Analiz
Halep’te Kuşatılan Muhalifler
Suriye’de yaşanan iç savaş beşinci yılını geride bırakırken Suriyeli muhalifler özellikle Rus müdahalesinin ardından zor günler yaşıyor. Ülkede yaşanan yoğun çatışma yıkım sürecinin ardından rejimin oldukça zayıfladığı ve büyük oranda dış yardımlara ihtiyaç duyduğu bir dönemde Rusya’nın savaşa aktif olarak dahil olması, sahadaki dengeleri muhalifler aleyhine sarsmaya başladı. IŞİD’e karşı müdahale adı altında başlatılan Rus hava saldırılarının neredeyse tamamına yakınının muhaliflere yöneltilmesi ve karada İran güçleri ve yabancı Şii milislerin aktif katılımı neticesinde Esed rejimi uzun bir sürenin ardından Lazkiye, Deraa ve Halep bölgelerinde belli ilerlemeler sağlamayı başardı. Kuşkusuz rejim yanlısı güçlerinin saldırı odağının ise Halep olduğu görülüyor. Son dönemlerde Halep’te muhaliflerin rejim yanlısı güçlerin yoğun saldırısı sonucu Azez-Halep hattını kaybetmesiyle özellikle kuzeyde Türkiye sınırına uzanan hatta muhalifler üç yönden kuşatma altında kaldı. Rejimin ilerleyişi karşısında muhalif bölgelere saldırmaya başlayan YPG güçleri, muhaliflerden önemli mevzileri ele geçirerek Azez’i tehdit etmeye başladı. Yine aynı zamanda doğudan IŞİD’in eş zamanlı olarak muhaliflere saldırılar düzenlemesi ise, bölgedeki muhaliflerin durumunu büsbütün çaresiz kılıyor. Suriye’nin en büyük şehri olan Halep’teki çatışmalar, ülkede yaşanan iç savaşın en kritik cephelerden birini oluşturuyor. 2,5 milyonluk şehri kontrol altına almanın önemini bilen taraflarsa, şehirde kontrolü sağlamak için yıllardır çatışmaya devam ediyor. Nubl-Zehra Kuşatması 2012 yılının Temmuz ayında Suriyeli muhaliflerin Halep’te başlattığı saldırı dalgası ve şehir merkezinin önemli bir kısmıyla kırsal kesimin tamamına yakınında rejimin kontrolü kaybetmesinin ardından rejim yanlısı Şii nüfusa sahip Nubl ve Zehra beldeleri muhaliflerce kuşatma altına alındı. Çeşitli defalar muhalif gruplar tarafından alınmaya çalışılan Nubl-Zehra beldeleri ise, bu saldırıları püskürtmeyi başardı. 2014 yılından başlayarak özellikle El Kaide’nin Suriye kolu el-Nusra Cephesi’nin başını çektiği gruplar 30-60 binlik Şii nüfustan oluşan Nubl ve Zehra’ya saldırılar düzenledi. Şubat 2014’te düzenlenen ilk saldırıda muhalifler Zehra’nın güneyindeki el-Maamel’i ele geçirdi. Kasım 2014’te el-Nusra liderliğinde düzenlenen saldırıda muhalifler Zehra’nın güneyindeki sanayi bölgesine kadar ulaşmayı başardı. Üç cepheden saldıran İslamcı gruplar, Nubl beldesinin doğusundaki bazı binalara kadar ulaşarak ilk savunma hatlarına vardı. Ancak yoğun hava bombardımanı ve karadan Şii savaşçıların yoğun saldırıları sonucu en-Nusra Cephesi geri çekilmek zorunda kaldı. Ocak 2015’te yine el-Nusra liderliğinde düzenlenen bir başka saldırı dalgasındaysa, muhalifler Nubl ve Zehra’daki ilk savunma hatlarına ulaşmayı başarmasına rağmen, yine yoğun hava bombardımanı sonucu geri çekilmek zorunda kaldı. Aynı saldırıda muhalifler tanklarının çamura saplanması sonucu 4 tank kaybetti. Aynı saldırıda el-Nusra Cephesi Ebu Kudame el-Urduni adlı önemli bir komutanını kaybetti. Şubat 2015 ayında rejim güçleri Halep Handerat el-Mellah tarafından başlattıkları saldırı dalgasıyla Nubl ve Zehra yönüne ilerleyerek kuşatmayı kırmaya çalıştı. Ancak kötü hava koşulları ve muhaliflerin karşı saldırısıyla ele geçirilen noktaların çoğundan çekildi ve ağır kayıplar verdi. Nisan 2015’e gelindiğinde Nubl ve Zehra’da bulunan Şii Hizbullah militanları bir saldırı düzenleyerek daha önce muhaliflere kaybettikleri el-Maamel sanayi bölgesini geri