Kim Kimdir?
[Profil] Türkiye’ye sığınan SDG’nin eski sözcüsü: Talal Silo
Türkiye’ye sığınan SDG’nin eski sözcüsü: Talal Silo Suriye Türkmenlerinden olan Talal Silo, 1965 yılında Kuzey Halep’te bulunan El-Rai köyünde doğdu. 1985 yılında Suriye Hava Kuvvetler okulunda eğitimine başlayan Silo, 1987’de Teğmen olarak mezun oldu. 2004 yılında Yüzbaşı iken Sednaya cezaevinde iki sene boyunca tutuklanmasının ardından ‘siyasi nedenlerden dolayı’ ordudan uzaklaştırıldı. Suriye’deki gösteriler başladıktan iki sene sonra, 2013 yılında El-Rai (Çobanbey) köyünde kurulan Selçuklar Tugayı kurucu başkanlığını yaptı. Akabinde Albay rütbesi’ni kullanmaya başladı. Ağustos 2015’te Afrin’de bulunan YPG ile iletişime geçtikten sonra YPG bölgesinde’ki Ceyş’ul Suvvar grubuna katıldı. Ekim 2015’te SDG’nin kurulması duyurulduktan sonra SDG’nin resmi sözcüsü olarak atandı. YPG öncülüğündeki SDG’nin gerçekleştirdiği bir çok operasyonunun basın açıklamasını yaptı. 15 Kasım 2017 tarihinde SDG’den ayırılıp Türkiye’ye sığındığı duyuruldu.  
Suriye Muhalefetinin Yeni Yüzü: Nasır Hariri
Profil / Suriye Gündemi Nasır Hariri, 22-24 Kasım 2017 tarihleri arasında Suudi Arabistan’ın  başkentinde düzenlenen 2. Riyad konferansında, muhalefetin gelecek Cenevre müzakerelerine katılacak delegasyonun başına getirildi. Böylelikle Yüksek Müzakere Heyetinin başkanlığından istifa eden Riyad Hicab yerine geçerek siyasi muhalefetin en üst yetkilisi haline geldi. Suriye’nin Der’a şehrinde Aralık 1977’de dünyaya gelen Hariri, Şam üniversitesinde tıp okumasının ardından kardiyoloji alanında uzmanlık yaptı. 2011’de Der’a’da başlayan protestolarla siyasete giren Hariri, Esed rejimi güçleri tarafından tutuklandı. Ekim 2012’de Ürdün’e sığınan Hariri, Suriyeli mültecilere sağlık alanında hizmet veren kuruluşlarda çeşitli görevlerde bulundu. Der’a’yı temsilen 4 Temmuz 2013 tarihinden itibaren SMDK’nın (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu) siyasi komisyonunda yer aldı. Temmuz 2014’te ise SMDK genel sekreteri seçildi. Hariri, Ocak 2017’de düzenlenen 1. Astana konferansında askeri grupların temsilcileri ile beraber muhalefetin delegasyonunda tek siyasi figür olarak yer aldı. 4’üncü Cenevre müzakerelerinin başladığı Şubat 2017’de, Suriye muhalefeti delegasyonunun başkanlığını yaptı. Suudi Arabistan tarafından desteklenen Hariri, daha önce sığındığı Ürdün ile iyi ilişkilere sahip olduğu ve ayrıca BAE tarafından kabul görüldüğü iddia ediliyor.
