Kim Kimdir?
El-Nusra Cephesi İle Kriz Yaşayan ÖSO Bileşeni: 13 Fırka
13. Fırka ve Nusra arasında çatışma Bir süredir el-Nusra Cephesi ile yaşanan gerilimin ardından, 12 Mart 2016 tarihinde cumartesiyi pazara bağlayan gece Özgür Suriye Ordusu çerçevesinde hareket eden 13. Fırka ile çatışmalar yaşanırken, 13. Fırka’nın Maaret el-Numan’daki merkezi basıldı. İki grup arasında yaşanan çatışmaların ardından devreye arabulucular girdikten sonra oluşturulacak bir şeriat mahkemesinde sorunun çözülmesi kararlaştırıldı. El-Nusra Cephesi ve 13. Fırka bu kararı kabul ettiklerini açıkladı. Buna karşın bölgede zaman zaman gerilim tırmanmaya devam ediyor. 13. Fırka MOC odasıyla iyi ilişkilileri olduğu bilinen, Suudi Arabistan ve Katar’dan finansal destek aldığı tahmin edilen 13. Fırka, en fazla İdlib kırsalında varlık göstermiş olsa da, Türkmen Dağı’nda Esed güçlerine karşı, Tel Rıfat çevresinde ise YPG’ye karşı operasyonlarda yer almış olup, ayrıca Fetih Halep Operasyon odasına da katılmıştır. Operasyonlarda sık sık TOW füzeleri kullanmasıyla meşhurdur. Bu haliyle Suriye’de yabancı ülkelerden en çok TOW alan muhalif gruplardan biri olarak ön plana çıkmaktadır. Grup lideri Binbaşı Ahmet es-Suud, rejim ordusundan Temmuz 2012 yılında ayrılıp muhaliflere katılmış, bir müddet sonra 13. Fırkaya dönüştürülecek olan Maaret el-Numan merkezli İbad el-Rahman Tugayını kurmuş ve liderliğini yapmıştır. Ayrıca 2013 yılında Kefer Nubul beldesinde IŞİD’e karşı bir çatışmaya girmiştir. Son çatışmada 4 mensubunu kaybeden 13. Fırka, el-Nusra Cephesi’nin hala 17 mensubunu serbest bırakmadığını ve silahlarını geri vermediğini söylemektedir. 13. Fırka üyeleri TOW füzesi kullanırken:
Muhalefetin Kuşku Duyulan Ortağı: Cund el-Aksa
Son günlerde Hanasir saldırısıyla tekrar gündeme gelen Cund el-Aksa, Suriye’de savaşan gruplar içerisinde eylem ve hamleleri ile bir takım soru işaretlerinin gündeme gelmesine neden olan yapıların başında gelmektedir. 2014 yılı başında kurulan Cund el-Aksa hâlihazırda İdlib’te Sermin ilçesini kontrol etmekte ve hem İdlib’te Sarakib ilçesinde hem de Hama kuzeyinde Murek tarafında varlık göstermektedir. Cund el-Aksa asker sayısının 1000’e yakın olduğunu tahmin edilmekte iken savaşçılarının bir kısmının demografik olarak Suriye dışından, özellikle de Suudi Arabistan ve Kuzey Afrika Ülkerlerinden gelenlerden oluştuğu değerlendiriliyor. Türkistan grubu olarak bilenen ve çoğu Türki Cumhuriyetlerden gelen savaşçılardan oluşan grupla da iyi ilişkiler sahip olan Cund el Aksa, zaman zaman bu grupla beraber hareket edebilmektedir. Aynı zamanda ABD’nin de hedef aldığı gruplar arasında yer alan Cund el-Aksa’nın liderlerinden Said Arif, bir ABD hava saldırısında hayatını kaybetmiştir. Ebu Abdulaziz el-Katari, Muhammed Yusuf Osman tarafından kurulan Cund el-Aksa (Aksa Askerleri) ilk dönemlerinde aslen el-Nusra Cephesi altında bulunmaktaydı, fakat