Analiz
Güney Cephesinde Hareketlilik: MOC Odasına Öfke Artıyor
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Yaklaşık bir senedir sakinliğini koruyan Suriye’nin güneyindeki Deraa ve Kuenytra merkezli güney cephesinde, son zamanlarda önemli gelişmeler ve hareketliliğin yaşanmaya başlandığı görülmekte. Bölgede son aylarda IŞİD’e bağlı Halit bin Velit Ordusu(Eski Şüheda Yermuk Tugayı ve Hareket el-Musenna) ile diğer gruplar arasında yaşanan çatışmalar haricinde neredeyse önemli bir çatışma olmadı. Genel olarak, güney cephesinde MOC odasının (Amman merkezli askeri operasyonlar merkezi) Deraa’da bulunan askeri grupların üzerindeki etkisi zamanla tahkim oldu. Bölgedeki etkin ÖSO koalisyonu Güney Cephesi’ne giden silah ve mühimmatı kontrol eden MOC odası, yapılacak operasyonlar ve hatta askeri ittifaklara müdahale ediyor ve onun onayı olmadan bu adımların gerçekleşmesinin mümkün olmadığı görülüyor. MOC odasının aldığı kararlardaysa son kararın ABD’li yetkililerin elinde olduğu muhalif kaynaklarca sık sık ifade ediliyor. Bu bağlamda muhalefete yakın bazı isimler MOC’un, güney cephesinde bulunan askeri grupların harekete geçmesini istemediğini ifade ediyor. Artan Öfke Güneydeki bu suskunluktan memnun olan Esed rejimi, güney cephesinde savaş hatlarının sakin olmasına dayanarak Şam etrafındaki muhalefetin kontrol ettiği beldelere (Dareyya, doğu Guta gibi) yönelik baskıları artırmıştır. Bu durum diğer muhalif gruplar tarafından MOC’a bağlı Güney Cephesi’ne karşı eleştirilerin yöneltilmesine sebep old. 19 Haziran 2016 tarihinde bazı düşünür ve yazarlar Güney Cephesi’ne bağlı askeri gruplara harekete geçmeleri çağrısında bulundu. Buna benzer bir biçimde 11 Temmuz 2016 tarihinde de başka bir çağrı yapıldı. Artan rahatsızlık ve öfkenin başka bir göstergesi ise Deraa Omari Camiinin eski imamı Ahmet es-Sayasne’den geldi. Muhalifler arasında bilinen bir isim es-Sayasne güneydeki halkı MOC’a bağlı gruplara karşı protesto etmeye davet etti. Bu çağrının üzerine, geçen Cuma günü 5 Ağustos 2016’da, cuma namazına müteakip Deraa şehrinde ve ona bağlı Muzirib gibi bazı beldelerde, camilerden ‘MOC’a Karşı Öfke Günü’ adı altında protestolar düzenlendi. Bu davet ve protestolara karşın MOC destekli Yarmuk Ordusu’na yakınlığı ile bilinen Nesib beldesinin büyük camiinin imamı, bu davetleri fitne kapısı olarak adlandırdı ve insanları protesto etmemeye çağırdı. Bir gün öncesindeyse bir başka olay daha meydana geldi. 4 Ağustos 2016 Perşembe günü muhalefetin kontrol ettiği yerlerde genel mahkeme olarak işlenen ve yargıdan sorumlu olan Dar el-Adl önünde kalabalık toplandı. Ceyze beldesine gelen kalabalık bir gün önce beldeye dönen savaşçıların başka bir grup tarafından (Topçu Birliği) hedef alınıp öldürülmesine protesto etti. Protesto edenler, katillerin kendilerine teslim edilmesini istedi. Son zamanlarda hem askeri grupların oluşturduğu baskı hem de Esed rejimine karşı harekete geçmemeleri nedeniyle Deraa ve Kuneytra’da yaşayan halkta büyük bir öfke ve rahatsızlık birikmiş durumda. Bu öfke fırsat bulunca hem bu gruplara hem de arkalarında olan MOC’a karşı kendini ortaya koymaktadır. MOC gruplardan kaymalar Artan öfke haberleri yayılırken, geçen hafta 500 Güney Cephesi’ne bağlı savaşçının kendi gruplarından