aldı. Rejimden Nubl-Zehra Hamlesi Rus müdahalesi ve karada İran’ın aktif katılımıyla 2016 yılına belli kazanımlarla giren rejim güçleri, Şubat 2016’ya gelindiğinde Halep’in batısında yeni bir saldırı başlattı. Nubl ve Zehra’daki kuşatmayı kırarak, muhaliflerin kuzey Halep’le bağlantısını kesmeyi amaçlayan taarruzla birlikte havadan çok yoğun Rus bombardımanıyla kara İran’a bağlı birlikler ve Şii milisler ilerlemeye başladı. Güçlü pozisyonlara sahip Rityan’ı tercih etmeyen rejim yanlısı güçler, Başköy’den kuzeye yönelerek Duveyr Zeytun ve Tel Cibbin’e yüklendi. Bu mevzilerin düşmesi üzerine Hardatnin’e saldıran rejime bağlı güçler, burayı da alarak Muarasat el-Han’a vardı. Bu nokta ise Nubl ve Zehra’ya ulaşan son nokta oldu. Yaklaşık 4 yıla ulaşan Nubl-Zehra kuşatması böylesi kırılmış oldu. Bölgedeki hattı sağlamlaştırmak iseteye rejim yanlısı güçler, 4 Ocak’ta kuzedeki Mayer ve Kafar Naya’yı, 5 Ocak’ta ise yoğun çatışmaların ardından Rityan’ı aldı. Eş Zamanlı YPG Saldırısı Rejime bağlı güçlerin Nubl ve Zehra’ya ulaşarak kuzey Halep kırsalındaki muhaliflerin yolunu kapatmasıyla Afrin’de bulunan YPG unsurları harekete geçti. Muhalif mevzilere yönelik Rus hava saldırılarının sağladığı avantajdan da yararlanan YPG güçleri, 4 Şubat’ta Nubl’un kuzeyindeki Ziyara ve Kıreybe köylerine girdi. 6 Şubat’ta YPG ve Ceyş Suvvar güçleri 2 köyü daha ele geçirdi. Alkamiye köyünü ele geçiren YPG liderliğindeki güçler, Minneg Havaalanı’na ulaştı. Yine bazı stratejik tepeleri alan grup, Deyr Cemal’in güney girişine vardı. Bir sonraki gün Kiffin, Acar, Deyr Cemal ve Maranaz’ı alan YPG güçleri, muhaliflerin kuzey Halep’teki kalelerinden Tel Rifat’a bir kaç kilometre kadar yaklaştı. Suriyeli muhaliflerden Minneg Havaalanını teslim etmesini isteyen YPG’nin taleplerinin reddedilmesi üzerine YPG güçler saldırılarını sürdürdü. Aynı anda bölgeye yönelik düzenlenen yoğun Rus hava bombardımanı ise YPG’nin ilerleyişini kolaylaştırdı. Havaalanı ve çevresinde yaşanan yoğun çatışmaların ardından YPG ve Ceyş Süvvar güçleri 10 Şubat gecesi Minneg Askeri Havaalanı’nı ele geçirdi. Bir sonraki gün Azez çevresinde YPG güçleriyle muhalifler arasında çatışmaların başladığı rapor edildi, buna karşın YPG Azez’e saldırdığı iddialarını reddetti. Aynı anda güneyde saldırılarını sürdüren rejime bağlı güçler Tanura’yı aldı. 13 Şubat’ta ise Türk Ordusu sınırdaki Fırtına Obüsleriyle YPG mevzilerini vurmaya başladı. Buna karşın YPG Azez ve Tel Rıfat arasındaki Ayn Dakna köyünü ele geçirdi. Tel Rıfat ise yoğun Rus hava bombardımanı ve şehirde yaşanan şiddetli çatışmalarına ardından 15 Şubat’ta tamamen YPG kontrolüne geçti. Aynı gün rejime bağlı güçler Kafr Naya’dan çekilerek köyü YPG’ye bıraktı. Kafr Nasih’i de YPG alarak ilerleyişi sürdürürken, rejime bağlı güçler Miskan ve Ahras’ı ele geçirdi. IŞİD sınırlarına ulaşan YPG’nin Afrin kantonundaki güçleri, Mare’deki muhaliflerden şehri teslim etmelerini talep etti. Yaşanan görüşmelerin ardından bazı kaynaklar anlaşma sağlandığını duyursa da, daha sonra bu iddia yalanlandı. Güneyden rejim ve batıdan YPG’nin saldırısı altında kalan muhaliflere IŞİD de doğudan Mare yönünde 2 hücum gerçekleştirdi, ancak bu saldırılar muhaliflerce püskürtüldü. Son Durum Suriye iç savaşındaki kuşkusuz en kritik cephelerden biri olan Halep’te yaşanan çatışmalar, ülkedeki savaşı her geçen gün farklı bir boyuta taşıyor. Son olarak kuzey Halep’te muhaliflerin aynı anda YPG, IŞİD ve rejim tarafından kıstırılmış olması, bölgeye Türkiye’nin doğrudan müdahalesiyle daha farklı bir boyuta evriliyor. YPG’nin