IŞİD’in ilan edilişi sürecinde Katari yaşanan tartışmalar üzerine farklı bir pozisyon alarak, her iki gruptan ayrı bir grup oluşturmayı tercih etti. Daha önce Afganistan’da da yer alan ve El Kaide saflarında yer alan Ebu Abdulaziz el-Katari, el-Nusra’nın lağvedilip IŞİD’in ilan edilmesi tartışmalarının yaşandığı bir süreçte, Ebu Muhammed el-Cevlani ve Ebu Bekir el-Bağdadi arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı. Grubun kurucu lideri Ebu Abdulaziz el-Katari 2014 yılı başında başlayan iç çatışmalar sırasında öldürüldü. Cemal Maruf’un lideri olduğu Suriye Devrimciler Cephesi’nin bu olayın arkasında olduğu iddia edildi. Daha sonra Katari’nin cesedi, Maruf’un Cebel ez-Zaviye’deki merkezinde bulunan bir kuyuda bulundu. Hali hazırda grubun askeri emiri (sorumlusu) Ebu Zer el-Cezravi (Arabistanlı), mali emiri ise Ebu Ahmet el-Katari’dir (Katarlı). Cund el-Aksa kurulduktan sonra el-Nusra Cephesi ile birkaç ortak operasyon gerçekleştirdi, bunlardan en önemlisi 2014 yılında Cemal Maruf’un grubuna karşı yapılan operasyondur. Fetih Ordusu kurulduğunda bu yapıya dahil olan grup, İdlip ve Cisr Eş-Şuğur’un alınmasında önemli rol oynadı. Fakat Ekim 2015 yılında Fetih Ordusu’ndan çekildiğini açıkladı, bu açıklamasında çekilme sebepleri olarak Fetih Ordusu’nun Türkiye Müdahalesini kabul etmesi ve IŞİD’e karşı savaşmasının dayatılmasını ortaya koydu. El-Nusra Cephesi ve IŞİD arası bir pozisyon benimseyen grup, IŞİD’in aşırı ve belli yönlerden Harici bir grup olduğunu kabul etse de, ona karşı savaşmamayı tercih etmektedir. Bunun yanında Cund el-Aksa savaşçıları arasında IŞİD’e sempati duyanlar olduğu gibi zaman zaman Cund el-Aksa’dan IŞİD’e katılanlar da olmuştur. Ağustos 2015’te 50 kişi Cund el-Aksa’dan ayrılıp silahlarıyla Rakka’ye gitmiş ve IŞİD’e biat emişlerdir.IŞİD’e karşı savaşmaması ve belirsiz bir tutum benimsemesi, diğer muhalif gruplar arasında rahatsızlığa neden olmaktadır. Bazı muhaliflere göre Cund el-Aksa direk IŞİD’e biat etmese de aynı zihniyet ve anlayış ile hareket etmektedir. Ancak grup bu iddiaları şimdiye kadar yalanlamıştır. Son aylarda Cund el-Aksa ve Nusra Cephesi bir araya getirip birleşme çabaları olmuştur, fakat bu çabaların sonuncunda Şubat 2016’ya gelindiğinde Cund el-Aksa ikiye bölünmüş, yaklaşık 430 kişilik, aralarında pek çok şeri (dini) ve askeri emirlerin bulunduğu ve çoğu Hama kırsalında bulunan bir grup Cund el-Aksa’yı bırakıp Nusra Cephesine biat etmişledir. Ayrılan grubun açıklamalarına bakıldığı zaman Cund el-Aksa komutanlığında yer alan bir grubun birleşmeye sıcak bakmadığı anlaşılmaktadır. Cund el-Aksa’nın gelecekte atacağı adımlara yönelik belirsizlikler devam etmektedir, örgütün Nusra Cephesine yada IŞİD’e mi katılacağı yoksa arada bir yerlerde mi pozisyon almaya devam edeceği henüz bir netlik kazanmamıştır. Grubun resmi Youtube hesabına ulaşmak için tıklayınız.  