ayrılarak Ahrar el-Şam ve Şam’ın Fethi Cephesi’ne katıldığı haberi gündeme geldi. Güvenli kaynaklardan tam olarak teyit edilemese de genel trendlere bakıldığı zaman böyle bir adımın olabileceği mümkün. Nitekim 2015 yılının Ağustos ayında başarısızlığa uğrayan Güney Fırtına operasyonu ardından da kaymalar olmuştu. ‘Huran Şahinleri, Mejd el-İslam’ Ceyş el-İslam’a katılırken ‘Şehit Ahmet Omer Tugayı’ ve ‘Bina Ümme Tugayı’nın ise Ahrar eş-Şam’a katıldıkları duyurulmuştu. O zamanlar bazı kaynaklar yaklaşık bir buçuk ay süren ve bütün Deraa eyaletini rejimden kurtarmayı hedefleyen operasyonun başarısız olmasında MOC’un bu taarruza destek vermemesinin de payı olduğunu dillendiriyor. Askeri gelişmeler Son dönemlerde ö nemli askerbiri gelişme 3 Ağustos 2016 tarihinde Deraa eyaletinde bulunan Busra eş-Şam beldesinde yaşandı. Beldede varlık gösteren ve MOC odasına bağlı olan Şebeb Es-Sunne grubun içinde adeta darbe oldu. Grubun içindeki bazı savaşçılar grubun karargâhına baskın düzenlerken, bir müddet mahsur kalan grubun lideri Ahmet Avde kaçmayı başardı. Aslında çatışmanın başta Avde ve grubun eski askeri lideri Muhammet T’ame’nin kardeşi arasında şahsi bir kavga olarak başladığı söylenmekte. Yaşanan olaylar sırasında Avde’nin ateş açması sonucunda yaralananlar oldu. Bunun üzerine gruba bağlı bazı savaşçılar halkın katılmasıyla grubun karargâhına ve diğer merkezlerine baskın düzenledi, kaçan Avde’nin yerini eski askeri lideri T’ame getirildi. Halkın olaylara katılmasının aslında gruba karşı artan öfkeden dolayı oluştuğu anlaşılırken, nitekim grubun lideri Ahmet Avde ve bazı savaşçılar hakkında yolsuzluk ve gücünün istismar iddiaları daha önce de yayılmıştı.Başka bir gelişme ise 8 Ağustos 2016 tarihinde yaşandı. ÖSO, bazı grupları ve Ahrar el-Şam küçük çaplı olsa da geçen Ocak ayında rejimin kontrolüne geçen Şeyh Miskin beldesine ufak çaplı taarruz düzenledi. Saldırı devam etmese de Güney Cephede angajmanlarında bir değişiklik olma olasılığına işaret etmiştir. Yine de bu oldukça zayıf bir ihtimal ve nitekim saldırılar da henüz ufak çaplı atışlardan öteye geçmiş değil. Muhtemel Senaryo Genel tabloya bakıldığında güney cephesinde MOC’a bağlı gruplara karşı halk nezdinde rahatsızlık devam ederken, bu gruplara karşı eleştiriler de arttığı görülüyor. Bu şekilde devam etmesi halinde zamanla MOC gruplarından diğer gruplara (Ahrar eş-Şam, Şam’ın Fethi Cephesi, Ceyş el-İslam) kaymalar beklenmesi normal olacaktır. Fakat dengeleri değiştirecek böylesi bir hamle ve Esed rejimini zor durumda bırakacak bir askeri gelişme olması için bölgeye önemli bir mühimmat ve finans aktırılması gerekiyor. ABD ve Ürdün kontrolündeki MOC odasının şu aşamada Suriye’nin güneyinde kontrolü kaybetmesi kısa vadede beklenmemektedir. Dolayısıyla artan öfke ve rahatsızlıkların küçük çaplı olaylar şeklinde tezahür etmesi beklenebilir, rejime karşı küçük bir taarruzda da bulunabilir, böyle bir taarruz MOC grupları tarafından eleştirilere karşı yapılabilir. Orta ve uzun vadede ise güney cephesinin dışından bir yardım ve ikmal temin edildiği halde dengeleri değiştirecek bir gelişme yaşanabilir. Burada, hiç şüphesiz, özellikle gidişata Fatih Ordusu liderliğinde Halep cephesinde ilerleyen muhaliflerin performansıyla etkili olacaktır.