nihai olarak Türkiye’nin güney sınırı ve Suriye’nin kuzeyi boyunca oluşturmak istediği birleşik kantonlar düşüncesi için Azez hattı kritik bir öneme sahip. Kuzeydeki en önemli sınır kapılarından birine –Bab’us Selame (Öncüpınar)- sahip olan Azez koridoru, bölgeyi kontrol eden gruplara büyük bir avantaj sağlıyor. Gerek stratejik, gerekse ekonomik anlamdaki önemi sebebiyle ülkede savaşan bütün taraflar hattı ele geçirmek için büyük bir çaba sarf ediyor. IŞİD’in uzun süredir ele geçirmeye çalıştığı Azez koridorunda ilerleyişi sınırlı oldu. Son dönemlerde zayıflayan IŞİD saldırılarına bu dar koridorda uzun süre karşı koyan muhalifler, Türkiye’nin bir kaç aydır verdiği topçu desteğiyle IŞİD’e karşı belli kazanımlar elde etmişti. Geçtiğimiz yaz el-Nusra Cephesi’nin kuzey Halep’ten çekilmesi üzerine ilerleyen IŞİD’in hücumları zamanla zayıfladı. Esed rejime bağlı güçlerin Nubl ve Zehra’ya ulaşmasıyla Halep’teki muhalifleri büyük oranda yardımsız bırakmayı amaçladığı anlaşılıyor. Aynı zamanda Halep merkezinde yer alan muhalefet kontrolündeki bölgeler için kritik önemdeki Azez hattının düşmesiyle rejimin şehirde bir kuşatma oluşturmaya çalıştığı görülüyor. Bunun başarılması halindeyse ortaya çıkacak insani kayıplar ve maliyetse, gerek bölge ülkelerini endişelendiriyor. Hali hazırda YPG’nin son dönemde özellikle Rus hava desteğiyle muhaliflere karşı ilerlemeye başlaması, muhaliflerle YPG arasında büyük bir gerilime yol açmış durumda. Zamanla bu çatışma zemininin YPG ve muhaliflerin hakim olduğu diğer hatlara da yayılabileceği tahmin edilebilir.
Rus Müdahalesi Sonrası Değişen Dengeler
İdlib ve Cissir Şuğr’u kaybettikten sonra askeri açından elinde tuttuğu bölgeleri korumakta zorlanan Esed’e bağlı rejim güçleri Rusya’nın müdahalesiyle moral üstünlüğü eline geçirirken bir yandan da muhalefet üzerinde yoğun bir baskı kurmayı da başarmış gözüküyor. 30 Eylülde başlayan Rus hava saldırılarının ardından, rejim güçleri ile İranlı komutanların yönetimindeki Şii milisler ve Hizbullah’ın oluşturduğu koalisyon Kuzey Suriye’de üç ana cephede harekete geçerek Suriyeli muhaliflere yoğun bir saldırı dalgası başlattı. Gab Ovası ve güney Halep’teki çatışmaların ardından kuzey Lazkiye cephesinde Türkmenlerin yaşadığı Bayırbucak bölgesi rejim yanlısı güçler tarafından hedef alındı. YPG-SDG güçleri de rejimle birlikte Azez bölgesinde muhalif hatlara saldırmaya başladı. Bu saldırılarla Muhalif güçlerin Türkiye ile olan bağlantısı kesilmek istenirken Merkez Halep’te kuşatmaya alınmaya çalışılıyor. Kuzey hatlarında olduğu kadar yoğun olmamakla birlikte Güney cephesinde de bazı noktalarda Rus hava desteği sayesinde rejim güçlerinin çeşitli kazanımlar elde ettiği görülüyor. Suriye’de Rus müdahalesi sonrası önemli gelişmeler:
Suriye’de Değişimin Ortaya Çıkardığı Toplum: Suriye Türkmenleri
Arap Baharı’nın Mart 2011 tarihinde Suriye’ye sıçraması ile ülkede uzun yıllardır üstü örtülen yeni toplumsal dinamikler ortaya çıkarmaya başlamıştır. Bu dinamiklerden biri de Türkiye açısından akraba topluluk olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyan Suriye Türkmenleridir. Ancak Suriye Türkmenleri üzerine yeteri kadar çalışma yapılmamıştır. Orsam tarafından yayınlanan ve Ali Öztürkmen, Bilgay Duman ve Oytun Orhan tarafından kaleme alınan bu çalışma söz konusu boşluğu doldurma ve gelecek çalışmalara katkı sunma çabasının ürünüdür. Bu rapor ile Suriye’de Türkmen varlığı konusunda kapsamlı ve detaylı bir çalışma ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tam metne ulaşmak için tıklayınız. 
