetleri)
Rum Ortodoks nüfusun yoğun olarak yaşadığı Hama’ya bağlı Sukaylabiye kasabası merkezli rejim yanlısı milis gücüdür. Mart 2013’te Sukaylabiye ve çevresini koruma amaçlı kurulmuştur. Sukaylabiye kasabası Quwat el-Ghadab haricinde Ulusal Savunma Güçleri (USG) ve SSMP’ye bağlı unsurlara da ev sahipliği yapan rejime yakın bir Hristiyan kasabasıdır. Quwat el-Ghadab milisleri de çoğunlukla bu kasabasındandır. Ulusal Savunma Güçleri, Cumhuriyet Muhafızları ve Suriye ordusu unsurlarının yanısıra rejimin hava istihbarat unsurları ile yakın ilişkilere sahiptirler. 2014’ten bu yana Quwat el-Asdiqa (Dost Kuvvetler) adı altında rejim güçleri ile koordineli olarak hareket etmektedirler. Sukaylabiye haricinde Humus’a bağlı Hristiyan köyü Marmarita ve Lazkiye kırsalında da aktif görev yapmaktadırlar. Ayrıca 2015’te Tel Osman’daki, 2016’da Mharde’deki  ve 2019’da Kalaat el-Mudik’teki çatışmalarda muhaliflere karşı savaşmışlardır. Rejimin 2015’te İdlib’de verdiği büyük kayıplar sonrası bölgedeki pek çok ufak çaplı milis güç gibi Quwat el-Ghadab da rejimin yaşadığı personel sıkıntısında yedek güç olarak rol almıştır. Mevcut kapasiteleri ile alakalı net bir bilgi yoktur. Quwat el-Ghadab’ın lideri Philip Farid Süleyman 2015’te yakıt kaçakçılığı suçlamasıyla rejim tarafından gözaltına alındı. Sukaylabiye’deki protesto gösterilerinin etkisiyle kısa süre sonra serbest bırakıldı.  Süleyman’ın aynı zamanda savaşın ilk döneminde sivillere yönelik işkence uyguladığı iddia edilmektedir.    
Esed Rejiminin Karanlık Finansörü “Hüsam Katırcı”
1982 Rakka doğumlu işadamı. Halihazırda aile şirketi olan Qaterji Group’un CEO’sudur. Qaterji Group’un faaliyet alanları arasında ithalat, ihracat, tarım, madencilik, finans, turizm, taşımacılık, pazarlama, güvenlik ve inşaat bulunmaktadır. Rejim ile Rami Mahluf arasında kriz çıkana kadar ticaret alanında Mahluf ile yakın ilişkilere sahipti. 2016-2020 arasındaki dönemde Suriye Parlamentosu’nda Halep vekili olarak görev yaptı. 2020 Temmuz seçimlerinde de mevcut yerini koruyarak yeniden parlamentoya girdi. Halep’teki rakibi iş adamı Fares Shehabi’ye karşı elde ettiği bu başarı rejimin Katırcı’ya desteğinin bir göstergesidir. Halep’te özellikle inşaat alanında bölgenin yeniden inşa sürecinden pay almak isteyen Katırcı, bölgedeki çimento fabrikası yatırımına ek olarak Şeyh Said mevkisinde de büyük çaplı emlak yatırımlarına hazırlanmaktadır. Katırcı rejimin DEAŞ ve YPG bölgeleri ile ticari bağlantılarını kuran karanlık isimler arasındadır. DEAŞ’ın toprak hakimiyetinin olduğu dönemde DEAŞ ve YPG kontrolündeki bölgelerden rejim bölgelerine petrol ve gıda tedarikinde doğrudan aracı oldu ve bu ticari faaliyetlerle zenginleşti. DEAŞ bölgelerinden rejim bölgelerine giren tarım ürünlerinin intikali ve piyasaya sokulmasında oynadığı kilit rol ile kaçakçılık piyasasında önemli bir pozisyona geldi. Katırcı ve şirketi Qaterji Group, el-Ömer petrol sahasından çıkan ham petrol üzerinden dönen ticarette de büyük rol aldı. Tanker filosuyla DEAŞ bölgesinden rejime günde ortalama 20 bin varil petrol tedarik etti. Rami Mahluf ile birlikte rejim safında hayatını kaybedenlerin ailelerine maddi yardımlarda bulundu. Aynı zamanda kendisine bağlı ufak çaplı milis yapılar da kurdu. Halep’te Katırcı’ya bağlı milisler rejimin yanında muhaliflere karşı savaştı. Deirezzor’da ise petrol bölgeleri üzerinde hakimiyet kurmak için milis yapılara fon aktardı. Özellikle Elbu Kemal ve çevresinde çok sayıda kazanımı olan Katırcı, milis güçlerini de bu bölgelerde inşa etmeye başladı. Deirezzor’daki su kaynaklarına ve şehirdeki kaçakçılık piyasasına hakim olmak isteyen Katırcı’ya bağlı milisler, 2019 sonbaharında İran destekli milislerce şehirdeki bazı önemli noktalardan çıkarıldı. Katırcı’ya bağlı milislerin, Zeytindalı Harekatı esnasında Türkiye’ye karşı YPG’ye destek verdiği de iddia edilmektedir.
Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi’nin askeri kanadı: “Nusur ez-Zevba”
Örgütün siyasi kanadı Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi (SSMP) toprağa dayalı Suriye tahayyülü ile (Büyük Suriye) Arap kimliğini merkeze alan Baas hareketinden ayrışmaktadır. İç savaş sürecinde sahaya inen Nusur ez-Zevba militanları SSMP’nin tarihindeki ilk askeri oluşum değildir. 1947’de “Kızıl Kasırga” adı altında Filistin bölgesinde faal oldular. 1958’de Beyrut’ta yaşanan ve karşılıklı çatışmalara evirilen iç gerilimde Lübnan hükümetinin yanında yer aldılar. Nusur ez-Zevba adıyla yeniden şekillenmesi 1970’li yıllarda SSMP üyesi olan ve bugün hareketin liderliğinde önemli bir konumda bulunan Esad Hardan’ın öncülüğünde gerçekleşti. 1980’li yıllarda Lübnan İç savaşının taraflarından oldular. İsrail Ordusu ve Güney Lübnan Ordusu ile çatışmalara girdiler. Nisan 1985’te Sana'a Mehaidli adlı milisi güney Lübnan’daki bir İsrail askeri konvoyuna bombalı intihar saldırısı düzenledi. 2 İsrail askerinin öldüğü bu saldırının faili Sana'a Mehaidli ise Lübnan iç savaşındaki ilk intihar saldırısı düzenleyen kadın olarak tarihe geçti. 2013’te ise Suriye rejim güçlerinin savaş ve firarlar sonucu yaşadığı büyük insan kaybı sonucu ülkede milis güçlere olan ihtiyacın artmasıyla Nusur ez-Zevba Suriye sahasında faaliyete geçti. Baasçıların temel ideolojisi olan Arap Milliyetçiliğine uzak duran bölgedeki bazı Hristiyan toplulukların siyaseten tercih ettiği SSMP’nin milis güçleri de benzer profile sahiptir. 6 ila 8bin arası milis güce sahip oldukları iddia edilmektedir. Eğitim ve donatım hususunda rejim ordusunda  önemli bir yere sahiptir. Nusur ez-Zevba militanları pek çok cephede bulunsalar da genel olarak başta Hristiyanlar olmak üzere azınlıkların yoğun yaşadığı bölgelerde aktiflerdir. Sadad, Karyateyn, Vadi el-Nasara, Mahrdeh, Sukaylebiye, Salamiyye, Sednaya, Malula gibi Hristiyan nüfusun olduğu bölgeler, örgütün faaliyet bölgeleri arasında bulunurken pek çok militan köken olarak bu bölgelerden gelmektedir. Suriyeliler haricinde çok sayıda Lübnanlı Hristiyan da Nusur ez-Zevba çatısı altında Suriye’de savaşmaktadır. Rejim ordusu, Deirezzor, Kuneytra, Palmyra, Lazkiye’de Türkmen Dağı, Kürt Dağı, Selma, Hamam ve Deyr Hanna mevkilerinde muhaliflere ve DEAŞ’a karşı bu milis gücü kullanıldı. Ayrıca Şam’da rejim ile muhalifler arasındaki çatışmalarda Zabadani ve Doğu Guta’da da Nusur ez-Zevba militanları rejimin yanında çatıştılar. Nusur ez-Zevba militanları, genel olarak azınlık unsurların bulunduğu bölgelerde güvenlik güçleri olarak cephe hattından uzakta olsalar da farklı bölgelerde rejimin yanında savaştırıldılar. Muhaliflerin bilhassa islamcı kanadından çekinen ama aynı zamanda Baas partisi ile de ideolojik olarak farklı taraflara düşen Hristiyan grupların, hem siyasi hem de güvenliğe dair ihtiyaçlarını karşılayarak rejim ile bu kitleler arasında köprü vazifesi gördüler.
Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi (SSMP)
1932’de gizli bir şekilde Beyrut’ta Antun Sadi tarafından Suriye Milliyetçi Partisi (el-Hizb es-Sûrî el-Kavmî) adıyla kuruldu. Seküler-milliyetçi çizgide kurulan parti, Arap milliyetçiliğinden ziyade Suriye milliyetçiliğini benimsedi. Böylece, Sadi ve hareketi “Büyük Suriye” fikrinin en öndeki savunucularından oldu. Harekete gelen en büyük eleştirilerden biri Avrupa’daki faşist partilerle sembol ve siyaset hususunda benzerlik göstermesi oldu. Antun Sadi bölge siyasetine damga vuracak bir diğer siyasi hareket olan Baas’ın kurucusu Mişel Eflak gibi Ortodoks Hristiyan köklere sahipti. Fransa karşıtı politikaları sebebiyle 1936 ve 1937’de iki kez tutuklandı. 1938’de Latin Amerika’ya göç etmek zorunda kalan Sadi, 1947’de Suriye’ye döndü. Latin Amerika’da bulunduğu dönemde yaşadığı fikirsel dönüşüm geri dönüş sonrasında parti içerisine sorunlara yol açtı. Suriye’den ayrı bağımsız bir Lübnan fikrine karşı olması sebebiyle çoğu Hristiyan olan Lübnan milliyetçileriyle ters düştü. Büyük Suriye tahayyülünün sınırlarını Irak, Hatay ve Kıbrıs’ı da içine alacak şekilde güncellerken partisinin adına “sosyal” ifadesini ekledi. Mart 1949’da Suriye’de gerçekleşen Hüsni el-Zaim liderliğindeki askeri darbede SSMP üyesi subaylar da darbenin gerçekleşmesinde pay sahibi oldu. Bu sayede güçlenen ve kendine hareket alanı bulan yapı Lübnan’da da etkili olmak istedi. Lübnan’a yönelik küçük çaplı silahlı girişimlerde başarısız olan SSMP çok sayıda üyesini kaybederken Antun Sadi de Suriye’deki darbe hükümeti tarafından Lübnan’a teslim edildi. Tesliminden bir kaç gün sonra da 8 Temmuz 1949’da idam edildi. Partinin merkezi Antun Sadi’nin idamı sonrası yeni lider George Abdulmesih tarafından Şam’a taşındı. Seçimlere katılarak parlamentoya 9 milletvekili sokabilen SSMP, takip eden yıllarda darbeyle iş başına geçen Edip Çiçekli ile yakın ilişkiler kurarak hem siyasette hem de askeriyede hareket alanı buldu. 1954’te Çiçekli yönetiminin devrilmesi sonrasında sıkıntılı günler başladı. Hem Baasçılar hem de ordu içerisindeki SSMP karşıtlarının baskısı sonucunda SSMP, Suriye’de yasa dışı ilan edildi. Baas ve SSMP arasındaki ideolojik farklılıklardan kaynaklı çatışma Hafız Esed döneminde yumuşamaya başladı. Arap milliyetçiliğine ek olarak Suriyecilik fikrini de benimseyen Hafız Esed, fikren SSMP’ye yakınlaşırken SSMP de yeni lideri Abdullah Sadi ile işbirliğine gitti. SSMP’nin sıkıntılı günler geçirdiği Lübnan’da iç savaşın patlak vermesi ve Suriye’nin bölgeye müdahelesi ve SSMP milislerine verdiği destek yumuşama sonrası yakınlaşma sürecinin bir sonucu oldu. Aynı dönemde Baas partisine yakın yayınevleri Antun Sadi’nin eserlerini yayınlarken SSMP liderliği de Hafız Esed ile milliyetçilik anlayışları bakımdan fark olmadığına dair beyanlarda bulundu. Tüm bu yakınlaşma hamlelerine karşın Hafız Esed, SSMP’ye şüphe duymaya devam etti ve yaşadığı sürece hareketin Suriye’de yasal olarak siyasi parti kurmasına izin vermedi. Beşar Esed iktidarına gelindiğinde SSMP’nin Suriye’de tekrar yasal hale gelmeye başladı. 