Menbic’te Sona Yaklaşırken
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Yaklaşık 2 ay 1 hafta önce, 31 Mayıs’ta başlayan koalisyon destekli YPG-SDG taarruzunda, 105 köy ve çiftliğin yanı sıra, Menbic şehri neredeyse bütünüyle ele geçirildi. IŞİD’in Halep’in doğusundaki en önemli merkezlerinden biri olan Menbic’in YPG-SDG tarafından ele geçirilmesi, kuşkusuz Suriye iç savaşında yeni bir aşamaya geçildiğini ortaya koyan kayda değer bir gelişme. ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin günlük ortalama 15-20 hava saldırısıyla destek verdiği saldırıda, IŞİD güçleri uzun süre direnmeye çalışsa da, 2 aydan biraz fazla bir sürede bölgeyi kaybetmek durumunda kaldı. Fetih Ordusu’nun Halep’e yöneldiği ve rejime karşı önemli ilerlemeler kaydettiği bir dönemde, Halep’in doğusundaki YPG-SDG ile IŞİD arasında yaşanan gelişmeler, Türkiye sınırına yakın kuzey Suriye bölgesinde, yakın gelecekte daha büyük meydan okumaların yaşanmasına sebep olabilir. Operasyonun başlangıcı Mayıs ayının sonlarına doğru Rakka’ya ABD destekli bir YPG-SDG saldırısının yapılacağı yönünde geniş çaplı bir medya kampanyası yürütülürken, bölgede “kuzey Rakka operasyonu” adlı bir taarruz ilan edildi. Saldırının ilk günlerinde kısmi ilerleme kaydedilen taarruzda, IŞİD güçleri mevcut hatlarını kısmen korudu. Bu sırada IŞİD’in Azez-Mare hattında yeni bir saldırı dalgası başlatması üzerine, bölgede çok sayıda köy grubun kontrolüne geçti ve Mare kuşatma altına alındı. Bu gelişmenin ardından Türkiye, YPG-SDG’nin Fırat’ın batısına geçme rezervini kaldırdı ve kuzey Rakka operasyonu, bir anda hızlı bir manevrayla Menbic operasyonuna dönüştü. 31 Mayıs’ta başlayan operasyonda Tişrin Barajı’ndan hareket etmeye başlayan YPG-SDG güçleri, batı yönünde hızlı bir biçimde ilerleyerek IŞİD kontrolündeki köyleri ve çiftlikleri ele geçirmeye başladı. Aynı anda daha kuzeydeki Karakozak’ta portatif amfibik köprülerle Fırat’ın batısına geçmeye başlayan YPG-SDG güçleri, kısa sürede bölgede pek çok mevziyi IŞİD’den aldı. 3 Haziran’da IŞİD‘le yaşanan çatışmalarda YPG-SDG komutanı Ebu Leyla adlı Sadun Faysal yaralandı. 2 gün sonra Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye’de kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Ebu Leyla’nın adı, yürütülen operasyona verildi. 5 Haziran itibariyle IŞİD 50 civarında köy ve çiftliği kaybederken, YPG-SDG güçleri Menbic şehrine yaklaşmaya başladı. Bu dönemde IŞİD’e bağlı komutanlar ve bazı önemli isimler ailelerini şehirden tahliye etmeye başladı. 6 Haziran’da Carablus Menbic yolunun yanı sıra, güneyde Rakka’ya uzanan yol da YPG-SDG’nin kontrolüne geçti. 9 Haziran’da IŞİD’in Menbic komutanı olduğu öne sürülen Ebu Usame el-Tunusi’nin şehirden çıkarken YPG-SDG güçlerince ailesiyle birlikte öldürüldüğü duyuruldu. Aynı gün Menbic el-Bab yolunun da YPG-SDG’nin kontrolüne girdiği açıklandı. 