Abdullah Muhaysini
Profil / Suriye Gündemi Suudi Arabistan’ın Kasim şehrinde doğan Muhaysini, ailesiyle beraber Mekke’ye yerleşti. Babası Muhammed Muhaysini ise Suudi Arabistan’da önde gelen kârilerden. Mekke’de bulunan Ümmü’l-Kurra Üniversitende İslami Bilimler bölümünde lisansını tamamladı, ardından Riyad’da bulunan Muhammed Bin Suud üniversitesinde Karşılaştırmalı Fıkıh dalında yüksek lisans derecesini aldı. Ümmü’l-Kurra Üniversitesinde başladığı doktorasını bitirmeden önce Ekim 2013’te Suriye’ye geldi. Başta müstakil bir din alimi olarak hareket eden Muhaysini, 2014 yılın başlarında Nusra Cephesi ile DEAŞ arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı fakat başarısız oldu. Akabinde DAEŞ’e karşı Nusra Cephesi ve diğer muhalif grupların yanında olduğunu ortaya koydu. 2015 yılında İdlib’te Cihad Davetçileri Merkezi’ni kuran Muhaysini Suriye’de selefi fikri yaymayı hedefledi. Muhaysini Nusra Cephesi’ne katılmak için gençlere yönelik yapılan kampanyalarda önemli bir rol oynadı. Muhaysini HTŞ’nin ilan edilmesiyle birlikte yeni oluşuma katıldığını duyurdu. Yalnız Temmuz 2017’de Ahraru’ş-Şam ile yaşanan çatışma ve akabinde ortaya çıkan ses kayıtları nedeniyle HTŞ’den ayrıldı. Temmuz 2017’de Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve Bahreyn tarafından terör listesine alındı. HTŞ ile Nureddin Zengi arasında Kasım 2017’de yaşanan çatışmaları durdurmak için arabuluculuk rolü üstlendi. Hâlihazırda bağımsız olarak hareket eden Muhaysini, İslami gruplar arasında saygın bir isim sayılır. Muhaysini, İslami gruplar ve tabanın nezdinde kabül görmesi nedeniyle arabuluculuk rolünü üstleniyor.
[Profil] Türkistan İslam Partisi Kutluhan Görücü  
Türkistan İslam Partisi Türkistan İslam Partisi, 1988 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. Grubun kurucusu Zeyiddin Yusuf,  örgütü Doğu Türkistan İslam Partisi olarak Doğu Türkistan’da kurmuştur.[1]Çin’de yaşanan zorluklar nedeni ile örgüt 1996 yılında Afganistan-Pakistan sınırında bulunan Veziristan bölgesine taşınmıştır.Türkistan İslam Partisi savaşçılarının bir bölümü 2012 yılında Suriye Savaşına dahil olsa da hala Afganistan’da da etkinlikleri bulunmaktadır.2012 yılından bu yana Suriye’de ki savaşta etkin bir rol oynayan grubun yaklaşık 2.000 savaşçısı bulunduğu tahmin edilmektedir.[2]Türkistan İslam Partisi’nin Suriye bölgesinde ki askeri komutanlığını yürüten İbrahim Mansur, 2014 yılının sonlarında verdiği bir röportaj ile grubun amaçları hakkında açıklamalarda bulunmuştur.Grubun Suriye’nin Kuzeyinde İdlib vilayetinin Cisr El Sugur kentinde, Türkmen ve Kürt dağı bölgesinde etkinliği bulunmaktadır.Türkistan İslam Partisi, medyaya ilişkin açıklamalarını ‘’İslam Awazi’’ kanalı aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Türkistan El İslamiyye adıyla bir dergi yayınlasa da etkin medya gücünü belirli aralıklarla yayınladığı video ve görüntüler oluşturmaktadır.