Kim Kimdir?
Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK)
Mayıs 2020’de 25 siyasi parti ve hareketin birleşmesiyle “Partiyen Yekitiya Niştimani ya Kurd”  (PYNK) adıyla Kamışlı’da kuruldu. PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG çizgisindeki çatı yapılanmanın amacı kendi tabirleriyle “Suriye’deki Kürt siyasi hareketlerinin tek çatı altında toplanmasıdır.” Bunun başlıca sebebi Suriye Kürtleri’nin çok parçalı siyasi yapısı ve sosyolojik olarak Kuzey doğu Suriye’deki Kürt nüfusun YPG çizgisi ile ortak noktalarının azlığıdır. Çatı yapıyı oluşturan siyasi parti ve hareketlerden bazıları şunlardır: Kürdistan Demokratik Barış Partisi, Demokratik Birlik Partisi (PYD), Suriye Kürdistan Demokrat Partisi, Kürdistan Yeşil Partisi, Kongreya Star, Suriye Kürt Sol Demokrat Partisi, Suriye Kürt Sol Partisi, Kürdistan Kardeşlik Partisi (PBK), Suriye Kürt Ulusal Partisi, Kürdistan Demokratik Değişim Partisi, Demokratik Mücadele Partisi, Suriye Kürdistanı Yenilik Hareketi, Kürdistan Özgürlük Partisi, Suriye Kürt Demokrat Partisi, Kürdistan Cumhuriyetçi Partisi, Reform Hareketi, Suriye Kürt Demokratik Roj Partisi, Kürdistan Gelecek Hareketi, Kürdistan Komünist Partisi (KKP),  Özgür Vatansever Birlik Partisi, Kürdistan İşçi Birliği Partisi. Suriye Kürdistan Demokrat Partisi, Suriye Kürt Sol Demokrat Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi, Suriye Kürt Demokrat Partisi, Kürdistan Gelecek Hareketi gibi yapılar aslında ENKS’deki aynı isimli partilerden ayrılan yeni partilerdir. Kürdistan Demokratik Barış Partisi, PYD, Kürdistan Yeşil Partisi, Kongreya Star, Suriye Kürt Sol Partisi, Kürdistan Kardeşlik Partisi (PBK), Suriye Kürt Ulusal Partisi, Kürdistan Demokratik Değişim Partisi, Demokratik Mücadele Partisi, Suriye Kürdistanı Yenilik Hareketi, Kürdistan Cumhuriyetçi Partisi, Reform Hareketi, Suriye Kürt Demokratik Roj Partisi, Kürdistan Komünist Partisi (KKP),  Özgür Vatansever Birlik Partisi, Kürdistan İşçi Birliği Partisi gibi bir çoğu ufak ve geniş kitle desteğinden yoksun yapılar ise Tev-Dem, KDÇK ve HNKS gibi aşırı sol görüşlü ve siyaseten YPG çizgisindeki ittifakların bileşenleridir.    
Karşı Tarafların Uzlaşması ve Mülteci Göçünü İzleme Merkezi Başkanı Rus Amiral: Oleg Zhuravlev
Amiral Oleg Zhuravlev 14 Aralık 1963'te Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Mary kentinde doğdu. 1986’da Kaliningrad Deniz Harp Yüksek Okulu'ndan, 1999'da ise N.G. Kuznetsov Deniz Harp Akademisi’nden ve 2010'da Genelkurmay Askeri Akademisi’nden mezun oldu. Askerlik hizmetini sırasıyla büyük denizaltı-savar gemisinde Tallinn'in batarya komutanı olarak, "Gurur"(Proud) devriye gemisinin füze ve topçu savaş başlığı komutanı, büyük denizaltı-savar gemisinin "Admiral Tributs" füze ve topçu savaş başlığı komutanı, büyük denizaltı-savar gemisinin "Admiral Tributs" komutanının kıdemli asistanı, büyük denizaltı-savar gemisinin " Admiral Spiridonov" komutanı ve büyük denizaltı-savar gemisinin " Admiral Vinogradov" komutanı olarak yaptı. Ayrıca Genelkurmay başkanı, amfibi gemileri tugayının komutan yardımcısı, Pasifik filosunun amfibi gemileri tugayının komutanı, Hazar Filosu’nda komutan yardımcısı, Genelkurmay Başkanı - Baltık Deniz üssünün ilk komutan yardımcısı ve Batı Askeri Bölgesi deniz idaresi başkanı olarak görev yaptı. Zhuravlev Aralık 2017'de S.O. Makarov adına Pasifik Yüksek Deniz Harp Okulu'nun başına atandı. Amiral Zhuravlev Şubat 2020'den bu yana Suriye Arap Cumhuriyeti'nde “Karşı Tarafların Uzlaşması ve Mülteci Göçünü İzleme Merkezi”nin başkanı olarak görev yapmaktadır. Zhuravlev, Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı tarafından dokuz madalya ile ödüllendirildi.