10 Haziran’daysa Menbic şehrinin etrafı YPG-SDG güçlerince tamamen sarıldı ve böylece içeride bulunan IŞİD unsurları kuşatma altına alınmış oldu. Esed rejimine yakınlığıyla bilinen el-Masdar News’e göre içeride kuşatma altında kalan IŞİD mensuplarının sayısı 2 bini buluyordu. Çok yoğun hava saldırılarının eşlik ettiği taarruzda YPG-SDG güçleri 100’ün üzerinde köy ve mezrayı ele geçirdikten sonra ilk kez 18 Haziran’da şehrin dış mahallelerine ulaşabildi. Çatışmalar sık binaların yer aldığı kentsel bölgeye ulaştığında, YPG-SDG’nin ilerleyişi yavaşladı. 2 haftadan biraz fazla bir sürede Menbic çevresinde 100’ün üzerinde köy ve çiftlik ele geçiren YPG-SDG güçleri, Menbic şehri içerisinde zorlanmaya başladı. Bundan sonra yaklaşık 2 ay boyunca şehrin dış mahallelerinden başlayarak içlerine kadar çatışmalar aralıksız sürdü. IŞİD’in kuşatmayı yarma hamleleri IŞİD 20 Haziran’da ilk yarma girşimini Menbic’in batısındaki el-Bab yönünde bulunan Arima köyü ve kuzeydeki Carablus yönünden yaptı. Hızlı bir biçimde YPG-SDG kontrolündeki köylere giren IŞİD çok sayıda YPG-SDG savaşçısını öldürdü ve 3 köyü geri aldı. Ancak koalisyon uçaklarının tekrar bombardımana başlaması üzerine YPG-SDG güçleri IŞİD’e karşılık verdi ve IŞİD, ilerlediği bölgelerden çekilmek zorunda kaldı. YPG-SDG güçleri şehrin batısındaki mahallelerden Şeriat okulunun bulunduğu bölgeye kadar girerken, şehrin güneyinde bulunan buğday depolarını yoğun çatışmaların ardından IŞİD’den aldı, ancak IŞİD doğudaki depolarda direnmeyi sürdürdü. 28 Haziran’da IŞİD bir kez daha Carablus yönünden kuşatmayı yarma girişiminde bulundu ve YPG-SDG hatlarını açarak ilerlemeye başladı. Ancak bu saldırı da bir kaç saatlik ilerlemenin ardından püskürtülerek sonuçsuz kaldı. IŞİD’in en kapsamlı karşı saldırısı 1 Temmuz’da geldi. Kuzeyde Carablus yönünden, güneyde Akra dağları istikametinde ve şehrin içerisindeyse huruç hareketi şeklinde geniş bir saldırı dalgası başlattı. Carablus yönünde Dadat köyü çevresinde yoğunlaşan saldırılar devam ederken, güneyde Akra dağı çevresinde yaklaşık 7 köy IŞİD tarafından tekrar ele geçirildi. Aynı anda şehir içerisindeki IŞİD savaşçıları şehrin kuzeyindeki Celavi mahallesinin yanı sıra, şehrin hemen doğusunda yer alan Hataf köyünü ele geçirdi. IŞİD bir gün sonra yayınladığı videoda, çatışmaların başında öldürülen YPG-SDG komutanlarından Ebu Leyla’nın kardeşi Yusuf Abdi Sadun’u ele geçirdiğini duyurdu. Ancak bu saldırılar da kuşatmayı kırmada başarısız oldu ve YPG-SDG önemli kayıplar vermesine karşın, yoğun hava saldırılarının ardından IŞİD’in ilerleyişini durdurdu. Şehrin çevresindeki kuşatma duraksa da, daha sonra sıkılaşmaya devam etti. 16 Temmuz’da YPG-SDG güçleri Menbic’te bulunan ulusal hastaneyi IŞİD’den aldığını açıkladı. 21 Temmuz’daysa YPG-SDG, 48 saat içerisinde IŞİD’e şehri –hafif silahlarıyla birlikte- terk etme çağrısında bulunarak ültimatom verdi. IŞİD bu çağrıya bir yanıt vermedi. 22 Temmuz’daysa YPG-SDG güçleri tekrar saldırarak şehir postanesini ele geçirdi, 24 Temmuz itibariyle şehrin batısı büyük oranda YPG-SDG kontrolüne girdi. 28 Temmuz’da IŞİD bir kez daha, bu sefer el-Bab yönünde, batıdan saldırıya geçti ve bazı köyleri ele geçirdi. Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü(SOHR)’ne göre YPG-SDG’den aldığı el-Buveyr köyünde 24 kişiyi infaz eden IŞİD, şehir merkezinde de Bennavi mahallesini geri aldı. Buna karşın 2 gün süren çatışmaların ardından IŞİD’in son taarruzu da püskürtüldü. YPG-SDG’nin ilerleyişi ve şehrin düşüşü Temmuz sonu itibariyle YPG-SDG’nin şehrin yaklaşık yüzde 50’sini kontrolü altına aldığı öne sürüldü. Aynı dönemde şehirden 40 ila 50 bin sivilin ayrıldığı açıklandı. Koalisyon güçlerinin düzenlediği hava saldırılarında yüzlerce sivil yaşamını yitirirken, şehir merkezinde süren çatışmalarda, siviller iki ateş arasında kaldı. 5 Ağustos’a gelindiğinde YPG-SDG şehrin yüzde 90’nına hakim olduğunu duyururken, şehir içerisinde IŞİD’e yönelik kuşatma farklı paketlere bölerek sürdü. Kuşatma gittikçe sıklaşırken, şehrin doğusundaki IŞİD paketi de 6 Ağustos itibariyle IŞİD’den alındı ve şehir merkezindeki bölgelerin büyük bir kısmı da, YPG-SDG’nin kontrolüne geçti. Şehir içerisinde çatışmalar şiddetli bir biçimde devam etse de, Menbic Askeri Konseyi, 8 Ağustos’ta şehir merkezinden bir açıklama yayınladı ve şehrin tamamına yakının ele geçirildiğini duyurdu. IŞİD mensuplarının bazı mahalle ve binalarda sivilleri rehin tuttuğunu öne süren konsey, buraların da kısa sürede ele geçirileceğini açıkladı. Menbic sonrası IŞİD’in doğu Halep’teki en büyük ve en önemli merkezlerinden biri olan Menbic şehrini kaybetmesiyle bölgedeki gücünün oldukça azalacağı aşikar. Grubun bütün hamlelerine rağmen kuşatmayı kıramaması ve şehrin YPG-SDG kontrolüne geçmesi, örgütün son dönemlerde yaşadığı önemli gerilemelerden biri olarak kayıtlara geçti. Tedmur, Ramadi, Felluce, Hit gibi Suriye ve Irak çevresinde geniş bölge ve şehirleri kaybeden grup, Halep’in doğusunda Menbic’i kaybetmesinin ardından ciddi anlamda gerilemeyle karşı karşıya. Koalisyon güçlerinin hava saldırılarının etkili olduğu bu taarruzlarda IŞİD ciddi yara alırken, son dönemlerde lider kadrosunda da önemli kayıplar yaşıyor. Menbic’in düşmesinin ardından IŞİD’in pek çok anlamda oldukça önem verdiği Halep’ten bütünüyle çıkarılması ise, örgütü iyice Suriye ve Irak’ın çöllerle kaplı iç bölgelerine hapsetme potansiyeline sahip. Dışarıdan gelen savaşçı akışı ve desteğini de yitiren grup, kaybettiği bölgelerde oluşturduğu doğal kaynaklar ve vergi gelirlerinde de bir düşüş yaşıyor. YPG-SDG’nin Fırat’ın batısına geçmesinin ardından Menbic’te kontrolü sağlamasıyla bir süre sonra batıya doğru ilerlemeye devam edeceği tahmin ediliyor. Afrin bölgesinde yer alan YPG-SDG’nin varlığı, arada bulunan Bab şehrinin de ele geçirilmesiyle kuzey Suriye boyunca kesintisiz bir kontrol bölgesine ulaşabilme potansiyeline sahip. Böylesi bir senaryonunsa, gerek Türkiye, gerekse Suriyeli muhalifler tarafından da hoş karşılanmayacağı tahmin ediliyor. Her halükarda IŞİD bölgeden çıkarılsa bile, bundan sonra çatışmaların Suriyeli muhalifler ve YPG-SDG arasında olması bekleniyor. Bu gelişmeler karşısında rejimin tavrının ne olacağıysa, bir diğer merak konusu. Herşeye rağmen Haseke’den Halep’e kadar rejimle YPG-SDG arasındaki mevcut ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda, şu aşamada rejimin YPG-SDG ilerleyişinden rahatsız olmayacağı anlaşılıyor.