[3]Afganistan’da El Kaide ve Taliban ile yakın ilişkiler içerisinde olan örgüt Suriye’de ise Küresel Cihad fikrini benimsemiş gruplarla birlikte hareket etmektedir. Bu grupların başında eski adı Nusret Cephesi olan ve şimdi birçok grubun koalisyonu ile oluşturulan Heyet Tahriruş Şam bulunmaktadır.Türkistan İslam Partisi, Suriye’de savaşın seyrine etki eden birçok savaşta bulunmuştur. Bunların başlıcarı; İdlib, Ebu Zuhur, Cisr El Suğur, Gab Ovası, Zeyzun, Tahıl Siloları, Mensure, Karakur, Harbut Nakkuş, Han Tuman ve Fua Zuvag bölgelerine gerçekleştirilen operasyonlardır.[4] Kutluhan Görücü Dipnotlar: [1]  ŞEN Abdülkadir, Tüm Yönleriyle Suriye Devrimi, Yapım Bozum Yayınları,2016, s.230 [2] Antoine Vagneur – Jones, War and opportunity: the Turkistan Islamic Party and the Syrian conflict, Fondation Recherche Strategique, 2 Mart 2017. https://www.frstrategie.org/web/documents/publications/notes/2017/201707.pdf [3] Antoine Vagneur – Jones, War and opportunity: the Turkistan Islamic Party and the Syrian conflict, Fondation Recherche Strategique, 2 Mart 2017. https://www.frstrategie.org/web/documents/publications/notes/2017/201707.pdf [4] Türkistan İslam Cemati’nin Suriye’de ki Büyük Fetihleri, Doğu Türkistan Bülteni, http://www.doguturkistanbulteni.com/turkistan-islam-cematinin-suriyede-ki-buyuk-fetihleri-video-haber/ (E.T:09.10.2017)
Suriye’li Muhaliflerden “Milli Ordu” Çatısı Altında Birleşme Hamlesi
4 Eylül 2017 tarihinde Gaziantep’te Suriye Geçici Hükümeti’nin ve askeri grupların temsilcilerinin katıldığı toplantıda Milli Ordu kurma kararı alınmıştı. Aslında Suriye Muhalefetinin çatısı altında ‘Milli Ordu’ kurma çabası yeni değildir. Milli Ordu tartışması 2014 yılında başlamıştı. Suriye Muhalefetin Yüksek Askeri Konseyi (Aralık 2012’de yapılan Antalya toplantısının neticesinde teşkil edilmişti), SMDK (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu)’nın desteğini alarak Milli Ordu kurma inisiyatifi başlatmıştı. Yine de 2015 yılında Halid Hoca’nın SMDK’ya başkanlık ettiği dönemde, Milli Ordu kurulmasına yönelik girişimlerde bulunmuştu. Fakat bu inisiyatifler hedeflerine ulaşamamıştı. Bir yandan Suriye halkının birleşme talepleri devam etmesi, diğer yandan muhalefetin uğradığı kayıplar, birleşme talebini daha da ön plana çıkartmıştı. Nitekim geçtiğimiz Temmuz ayında Heyeti Tahrir Eş-Şam’ın (HTŞ), Ahrar’uş Şam hareketine karşı yaptığı tasfiye operasyonu, HTŞ dışından muhalif gruplarda ciddi endişe nedeni olmuştur. 30 Ağustos 2017 tarihinde Suriye İslami Konseyi (İstanbul Merkezli) Askeri muhalif grupları birleşmeye ve tek bir devrimci ordu kurmaya davet etmişti. Suriye İslami Konseyi’nin yaptığı çağrı, Geçici Hükümetin başbakanı Cevat Ebu Hatab tarafından da desteklenmişti. Bu çağının ardından, 4 Eylül 2017 tarihinde Gaziantep’te SMDK Geçici Hükümeti ve Ahrar’uş Şam ve Ceyş’ül İslam başta olmak üzere kırktan fazla muhalif askeri grupların katıldığı toplantıda, Geçici Hükümetin başkanı Cevat Ebu Hatab’ın kurulacak savunma bakanlığının bakanı olması üzerine anlaşılmıştı (Daha önce Geçici Hükümeti altında Savuma Bakanlığı bulunmamıştı). Bunun yanı sıra Güney Cephe ile istişare etmek üzere askeri komite de kurulduğu duyurulmuş. Toplantı ardından Geçici Hükümetin yayımladığı bildiride Genelkurmay başkanı seçmek için askeri gruplardan oluşan komiteye yetki verildiği ifade edilmiştir. 