Akaydat Aşiretinin Liderlerinden İsmail Asker el Hifil
İsmail Asker el Hifil, 2 Şubat 1955’te Suriye’nin Deyrezzor eyaletinde dünyaya gelmiştir. El Hifil, askeri okullarda eğitim görmüştür. Lisansını 1981 – 1987 yılları arasında bulunduğu Çek Cumhuriyeti’nde Brno Harp Akademisi’nde Tank ve Araç Mekaniği Mühendisliği alanında yapmıştır. Yüksek lisansını ise 1992 ve 1994 yılları arasında Suriye’de Komuta ve Kurmaylık üzerine tamamlamıştır. Hava Kuvvetleri Araç ve Ulaştırma Şube Başkanı görevinde de bulunan el Hifil, general rütbesiyle 1 Ocak 2012’te ordudan istifa ederek devrimci unsurlarla çalışmıştır. Şam Kırsalında ve Deyrezzor’da Esed rejimine karşı ayaklanmaların tarafı olan el Hifil, Doğu Bölgesi Özgür Subaylar Derneği’nin de eski başkanlarındandır. El Hifil’in oğlu Eves el Hifil, rejime karşı savaşırken hayatını 31 Temmuz 2013’de hayatını kaybetmiştir. Akrabalarından birçoğu rejim ve DEAŞ’a karşı savaşırken hayatlarını kaybetmiştir. İsmail Asker el Hifil, 14 Temmuz 2014’te sığındığı Türkiye’nin Şanlıurfa ilinde yaşamını sürdürmektedir. El Hifil, Akaydat aşiretinin önde gelen bir ismi olarak Türkiye’deki aşiret mensuplarıyla birlikte YPG/SDG’ye karşı siyasi mücadele vermektedir.
Akaydat Aşiretinin Suikastla Öldürülen Lideri Şeyh Mutşir el-Hammud el Ced’an el Hifil
Şeyh Mutşir el-Hammud el-Ced’an el Hifil, 1 Şubat 1947’de Deyrezzor eyaletine bağlı Diban ilçesinde dünyaya geldi. Deyrezzor’un el Mayadin ilçesinde lise eğitimini tamamlayan Mutşir el Hammud, o dönem mensubu olduğu aşiretin meseleleriyle ilgilenmiştir. Kabilenin de merkezi olarak görülen Diban ilçesinde ikamet eden Hammud, Akaydat ve Zübeyd kabilelerinin sembol ismi olarak görülmekteydi. Özellikle aşiret lideri olan amcası Ebud el Cedan el Hifil ve diğer amcalarıyla aşiretin sorunlarını çözmeye ve aşiretin farklı ülkelerdeki uzantılarıyla temas halinde olmaya çalışmıştır. Geçmişte Esed rejiminin yerel meclislerinde dahi bulunmayan Hammud, 2011’de başlayan halk ayaklanması sonrasında da taraf olmaktan kaçınmıştır. YPG/SDG’nin bölgeyi ele geçirmesinin ardından uyguladığı politikalara karşı çıkan Hammud, YPG’nin eğitim müfredatından gençleri zorunlu olarak silahaltına almasına değin birçok kararına karşı çıkmıştır. SDG lideri Mazlum Kobani ile görüşmeyi reddeden Hammud, 2 Ağustos 2020’de YPG/SDG kontrol noktası yakınlarında suikasta uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Akaydat aşireti suikasttan YPG/SDG’yi sorumlu tutarak, düzenlediği basın açıklamalarıyla YPG/SDG ve Uluslararası Koalisyona sorumluların ortaya çıkarılması adına bir aylık süre tanımıştır. Ayrıca bölgedeki yönetimin halka verilmesini talep etmiştir.