YPG’nin savaş partneri: Ceyş es Suvvar
Gerek Türkiye’nin ABD’nin YPG ile kurduğu askeri angajmana karşı tutumu gerekse ABD’nin Özgür Suriye Ordusu’nun çeşitli bileşenlerine verdiği desteği çekerek yeni arayışlara girmesi; YPG liderliğinde ABD’nin himayesinde Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kurulmasını beraberinde getirdi.ABD, böylelikle YPG ile kurduğu taktiksel ortaklıktan vazgeçmeyerek, farklı formlarla ilişkisini perdeleyerek de olsa sürdürmekteyken, YPG de bölgedeki yayılmacılığını kontrolü altına aldığı bazı Arap unsurlar üzerinden devam ettirmeye çalışmaktadır. YPG’nin domine ettiği silahlı yapılanmalar tarafından 11 Ekim 2015 tarihinde Haseke’de gerçekleştirilen bir toplantının ardından kuruluşu ilan edilen SDG yapılanmasını YPG/YPJ ile birlikte Süryani Askeri Konseyi, Çeyş es Suvvar, Liva Suvar Rakka, Liva el Tahrir ve El Sanadid oluşturmaktadır. Sanadid, Hasake ilinde rejimi destekleyen Arap aşiretlerden oluşmakta ve PYD ile birlikte Kanton özyönetimde yer almaktadır. Liva Suvvar er Rakka ise nüfusu çoğu Arap olan Rakka’da Tel Abyad kasabasının YPG güçleri tarafından kontrol edilmesinde kısmen etkili olmuştur. Ancak SDG’nin Arap bileşenleri içerisinde en etkili örgütlenme olarak Ceyş es Suvvar ön plana çıkmaktadır. Genel olarak Halep kuzeyinde varlık göstermekte olan Ceyş es Suvvar YPG’nin son günlerde Azez koridorunda muhalif unsurlara yönelik başlattığı saldırılarda ön cephede yer almaktadır. Yine merkez Halep’te Eşrefiye bölgesindeki çatışmalarda da YPG ile birlikte muhaliflere karşı saf tutmaktadır. Ceyş es Suvvar 3 Mayıs 2015 yedi askeri grubun birleşmesiyle birlikte oluşmuştur. Bu gruplar ise: ⦁ Tecammua Suvvar Humus (Humus Devrimcilerin Topluluğu), Abdulilah el-Ahmed komutanlığı altındadır.⦁ Kitaeb Shams el-Shamal (Kuzey Güneş Tugayı), Rizan Abu Mehmut komutanlığı altındadır.⦁ Leva el-mühemmat el-hasse (Özel Operasyonların Tugayı), Abu Ali Berd komutanlığı altındadır.⦁ Akrad Cephesi (Kürtlerin Cephesi), Salah Jebo komutanlığı altındadır.⦁ Leva 99 Müshat (99. Piyade Tugayı), Ahmed Mahmut Sultan komutanlığı altındadır.⦁ Leva Sultan Selim (Sultan Selim Tugayı), Abdulaziz Merza komutanlığı altındadır.⦁ Fauj 777 (777. Alayı), Abu Arap komutanlığı altındadır. (Ancak bu grup daha sonra Ceyş es Suvvar’den ayrıldığını açıklamıştır).⦁ 15 Agustus 2015 tarihinden itibaren Rai bölgesinde varlık gösteren Selçuklular Tugayı da gruba katılmıştır. Çeyş es Suvvar profili: Ceyş es Suvvar’ı oluşturan grupların etnik yapısına baktığımız zaman çoğunlukla Araplar’dan oluştuğu görülmektedir. Bileşenlerinde az sayıda Türkmen de vardır. Ceyş es Suvvar’ın kuruluşundan bir müddet sonra Cemal Maruf’un grubun lideri olduğu iddia edilse de, bu durum hem Maruf tarafından hem de Ceyş es Suvvar tarafından 4 Haziran 2015 tarihinde yayınlanan bir bildiride yalanlanmıştır. Ceyş es Suvvar kendini Suriye Özgür Ordusu’nun bir parçası olarak tarif etmektedir ve ÖSO bayrağını kullanmaktadır. Ancak grup ÖSO tarafından hem rejimle hem de PYD ile işbirliği içinde olmakla itham edilmiştir. Öte yandan Ceyş es Suvvar MOC (Uluslararası Ortak Operasyon Odası) atlında, Amerika ile eş güdüm halinde hareket ettiğine yönelik iddiaları da yalanlamıştır. Fakat SDG’nin kuruluşuyla birlikte bu yapılanmaya dahil olmakla birlikte ilgili iddialar doğrulanmıştır. Nitekim ABD de SDG’ye silah ve mühimmat gönderdiğini açıklamıştır. Ceyş es Suvvar rejime karşı bazı noktalarda savaştığına dair videolar yayınlamıştır, hatta Halep Operasyon Odası’na da bir müddet katılmıştır. Ayrıca Halep kuzeyinde İŞİD’e karşı savaşta da varlık göstermiştir. Fakat SDG’ye katıldıktan sonra İŞİD’e karşı olmaktan ziyade Nusra Cephesi, Ahrar eş Şam ve diğer bazı muhalif gruplara karşı savaş açmış ve hem Nusra Cephesi hem de Ahrar eş Şam’ı “terörist gruplar” olarak bildirilerinde adlandırmaya başlamıştır. Örgüt son yaptığı açıklamada rejim güçlerinden ziyade Nusra Cephesi ve Ahrar eş Şam’ı hedef aldığını açık bir şekilde ilan etmiştir.