2002’de Antun Sadi’nin ölüm yıl dönümünü anmak için SSMP üyelerine izin verildi. 2003 seçimlerinde SSMP ile bağlantılı 4 aday bağımsız olarak parlamentoya girdi. 2005’te İssam el- Mahayri liderliğindeki SSMP heyeti Beşar Esed’i Şam’da ziyaret etti. Bu ziyaretten bir ay sonra SSMP’ye Suriye’de yasal olarak siyaset izni verildi. Devam eden süreçte de SSMP üyesi Joseph Suveyd Beşar Esed tarafından yurt dışındaki Suriyeliler ile ilgilenilen Göçmenler Bakanlığı görevine getirdi. SSMP Baas Partisi’nin liderliğindeki çatı yapı İlerici Ulusal Cephe’ye katılarak parlamento seçimlerinde meclise girdi. 2011’deki ayaklanma ve devamındaki iç savaş SSMP’ye Suriye’de siyasetin yanında askeri olarak da alan açtı. SSMP’nin Lübnan’daki merkezi gösterilerin başından itibaren Beşar Esed’in yanında pozisyon alırken SSMP’nin söylem ve eylem bazında Esed’e desteği ile Suriye içerisindeki özgürlüğü arttı. Nusur ez-Zevba adı altında SSMP’ye bağlı milis yapılanması kuruldu. Şebbiha olarak bilinen Ulusal Savunma Güçleri ile birlikte Esed rejimi adına savaşan Nusur ez-Zevba ekseriyetle Hristiyan milislerden oluşmaktadır. 6000-8000 arasında milise sahip olduğu düşünülen yapı özellikle Hristiyan ve Nusayri azınlıkların yoğun bulunduğu bölgelere sevk edilmektedir. SSMP’nin milis varlığı hali hazırda devam ederken siyasi varlığını tekrar kısıtlama yoluna girdi. Beşar Esed ile Rami Mahluf arasında yaşanan gerginlik Mahluf’un SSMP ile olan bağlarından ötürü SSMP’nin 2020 parlamento seçimlerine katılamaması ile sonuçlandı.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Yeni Başkanı: Nasır el Hariri
Nasır el Hariri, 28 Ağustos 1977’de Suriye’nin güneydeki Dera eyaletinde dünyaya gelmiştir. Hariri, Şam Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olmasının yanında dahiliye ve kalp hastalıkları alanında yüksek lisans eğitimi almıştır. Uzun yıllar doktor olarak görev yapan Hariri, Dera Ulusal Hastanesi Başhekimliği ile Şam el Esed Hastanesi Başhekimliği görevlerini de icra etmiştir. 5 Haziran 2011’de Dera Özgür Tabipler Kurucular Kurulu üyesi olan Hariri, Suriye’deki halk ayaklanmasıyla birlikte muhalif kanatta yer almıştır. Bir dönem Ürdün’de muhalif faaliyetlerde bulunan Nasır el Hariri, birçok kez genel kurul üyeliği de yapmış olduğu SMDK’da 2015’de Genel Sekreter seçilmiştir. 2016’da seçildiği Yüksek Müzakere Heyeti Danışma Kurulu Başkanlığı görevinin yanı sıra 2017’de Cenevre görüşmelerinde SMDK Heyetine başkanlık etmiştir. Kasım 2017 ile Haziran 2020 tarihleri arasında da Yüksek Müzakere Heyetine Başkanlık etmiştir. 11 Temmuz 2020’de SMDK’nın 51. Olağan Genel Kurulu’nda 88 oyun 76’sını alarak Enes el Abde’nin yerine SMDK Başkanlığına seçilmiştir.