Rejimin Yeni Başbakanı: Hüseyin Arnus
1953 İdlib, Maarat Numan doğumludur. Halep Üniversitesi inşaat mühendisliği fakültesi mezunu olan Arnus’un kariyeri, meslek odalarından bürokrasiye oradan da Baas rejiminin kabinesine kadar uzanmaktadır. Arnus, 1989-1994 arasında  İdlib’de  Mühendisler Sendikası İdlib Şubesi Başkanlığını yapmıştır. Rejimin ulaştırma bürokrasisinde ağır ağır yükselmiştir. 90’lı ve 2000’li yıllarda tam 17 sene ulaştırma bürokrasinin çeşitli kademelerinde görev almıştır. 1992-2002 arası dönemde Karayolları İşletmelerinde müdürlük görevinde bulundu. Bu görevi takiben kısa bir süre (2002-2004) Ulaştırma Bakan Yardımcılığı yaptı. Son olarak 2004-2009 arasında Ulusal Ulaştırma Kurumu’nda müdürlük yapmıştır. Arnus’un ulaştırma alanındaki kariyerinde başarılı geçmişi kamu yöneticiliği yolunu açtı. 2009-2011 arası dönemde Deyr ez-Zor Valiliği’ne atandı. Hemen ardından patlak veren iç savaşın ilk yıllarında (2011-2013) Kuneytra Valiliği yaptı. Savaşın ilk döneminde yıpranan ve kayıplar veren rejim idaresi, kendi içinde yenilenmeye giderken Arnus da bu süreçte önemli görevler aldı. 2013-2018 arasında Bayındırlık ve İskan Bakanı olarak görev yaptı. Ardından 2018-2020 arasında Su Kaynakları Bakanı olarak kabinede bulundu. Her iki görevde de çatışmalarda zarar gören Suriye altyapısıyla doğrudan ilgilendi. 2019’un ikinci yarısı ile hızlanan ve 2020’de oldukça şiddetlenen ekonomik krizde tabandan gelecek tepkileri azaltmak adına Başbakan İmad Hamis görevden alınırken Hüseyin Arnus da Beşar Esed’in emriyle Suriye Başbakanı olarak görev yapmaya başladı. 25 Ağustos 2020’de Beşar Esed tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirildi. 2014’ten bu yana ABD ve AB’nin mali yaptırım listesi ve seyahat yasağı listesinde bulunan Armus, silik bir siyasetçi profiline sahip. Bununla birlikte pek çok Baas üyesinin aksine hakkında yolsuzluk iddiaları bulunmamaktadır. İdlibli olan Arnus’un pek çok yakını iç savaş sürecinde rejime muhalif cenahta kendilerine yer buldu. Eylül 2019’da aynı aileden gelen Muhammed Arnus ve Hüseyin Arnus Güney İdlib’de Rus/Rejim saldırısında hayatlarını kaybetti. Arnus’un 4 akrabasının 2012-2013 döneminde rejim tarafından gözaltına alındıktan sonra işkence ile öldürüldükleri de Sezar skandalı sonrası sızan ceset fotolarını ailenin diğer üyelerinin teşhisi sonrası teyit edildi.  
Deyr ez Zor'da Öldürülen Rus Tümgeneral Vyacheslav Gladkikh
Gladkikh, 1975'te Rusya'nın Vladimir bölgesindeki Kovrov’da doğdu. Riga 522.Muhafız Eğitim Tank Alayı’nın komutanı olarak görev yaptı. Daha sonra  Chebarkul Garnizon komutanı görevini icra etti. 7. Muhafız Tankı Orenburg Kazak Tugayı'nın komutanıydı. 21. Muhafız Motorlu Tüfek Tugayının Komutanı olarak görev yaptı. Vyacheslav Gladkikh, Trans-Baykal Bölgesinde yer alan 36. Birleşik Silah Ordusu’nun  Komutan Yardımcısı olarak görev yaptı. Orenburg Bölgesi Başkanı, resmi görevlerinde örnek niteliğindeki performansı sebebiyle Anavatan Savunucusu Günü onuruna 18 Şubat 2016’da Vyacheslav Gladkikh’e takdir ödülü verdi. Gladkikh, 12 Aralık 2016 tarihli Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı kararı ile tümgeneral rütbesine terfi etti. Gladkikh, tümgeneral olduktan kısa bir süre sonra Suriye'ye gönderildi. Burada Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin kıdemli askeri danışmanı olarak askeri operasyonlarda yer aldı. Rus Tümgeneral Vyacheslav Gladkikh, Suriye'nin Deyr Ez Zor kentindeki At-Taym petrol sahası yakınında el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 18 Ağustos 2020'de öldü.