18 Eylül 2017 tarihinde Geçici Hükümetinin başbakanı Cevat Ebu Hatab’ın imzasıyla yayımlanan bildiri, Geçici Hükümetinin Savunma Bakanlığı altından Genelkurmayı kurulmasını duyurmuştu. Kurulan Genelkurmayın Suriye’nin muhtelif bölgelerini temsil eden on iki albaydan oluştuğu dile getirilmişti. Genelkurmayın üyesi olan albaylar ise şu şekilde gelmişti: Albay Fadlüllah Haci, Genelkurmayı Başkanı Albay Haysem el-Ufaysi Genelkurmayı Başkan Yardımcısı Albay Ahmet Osman, Kuzey Halep’i temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay İmad Kokaş Güney ve Batı Halep’i temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Mehmud Awwad Sahil bölgesini temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Mustafa Rahhal İdlib’i temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Abdüsalam Mer’i Humus’u temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Ammar Nimer Şam’ı temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Musa Salem Dera’yı temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Naser Abdüllah Doğu Bölgesi (Suriye’nin doğu eyaletleri) temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Mutasem Hamviye Hama’yı temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Albay Yusuf Atraş Kuneytra’yi temsilen Genelkurmayı Başkan Yardımcısı. Bu açıklamanın ardından Geçici Hükümetin Başbakanı ve Savunma Bakanı Cevat Ebu Hatab’ın aljazeera’ye verdiği röportajda, Yeni kurulan Genelkurmayın yakında Suriye içinde faaliyet göstereceğini öne sürmüştür.
Ahrar el-Şam Yeni Liderini Seçti: Ebu Ammar el-Ömer
Profil / Suriye Gündem Aslen Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’in kırsal kesiminde yer alan Taftanaz’dan gelen Ali el-Ömer(Ebu Ammar el-Ömer), uzun yıllar ailesiyle birlikte yurtdışında, Irak ve Yemen gibi ülkelerde yaşadı. Ailesi Esed rejimine olan karşıtlığıyla bilinen el-Ömer’in amcası, 1982 yılında rejime karşı Müslüman Kardeşler’in liderlik ettiği ayaklanmada rejimle yaşanan çatışmalarda hayatını kaybetti. Ayaklanma başladıktan sonra Suriye’ye dönen Ali el-Ömer, rejime karşı başlatılan silahlı mücadeleye katıldı. Rejimle sürdürülen savaş sırasında iki kardeşi çatışmalarda yaşamını yitirdi. Ahrar el-Şam’la birleşmeden önce, İdlib merkezli Sukur el-Şam grubunda sözcülük yapan ve önemli liderlerden biri olan el-Ömer, birleşmeden sonra Ahrar el-Şam’da liderlik rolü üstlendi. İşa el-Şeyh liderliğindeki bir grup Sukur el-Şam olarak Ahrar el-Şam’dan ayrıldıklarını duyursa da, el-Ömer Ahrar el-Şam’da kalmaya devam etti. Ebu Ammar, Ekim 2015’te Ahrar el-Şam lideri Muhenned el-Masri(Ebu Yahya el-Hamavi) tarafından hareketin başkan yardımcılığı görevine atandı. Uzun ve sancılı bir seçim sürecinin ardından 29 Ekim 2016 Salı akşamı, Ahrar el-Şam el-İslami Hareketi’nin şura konseyi, Ebu Ammar el-Ömer’i, Ebu Yahya el-Hamavi’nin yerine hareketin yeni lideri olarak seçti. Bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan el-Ömer, Ahrar el-Şam’ın hem siyasi kanadına, hem de tabanına yakın bir isim olarak biliniyor.  