Şam’ın Fethi Cephesi ve Suriyeli Muhaliflerin Birlik Çabası Ömer Özkizilcik  
Analiz-Haber / Suriye Gündemi 28 Temmuz’da el-Nusra Cephesi’nin lider kadrosu yaptığı açıklamayla Suriye’deki El Kaide kolu el-Nusra’nın feshedildiğini ve Şam’ın Fethi Cephesi’nin kurulduğunu duyurdu. El-Kaide’nin Suriye kolu el-Nusra Cephesi’nin feshedilip Şam’ın Fethi Cephesi’nin ilan edilmesindeki önemli sebeplerden birisinin, diğer muhalif gruplar ile birleşme çabası olduğu düşünülüyor. Grubun bu isteğini açık bir şekilde beyanatlarında ifade ettiği görülüyor: “Biz ayrılıklardan ve kavgalardan feragat ederek birlik ve düzen çağrısında bulunuyoruz. Bizim genel mânâda önem verdiğimiz, doğru ve gerçekçi şeriat ilkelerine uygun olarak oluşturulan, tek bir bayrak altında olması zorunlu olan ümmetin ve özellikle de mücahitlerin birliğidir.” Özellikle son dönemlerde Amerika’nın Rusya ile beraber Nusra’ya karşı operasyon başlatacağı söylentilerinin, el-Nusra’nın bu yöndeki adımlarını tetiklediği düşünülüyor. Diğer muhalif gruplardan söz konusu gelişmeye yönelik açıklamalar gecikmedi. Bu anlamda, Suriye’deki en büyük muhalif grup olan Ahrar el-Şam’ın açıklaması büyük bir önem taşıyor. Ocak ayında Fetih Ordusu bileşenlerinin yaptığı birleşme görüşmeleri, el-Nusra Cephesi’nin El-Kaide’yle olan bağı öne sürülerek iptal edilmişti. Ahrar el-Şam, el-Nusra Cephesi’nin bir birleşme için ilk önce El-Kaide’den ayrılması gerektiğini belirtmişti. Ahrar el-Şam en son yaptığı açıklamada, el-Nusra’nın El-Kaide’den ayrılmasını kendilerinin teklif ettiğini ve bu gelişmeden memnun olduklarını belirtti. Bu ayrılmanın geç alınmış bir karar olduğunu ifade eden grup, bundan sonrası içi tek vücut halinde siyasi ve askeri anlamda beraber hareket edilebilecek bir oluşumun yolunun açıldığını öne sürdü. Ayrıca Ensaruddin ve Ecnad el-Şam da bu birleşme fikrine olumlu baktıklarını belirttiler. Suriyeli muhaliflerin yanında yer alan Suudi Arabistanlı din alimi Abdullah Muheysini ve Şam Alimler Birliği de birleşmeyi teşvik eden yapılar arasında. Bu bağlamda bakıldığında muhtemel bir birleşme senaryosunda Fetih Ordusu bünyesindeki Liva el Hak, Ceys el-Sünne ve diğer grupların ilk önce bu görüşmelere katılacağı öngörülebilir. Kendilerini ÖSO diye adlandıran muhalif grupların ise ilk aşamada bu birleşme görüşmelerine katılmaları beklenmiyor. Buna karşın ileriki aşamalarda bu gruplarla da muhtemel birleşmelerle ilgili müzakerelerde bulunulması kuvvetle muhtemel. Amerikan destekli olan ve TOW füzeleri gibi silah ve mühimmat desteği alan ve genellikle kendilerini Özgür Suriye Ordusu bünyesinde sınıflandıran gruplarsa, silah ve mühimmat desteğini kaybetmemek ve dahası Fetih Ordusu’ndaki gruplarla var olan ideolojik farklılıklardan ötürü bu oluşuma katılmaktan geri durabilir. Bu durumda yeni kurulmuş çatı yapı, bu oluşuma katılmayan grupları sistematik bir şekilde baskı altına alma potansiyeline sahip. Buna karşın dışarıdan destek alan grupların otonom bir pozisyonda rahat bırakılması da ihtimal dahilinde. Zira TOW füzeleri gibi cephe hatlarında