Rejimin Yeni Güçlü Aktörü: ‘First Lady’ Esma Esed
Ağustos 1975’te Londra’da doğan Esma, Humus kökenli Sünni bir ailenin kızıdır. Babası Fawaz el-Ahras, Londra’da görev yapan bir kalp cerrahı ve aynı zamanda İngiltere ile Suriye arasında işbirliğini amaçlayan “The British Syrian Society”nin kurucu üyelerindendir. Annesi Seher el-Ahras ise Suriye’nin Londra Büyükelçiliği’nde görev yapmış emekli bir diplomattır. King’s College’da Bilgisayar Bilimleri ve Fransızca lisans eğitimini tamamladıktan sonra Deustche Bank ve JP Morgan gibi kuruluşlarda finansal analist olarak görev alan Esma’nın Beşar Esed ile tanışması bu dönemde gerçekleşmiştir. Hafız Esed’in 2000 Haziran’daki ölümü sonrası oğlu Beşar Esed rejimin başına geçerken Esma ile Beşar’ın evlilikleri de bu lider değişiminden aylar sonra Aralık 2000’de gerçekleşmiştir. Böylece Esma Ahras, Suriye’nin yeni lideri ile evlenerek Esma Esed adıyla “first lady” konumuna geçiş yapmıştır. Esma Esed’in Beşar Esed ile evliliğinden Hafız, Zeyn ve Kerim adında üç çocuğu vardır. Rejimin haber kaynaklarında özellikle sivil toplum faaliyetleriyle gündeme gelen Esma Esed, kurucusu olduğu “Syria Trust for Development” örgütüyle ekonomi, eğitim, girişimcilik destekleri ve insani yardım alanlarında ön plana çıkmaktadır. Esma Esed rejim safında çatışmada ölen askerlerin aileleri ile yakından ilgilendiği izlenimini verecek şekilde çeşitli organizasyonlar da düzenlemektedir. Uluslararası çapta ünlü olan Vogue dergisi Esma Esed’i konu alan “Çöldeki Gül” başlıklı bir dosya yayınladı. Ancak iç savaşın çıkışı ve devamında rejimin işlediği savaş suçlarının etkisiyle uluslararası alanda Esma Esed’in “olumlu” yöndeki popüler imajı zarar gördü. Çok sayıda iş adamıyla birlikte kurduğu Souria Holding ile inşaat başta olmak üzere Suriye finans hayatında güçlü bir konum elde etmek isteyen Esma Esed, bir süre sonra kayınvalidesi Enise ve kuzeni Rami Mahluf’u engel olarak karşısında buldu. Bu yüzden Rami Mahluf’a karşı rejimin son dönemdeki sert müdahalesinde Esma Esed’in doğrudan etkisi olduğu iddia edilmektedir. Esma Esed rejim içerisindeki rolü ve savaştan elde ettiği büyük kazanç sebep gösterilerek Haziran 2020’de ABD tarafından Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası kapsamında yaptırım listesine alındı.
SİHA Operasyonuyla Etkisiz Hale Getirilen “Leyla Agiri” Kod Adlı PKK Mensubu: Filiz Aslan
Leyla Agiri kod adlı Filiz Aslan, 1973 yılında Van’ın Özalp ilçesinde doğmuştur. 1993’te PKK saflarına katılan Agiri, 1994-1995 yılları arasında PKK’nın Suriye yapılanması içerisinde ideolojik ve silahlı eğitim almıştır. Eğitim süresince PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakın ekibinde olduğu belirlenen Leyla Agiri, Irak’ın kuzeyinde yıllarca terör faaliyetinde bulunmuştur. HPG saflarındayken Bahoz Erdal’a karşı örgütlendiği gerekçesiyle örgüt tarafından tutuklanarak silahlı faaliyetlerden bir süre ayrı kaldığı belirtilmektedir. Leyla Agiri’nin PKK’nın lider kadrosuyla dağda çekilmiş fotoğrafları bulunmaktadır. Bu fotoğraflardan dikkat çekici olanı ise Paris’te öldürülen PKK üyesi Sakine Cansız’la olanıdır. Agiri’nin abisi Orhan Aslan da PKK yanlısı bir yayın organında gazetecilik faaliyeti yürütmektedir. Leyla Agiri’nin abisi Orhan Aslan ile birlikte terör örgütü kamuflajları ile dağda çekilmiş fotoğrafları bulunmaktadır. PKK’nın kadın örgütlenmeleri içerisinde üst düzey görevlerde bulunan Agiri, 2015-2016’dan beri de Suriye’de faaliyet gösterdiği belirtilmektedir. Leyla Agiri’nin 36 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Güvenpark saldırısının planlayıcıları arasında olduğu iddia edilmektedir. Komalen Jinen Kürdistan (KJK) “Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi”ne bağlı  KJB (Yüce Kadınlar Topluluğu) Yürütme Konseyi üyesi olan ve Ayn el Arap’ta YPG’nin kentteki kadın örgütlenmelerden sorumlu olduğu belirtilen Leyla Agiri, 23 Haziran’da gerçekleştirilen SİHA saldırısı sonucunda, Ayn el Arap’ın Helince köyünde, PKK üyeleri Zehra Barkal, Emine Veysi ve Mizgin Halil ile birlikte öldürüldü. Leyla Agiri’nin öldürülmesi, PYD ve YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğu gerçeğini ve YPG ile PKK arasındaki derin, yapısal ve hiyerarşik ilişkiyi gözler önüne seren diğer bir örnek olarak karşımıza çıkarmaktadır.