Rejimin "Şebbihaları": Ulusal Savunma Güçleri (USG)
Ulusal Savunma Güçleri (USG) Quwat el-Difa el-Watani Esed rejiminin, 2012’de muhalifleri bastırmak adına koordine edip donattığı ve literatüre “şebbiha” olarak geçen Halk Komiteleri başta olmak üzere, rejim yanlısı milis güçlerin ortak çatı altında birleştirildiği silahlı örgüttür. Kuruluş aşaması ve sonrasında İran’ın yoğun eğitim ve fon desteği olmuştur. Çok sayıda savaş suçuna karıştığı tespit edilen USG unsurlarının, askeri kapasitesi net olarak bilinmemektedir. Süreç içerisinde en az 60 bin en fazla da 100 bin militan seviyesinde bulunduklarına dair iddialar ve raporlar bulunmaktadır. USG, ülkedeki diğer rejim yanlısı milisler ile ordu arasındaki koordinasyonu sağlamaktadır. Rejim ordusu ve istihbaratının USG üzerindeki etkisi yadsınamaz derecede büyüktür. İran ve Hizbullah da USG’nin sevk ve idaresi hususunda etkili diğer aktörlerdir. Genel itibariyle Nusayriler ve Hıristiyanlardan oluşsa da USG unsurları içerisinde, başta Humus çevresinden olmak üzere çok sayıda Sünni milis de bulunmaktadır. Rejime bağlılıkları devam eden aşiretler ve savaş öncesi dönemde de rejim ile yakın ilişkilere sahip olan yasadışı işlerle uğraşan aileler, temel insan kaynağını oluşturmaktadır. USG, rejimin kontrolündeki her bölgede uzantılara sahiptir. Şam, Halep, Suveyde, Rakka, Deirezzor, Humus, Hama, Haseke, Şam, Lazkiye, Kuneytra, Dera ve İdlib’de USG rejimin yanında operasyonlara katıldı. Bu çatışmalar esnasında çeşitli muhalif gruplara ek olarak dönem dönem YPG ve DAEŞ ile de çatışmalara girdiler. Yaşadığı şehirdeki USG unsurlarına katılan bir milisin, aynı yerde görev yapacak olması pek çok kişiyi rejim ordusu bünyesinde askerlik yapmak yerine USG’ye katılmaya yönlendirmektedir. USG milislerine ödenen maaşların da ordu bünyesindeki er ve erbaşlara ödenen miktarlardan fazla olduğu bilinmektedir. Yağmacılık, gasp ve adam kaçırma da USG milislerinin maddi motivasyonları arasında bulunmaktadır. USG unsurlarının karıştığı yağma olayları ve disiplinsiz kimi uzantılar yüzünden Rejim ordusu ile USG arasında da küçük çaplı çatışmalar yaşanmıştır.    