Suriye Askeri Muhalefeti Raporu
Abdulkadir Şen tarafından yapılan çalışmada; Aktör çeşitliliği, değişken ilişkileri ve dinamik ittifaklarıyla belki de tarihin en karmaşık sorunlarından biri haline gelmiş olan Suriye Krizindeki askeri yapılanmalar ele alınıyor. Tam metne ulaşmak için tıklayınız. 
Suriye’ye Komşu Ülkelerde Suriyeli Mültecilerin Durumu: Bulgular, Sonuçlar ve Öneriler
Orsam tarafından 6 aylık bir saha çalışması sonrası hazırlanan raporda; uluslararası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin Suriyeli mülteciler konusundaki çalışmalarına altyapı sağlayacak bulgular tespit edilip analize tabi tutulmuş.  Rapor Suriye’ye komşu dört ülkedeki Suriyeli mültecilerin durumunu birlikte ortaya koymaya çalışıyor. Böylece Suriyeli mültecilerin çok büyük çoğunluğunu ağırlayan ülkelerdeki Suriyelilerin durumunu toplu halde görme ve karşılaştırmalı olarak değerlendirme imkanı sunuyor. Tam metne ulaşmak için tıklayınız. 
Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri
Orsam’ın hazırladığı raporda; Suriyelilerin Türkiye’de yarattığı toplumsal, ekonomik, siyasi ve güvenlikle ilgili etkileri inceleniyor. Suriyeli ağırlayan her ilin kendi demografik yapısı, ekonomisi ve siyasi ortamından kaynaklanan özel durumu ve bu nedenle sınır illerindeki özgün durumu ele alan şehir analizleri de çalışmada yer alıyor. Tam metne ulaşmak için tıklayınız. 
İnsanlığın Kaybı: Suriye’deki İç Savaşın İnsan Hakları Boyutu
Yavuz Güçtürk tarafından hazırlan raporda Suriye’de yaşananlar, insan hakları bakış açısıyla değerlendirilmiş. Rapor artık birer istatistiki veriye dönüşmüş Suriyeli insanların acılarından kesitler eşliğinde bir Suriye fotoğrafı çekmeye ve farklı belgelerde yer alan vakaları bir araya getirerek tarihe not düşmeye çalışmakta. Tam metne ulaşmak için tıklayınız.     
IŞİD – PYD Çatışmasının Sıcak Cephesi: Ayn El-Arab (Kobani)
Can Acun ve Hüseyin Öner tarafından hazırlanan analizde; ‘PKK ve PYD’nin Esed Rejimi ile olan ilişkisi ne zaman başladı? IŞİD neden PYD’yi hedef alıyor? Ayn el-Arab’ın IŞİD’in eline geçmesi bölgedeki dengeleri nasıl etkiler?’ gibi sorulara yanıt aranmış. Çalışmada öncelikle Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgelerinde Esed Rejimi’ne karşı başlayan ayaklanmanın ardından ortaya çıkan tablo kısaca anlatılıp, PYD’nin ortaya çıkışı ve gelişimi, Esed Rejimi ile olan ilişkisi ve muhalif gruplarla olan çatışmasına değinilmiş. Burada PYD’nin ve IŞİD’in girmiş oldukları ittifaklar ve devamında gelişen çatışma ortamı ve Ayn el Arab (Kobani) üzerinde yoğunlaşan hâkimiyet mücadelesi incelenmeye çalışılmış.
Neo el-Kaide: Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)
Can Acun’un kaleme aldığı analizde Irak ve Suriye’de etkinlik kuran IŞİD nasıl ortaya çıktı? Örgütün temel felsefesi nasıl şekillendi, amaçları neler, liderliği kimlerden oluşuyor? El-Kaide ile nasıl ayrıştı? Sorularına yanıt aranmış. IŞİD’e dair Türkçe yazılmış ilk eserlerden olan çalışma örgüte dair en derli toplu Türkçe kaynak görüntüsünde. Tam metne ulaşmak için tıklayınız.