Rejimin En Önde Gelen Zenginlerinden Rami Mahluf’un Kardeşi: Hafız Mahluf
Muhammed Mahluf’un oğlu olan Hafız Mahluf, 1971’de Şam’da doğdu. Rejimin en önde gelen zenginlerinden Rami Mahluf’un kardeşidir. Hafız Mahluf, 1994’de Hafız Esed’in olağan varisi olarak gösterilen Basil Esed’in öldüğü trafik kazasından yaralı olarak kurtuldu. Mahir Esed ile yakın ilişkilere sahip olan Mahluf, kuzeni gibi sertlik yanlısı politikaları benimsemektedir. Rejim istihbaratında uzun süre olası iç tehditlere karşı kurulan Devlet Güvenlik Servisi olarak da bilinen Genel İstihbarat Direktörlüğü 40 No’lu Şubede görev almıştır. Ayaklanmanın ilk döneminde rejim ile göstericiler arasındaki gerilimin sulh ile çözülmesine karşı durup, gösterilerin şiddet yoluyla bastırılmasının (göstericilere ateş açılmasının) tercih edilmesinde ve Dera’daki gösterilerin sembolik merkezlerinden olan Omari Camii’nin şiddetle ele geçirilmesinde rol oynadığı iddia edilmektedir. Hafız Mahluf’un Dera, Duma ve Humus’ta göstericilere ateş açılması gibi hadiselerde doğrudan rolü vardır. Humus başta olmak üzere “şebbiha” olarak bilinen rejim yanlısı kriminal milis güçlerinin oluşturulmasında pay sahibidir. Emrindeki 40 No’lu Şube’de görevli personelle çok sayıda katliam ve işkenceye imza attığına dair iddialara ek olarak ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Samantha Power tarafından hazırlanan raporda Esed rejiminin savaş suçları işleyen figürleri arasında yer almaktadır. Şam’daki sistematik işkence merkezleri ile alakalı sorumlu olduğu düşünülen Hafız Mahluf, aynı zamanda Guta’daki kimyasal saldırının da olağan şüphelilerindendir. Savaş suçları başta olmak üzere mali ve askeri suçlardan ötürü AB, ABD, İngiltere ve Kanada’nın yaptırım listelerinde bulunmaktadır. 2015’te İran’ın Suriye’deki rolüne dair fikir ayrılıklarının da etkisiyle Esed rejimiyle kısa süreli ayrılık yaşamıştır. Görevlerinden el çektirilmesinin ardından Rusya’ya gitmiş 2017’de Tuğgeneral rütbesiyle tekrar istihbarattaki görevine geri gelmiştir. Bu dönemden itibaren mal varlığının ve ticari yatırımlarının büyük kısmının Rusya’da olduğu düşünülmektedir. Sadece Moskova’da sahip olduğu taşınmazların değerinin 22 milyon dolardan fazla olduğunu düşünülen Hafız’ın Rusya ve Lübnan’daki şirketleri üzerinden gerçekleştirdiği işlemler ile kara para akladığına dair iddialar bulunmaktadır. Hafız Mahluf’un İsviçre’deki mal varlıkları da yaptırımların hedefi olmuştur. Ömer Behram Özdemir 1 https://www.hrw.org/report/2011/12/15/all-means-necessary/individual-and-command-responsibility-crimes-against-humanity , Erişim Tarihi: 18 Haziran 2020. 2 https://blacklist.pro-justice.org/criminal/hafez-mohamad-makhlouf/ , Erişim Tarihi: 18 Haziran 2020. 3 https://syrianobserver.com/EN/commentary/58111/its-me-or-the-flood-assad-and-makhlouf.html , Erişim Tarihi: 17 Haziran 2020. 4 https://apnews.com/3372f65fb7484914ab5d26062c1d6b11/US-accuses-13-Syrians-of-responsibility-for-attacks,-torture , Erişim Tarihi: 18 Haziran 2020