Rejim Yanlısı Hristiyan Milis Gücü: Quwat el-Ghadab (Gazap Kuvvetleri)
Rum Ortodoks nüfusun yoğun olarak yaşadığı Hama’ya bağlı Sukaylabiye kasabası merkezli rejim yanlısı milis gücüdür. Mart 2013’te Sukaylabiye ve çevresini koruma amaçlı kurulmuştur. Sukaylabiye kasabası Quwat el-Ghadab haricinde Ulusal Savunma Güçleri (USG) ve SSMP’ye bağlı unsurlara da ev sahipliği yapan rejime yakın bir Hristiyan kasabasıdır. Quwat el-Ghadab milisleri de çoğunlukla bu kasabasındandır. Ulusal Savunma Güçleri, Cumhuriyet Muhafızları ve Suriye ordusu unsurlarının yanısıra rejimin hava istihbarat unsurları ile yakın ilişkilere sahiptirler. 2014’ten bu yana Quwat el-Asdiqa (Dost Kuvvetler) adı altında rejim güçleri ile koordineli olarak hareket etmektedirler. Sukaylabiye haricinde Humus’a bağlı Hristiyan köyü Marmarita ve Lazkiye kırsalında da aktif görev yapmaktadırlar. Ayrıca 2015’te Tel Osman’daki, 2016’da Mharde’deki  ve 2019’da Kalaat el-Mudik’teki çatışmalarda muhaliflere karşı savaşmışlardır. Rejimin 2015’te İdlib’de verdiği büyük kayıplar sonrası bölgedeki pek çok ufak çaplı milis güç gibi Quwat el-Ghadab da rejimin yaşadığı personel sıkıntısında yedek güç olarak rol almıştır. Mevcut kapasiteleri ile alakalı net bir bilgi yoktur. Quwat el-Ghadab’ın lideri Philip Farid Süleyman 2015’te yakıt kaçakçılığı suçlamasıyla rejim tarafından gözaltına alındı. Sukaylabiye’deki protesto gösterilerinin etkisiyle kısa süre sonra serbest bırakıldı.  Süleyman’ın aynı zamanda savaşın ilk döneminde sivillere yönelik işkence uyguladığı iddia edilmektedir.    
Esed Rejiminin Karanlık Finansörü “Hüsam Katırcı”
1982 Rakka doğumlu işadamı. Halihazırda aile şirketi olan Qaterji Group’un CEO’sudur. Qaterji Group’un faaliyet alanları arasında ithalat, ihracat, tarım, madencilik, finans, turizm, taşımacılık, pazarlama, güvenlik ve inşaat bulunmaktadır. Rejim ile Rami Mahluf arasında kriz çıkana kadar ticaret alanında Mahluf ile yakın ilişkilere sahipti. 2016-2020 arasındaki dönemde Suriye Parlamentosu’nda Halep vekili olarak görev yaptı. 2020 Temmuz seçimlerinde de mevcut yerini koruyarak yeniden parlamentoya girdi. Halep’teki rakibi iş adamı Fares Shehabi’ye karşı elde ettiği bu başarı rejimin Katırcı’ya desteğinin bir göstergesidir. Halep’te özellikle inşaat alanında bölgenin yeniden inşa sürecinden pay almak isteyen Katırcı, bölgedeki çimento fabrikası yatırımına ek olarak Şeyh Said mevkisinde de büyük çaplı emlak yatırımlarına hazırlanmaktadır. Katırcı rejimin DEAŞ ve YPG bölgeleri ile ticari bağlantılarını kuran karanlık isimler arasındadır. DEAŞ’ın toprak hakimiyetinin olduğu dönemde DEAŞ ve YPG kontrolündeki bölgelerden rejim bölgelerine petrol ve gıda tedarikinde doğrudan aracı oldu ve bu ticari faaliyetlerle zenginleşti. DEAŞ bölgelerinden rejim bölgelerine giren tarım ürünlerinin intikali ve piyasaya sokulmasında oynadığı kilit rol ile kaçakçılık piyasasında önemli bir pozisyona geldi. Katırcı ve şirketi Qaterji Group, el-Ömer petrol sahasından çıkan ham petrol üzerinden dönen ticarette de büyük rol aldı. Tanker filosuyla DEAŞ bölgesinden rejime günde ortalama 20 bin varil petrol tedarik etti. Rami Mahluf ile birlikte rejim safında hayatını kaybedenlerin ailelerine maddi yardımlarda bulundu. Aynı zamanda kendisine bağlı ufak çaplı milis yapılar da kurdu. Halep’te Katırcı’ya bağlı milisler rejimin yanında muhaliflere karşı savaştı. Deirezzor’da ise petrol bölgeleri üzerinde hakimiyet kurmak için milis yapılara fon aktardı. Özellikle Elbu Kemal ve çevresinde çok sayıda kazanımı olan Katırcı, milis güçlerini de bu bölgelerde inşa etmeye başladı. Deirezzor’daki su kaynaklarına ve şehirdeki kaçakçılık piyasasına hakim olmak isteyen Katırcı’ya bağlı milisler, 2019 sonbaharında İran destekli milislerce şehirdeki bazı önemli noktalardan çıkarıldı. Katırcı’ya bağlı milislerin, Zeytindalı Harekatı esnasında Türkiye’ye karşı YPG’ye destek verdiği de iddia edilmektedir.
Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi’nin askeri kanadı: “Nusur ez-Zevba”
Örgütün siyasi kanadı Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi (SSMP) toprağa dayalı Suriye tahayyülü ile (Büyük Suriye) Arap kimliğini merkeze alan Baas hareketinden ayrışmaktadır. İç savaş sürecinde sahaya inen Nusur ez-Zevba militanları SSMP’nin tarihindeki ilk askeri oluşum değildir. 1947’de “Kızıl Kasırga” adı altında Filistin bölgesinde faal oldular. 1958’de Beyrut’ta yaşanan ve karşılıklı çatışmalara evirilen iç gerilimde Lübnan hükümetinin yanında yer aldılar. Nusur ez-Zevba adıyla yeniden şekillenmesi 1970’li yıllarda SSMP üyesi olan ve bugün hareketin liderliğinde önemli bir konumda bulunan Esad Hardan’ın öncülüğünde gerçekleşti. 1980’li yıllarda Lübnan İç savaşının taraflarından oldular. İsrail Ordusu ve Güney Lübnan Ordusu ile çatışmalara girdiler. Nisan 1985’te Sana'a Mehaidli adlı milisi güney Lübnan’daki bir İsrail askeri konvoyuna bombalı intihar saldırısı düzenledi. 2 İsrail askerinin öldüğü bu saldırının faili Sana'a Mehaidli ise Lübnan iç savaşındaki ilk intihar saldırısı düzenleyen kadın olarak tarihe geçti. 2013’te ise Suriye rejim güçlerinin savaş ve firarlar sonucu yaşadığı büyük insan kaybı sonucu ülkede milis güçlere olan ihtiyacın artmasıyla Nusur ez-Zevba Suriye sahasında faaliyete geçti. Baasçıların temel ideolojisi olan Arap Milliyetçiliğine uzak duran bölgedeki bazı Hristiyan toplulukların siyaseten tercih ettiği SSMP’nin milis güçleri de benzer profile sahiptir. 6 ila 8bin arası milis güce sahip oldukları iddia edilmektedir. Eğitim ve donatım hususunda rejim ordusunda  önemli bir yere sahiptir. Nusur ez-Zevba militanları pek çok cephede bulunsalar da genel olarak başta Hristiyanlar olmak üzere azınlıkların yoğun yaşadığı bölgelerde aktiflerdir. Sadad, Karyateyn, Vadi el-Nasara, Mahrdeh, Sukaylebiye, Salamiyye, Sednaya, Malula gibi Hristiyan nüfusun olduğu bölgeler, örgütün faaliyet bölgeleri arasında bulunurken pek çok militan köken olarak bu bölgelerden gelmektedir. Suriyeliler haricinde çok sayıda Lübnanlı Hristiyan da Nusur ez-Zevba çatısı altında Suriye’de savaşmaktadır. Rejim ordusu, Deirezzor, Kuneytra, Palmyra, Lazkiye’de Türkmen Dağı, Kürt Dağı, Selma, Hamam ve Deyr Hanna mevkilerinde muhaliflere ve DEAŞ’a karşı bu milis gücü kullanıldı. Ayrıca Şam’da rejim ile muhalifler arasındaki çatışmalarda Zabadani ve Doğu Guta’da da Nusur ez-Zevba militanları rejimin yanında çatıştılar. Nusur ez-Zevba militanları, genel olarak azınlık unsurların bulunduğu bölgelerde güvenlik güçleri olarak cephe hattından uzakta olsalar da farklı bölgelerde rejimin yanında savaştırıldılar. Muhaliflerin bilhassa islamcı kanadından çekinen ama aynı zamanda Baas partisi ile de ideolojik olarak farklı taraflara düşen Hristiyan grupların, hem siyasi hem de güvenliğe dair ihtiyaçlarını karşılayarak rejim ile bu kitleler arasında köprü vazifesi gördüler.