IŞİD Tarafından Öldürülen Komutan: Ali Şeyh Salih
Profil / Suriye Gündemi 1982 yılında, Halep’in doğusundaki el-Bab’a bağlı Tedrif köyünde dünyaya gelen Ali Şeyh Salih hakkında çok fazla şey bilinmiyor. Arap asıllı olan Salih, Türkmen ağırlıklı Sultan Murat Tümeni’nde askeri lider olarak komutanlık yapıyordu. Suriye’de başlayan iç savaşa kadar kendi halinde bir yaşam süren Ali Şeyh, bundan önce çiftçilik yapıyordu. Bazı kaynaklarsa onun ayakkabıcılıkla meşgul olduğunu söylüyor. Suriyeli muhalifler arasında Ebu İbrahim el-Askeri olarak bilinen Ali Şeyh Salih, özellikle Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında, TSK ile birlikte IŞİD’e karşı savaşıyordu. Operasyondaki etkin gruplardan Sultan Murad Tümeni’nin askeri lideri konumunda olan Salih, IŞİD’e karşı önemli bir liderdi. Ali Şeyh Salih’in, Kuzey Halep’teki IŞİD’e karşı yürütülen operasyondan bir görüntüsü 4 Ekim Salı günü, Halep’in kuzeyindeki Türkmen Barih köyü yakınlarında IŞİD’le yaşanan çatışmalar sırasında bir mayının patlaması sonucunda yaşamını yitirdi. ÖSO grupları, aynı gün kendisi hakkında bir taziye mesajı yayınladı. Türkmen Sultan Murad Tümeni’nin askeri lideri Ali Şeyh Salih, Türkiye’deki Gaziantep şehrinde defnedildi. Salih 2 çocuk babasıydı. Hanımı ve çocukları ise, Gaziantep’te ikamet ediyordu.
Hedef Alınan ŞFC Lideri: Ahmed Selame Mabruk (Ebu’l Farac)
Profil / Suriye GündemiAhmed Selame Mabruk(Ebu’l Farac el-Masri), 1956 yılında, Mısır’ın başkenti Kahire yakınlarındaki Gize şehrinde dünyaya geldi. Kahire Üniversitesi’ne bağlı bilgisayar bilimi bölümünden mezun olan Mabruk, Mısırlı el-Cihad(Mısır İslami Cihad) grubuna katıldı. 1981 yılında gerçekleşen Enver Sedat suikastı sebebiyle tutuklanan Mabruk, 7 yıl hapse mahkum edildi. 1988 yılında hapisten çıkan İslamcı lider, Sovyetler Birliği’ne karşı savaşmak için Afganistan’a gitti. Burada o dönemler Mısırlı el-Cihad grubu liderlerinden olan Eymen el-Zevahiri’yle birlikte hareket etmeye başladı. 1992 yılında Sudan’a geçen Ahmed Selame, burada Zevahiri’yle birlikte el-Cihad grubunun aktivitilerini sürdürmeye devam etti. 1996 yılında Arnavutluk’u ziyaret etmesinin ardından Çeçenistan’a gitmek amacıyla Dağıstan’a geçti. Burada Rus güvenlik güçlerince tutuklandıktan sonra bir süre Mahaçkale cezaevinde yattı. 1997 yılında Azerbaycan’a geçen Mabruk, 1998 yılında CIA ve Mossad’ın da dahil olduğu ortak bir operasyonla yakalandı ve Mısır’a iade edildi. Mısır’da el-Cihad grubundaki aktiviteleri sebebiyle 15 yıla mahkum edildi. 2011 yılında yaşanan Arap Baharı sürecinde Mısır’da hapisten çıktı. 2013 yılında Suriye’ye geçerek El Kaide’nin Suriye kolu el-Nusra Cephesi’ne katıldı. El-Nusra’nın Şura meclisinde yer alan Mabruk, lağvedilen el-Nusra’nın yerine kurulan Şam’ın Fethi Cephesi’nde de Şura üyeliğini sürdürdü. Ahmed Selame Mabruk, 3 Ekim 2016 günü Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’e bağlı Cisr eş-Şuğur şehrinde, ABD’ye ait olduğu sanılan bir İHA saldırısında yaşamını yitirdi. Mabruk, 4 çocuk babasıydı.