Mahir Esed ve 4. Zırhlı Tümenin Kasası: Mohammad Hamsho
1966’da Şam’da doğan Hamsho, Şam Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1990’lı yıllardan itibaren Mahir Esed’e yakınlığı sayesinde pek çok alanda aktif bir ticari figür haline geldi. Beşar Esed ve Mahir Esed başta olmak üzere rejimin önemli aktörleriyle olan yakın ilişkileri ABD Hazine Bakanlığı tarafından 2011’de mali yaptırım listesine alınmasına yol açtı.[1] Saddam yönetiminin uluslararası yaptırımlarla yüzleştiği dönemde Saddam rejimi adına kara para akladığına dair iddialar bulunmaktaydı. Ayrıca o dönemde Şam ve Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarında etkin rol oynadığı da iddia edildi.[2] 2014’ten beri Şam Ticaret Odası Sekreterliği görevini yürütmekte olan Hamsho aynı zamanda 2015’te faaliyete geçen Maden Kurulu’nun direktörü ve kurucusudur.[3] 2016’dan itibaren Suriye parlamentosunda Şam vekili olarak görev yapmaktadır. Hamsho, International Group, al- Shahba Yatırım ve Turizm Şirketi, al- Shahba Telecom, Dawa Şirketi, Hamsho Yatırımcılık, Sham Medical Care, Saif al- Sham Machinery ve Tatweer LCC şirketlerinde farklı pozisyonlarda görev yapmaktadır. Bu şirketler, sağlık, altyapı, inşaat, petrokimya, emlak, spor gibi pek çok farklı sektörde faal olarak faaliyet göstermektedir. İran ile ticaret ve yatırım alanlarında işbirliğine dair mutabakatların imzalanmasında pay sahibi olan Hamsho, 2019’da özel sektör temsilcilerinden oluşan bir delegasyonun başı olarak da Birleşik Arap Emirlikleri’ne giderek ticari işbirliğine dair temaslara öncülük etti. Ülkenin yeniden inşasında etkin olmak isteyen Hamsho, muhalif kaynaklara göre Kabun bölgesinden çatışma sebebiyle kaçan sivillerin geri dönüşünü engelliyor. Bu bölgenin yeniden inşa planının kendi menfaati doğrultusunda şekillenmesi için Mahir Esed’in 4. Zırhlı Tümen’inden destek almakta.[4] Hamsho, 17 Haziran 2020’de ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan yaptırımlar listesinde yer aldı. Aynı zamanda eşi Rania Dabbas ve oğulları Ali, Ahmed ve Amr Hamsho da yaptırım listesine dahil oldular.[5] Ömer Behram Özdemir [1] https://www.treasury.gov/press-center/press-releases/Pages/tg1269.aspx , Erişim Tarihi: 17 Haziran 2020 [2] https://www.haaretz.com/middle-east-news/syria/.premium-the-land-of-opportunity-who-gains-the-most-out-of-syria-s-civil-war-1.7492322 , Erişim Tarihi: 17 Haziran 2020. [3] https://english.enabbaladi.net/archives/2019/09/mohammed-hamsho-corruption-with-multiple-bodies-but-one-head/ , Erişim Tarihi: 17 Haziran 2020. [4] https://syrianobserver.com/EN/features/53076/how-did-syrian-businessman-mohamed-hamshou-strip-al-qaboun-real-estate-from-its-owners.html, Erişim Tarihi: 17 Haziran 2020. [5] https://www.treasury.gov/resource-center/sanctions/OFAC-Enforcement/Pages/20200617.aspx , Erişim Tarihi: 18 Haziran 2020.