oldukça gerekli taktik silah ve mühimmatların, bu grupların ellerine geçmesi için yeni oluşuma dahil etmeyerek, dış desteklerinin sürmesine izin verilebilir. Yukarıda bahsi geçen grupların yanı sıra, Cund el-Aksa da yayınladığı açıklamada Şam’ın Fethi Cephesi’nin kurulusunu tebrik etti ve birleşmeye taraftar olduklarını açıkladı. Fakat açıklamalarında geçen önemli bir ifade, grubun birleşmeye yönelik atılacak adımlara dair yaklaşımına ışık tutuyor: “Umuyoruz ki Allah bu sebeple hakka ve hikmete kulak tıkandığı için oluşan kördüğümleri çözer. Ve yine bu değişikliğin hükümetlere bağlı olan grupları da bağlı oldukları yerlerden ilişkilerini kesmeye teşvik edeceğini umuyoruz.” Bu açıklama şaşırtıcı olmamakla birlikte Şam’ın Fethi Cephesi’nin Cund el-Aksa ve diğer muhalif grupların arasında kalabileceğini gösteriyor. Ahrar el-Şam gibi grupların dış ülkeler ile olan ilişkileri Cund el-Aksa için birleşmeye engel olarak görülüyor. Bunu karşın Ahrar el-Şam, Cund el-Aksa’yı IŞİD’e sempati duymakla itham ediyor. Daha önce Fetih Ordusu’ndan Cund el-Aksa’nın ayrılmasının sebebi, Ahrar el-Şam ile arasında yaşanan gerilim olmuştu. Bu gerilim göz önünde bulundurulduğunda birleşmenin önünde ciddi bir engelin olabileceği düşünülüyor. El-Nusra Cephesi’nin devamı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Şam’ın Fethi Cephesi, birleşeceği diğer gruplardan dış ülkelerden bağımsız olmalarını isteyebilir. Buna karşın Fetih Ordusu’ndaki diğer gruplar, yurt dışındaki destekçilerini kaybetmekten çekinecektir. Burada diğer grupların Şam’ın Fethi Cephesi’nin talebini kabul etmesi halinde, ortaya çıkacak grup uluslararası camiadan ayrılmış bir yapı olacaktır. Bu durumda yeni oluşturulacak yapı, El-Kaidenin planına ortak olmuş olarak algılanma durumuyla karşılaşmasının yanı sıra, Afganistan’daki Taliban yönetimi gibi uluslararası toplumdan daha fazla soyutlanmakla karşı karşıya kalacak. Böylesi bir tablo, ne Ahrar el-Şam, ne Ecnad el-Şam ne de Fetih Ordusu’ndaki diğer grupların Suriye için öngördükleri siyasi ve uluslararası vizyona uygun olacaktır. Hali hazırda Suriyeli muhalifler arasında başta ABD olmak üzere uluslararası topluma yönelik oluşan tepki göz önünde bulundurulduğunda, Ahrar el-Şam ve benzeri grupların bundan sonra birleşmeyi reddetmesi halinde, tabanının önemli bir kısmını Şam’ın Fethi Cephesi’ne kaybetme riski bulunuyor. Başta Ahrar el-Şam olmak üzere, Fetih Ordusu’ndaki savaşçıların büyük bir çoğunluğu ideolojik olarak Şam’ın Fethi Cephesi’ne yakın kişilerden oluşuyor. Diğer bir ihtimal ise, Şam’ın Fethi Cephesi’nin uluslararası toplumla görüşebilen ve gerektiğinde müzakere süreçlerine katılabilen bir yapıyı kabul etmesidir. Böyle bir durumda yukarıda bahsedilen Cund el-Aksa beyanatında da görülebileceği gibi Şam’ın Fethi Cephesine ciddi eleştiriler gelebilir. Bu eleştiriler sonucunda Şam’ın Fethi Cephesi’nin kendi savaşçılarından belli bir bölümünü Cund el-Aksa’ya kaybetme ihtimali bulunuyor. Fakat Şam’ın Fethi Cephesi tabanında sözü geçen din adamları Abdullah Muheysini ve Ürdünlü Ebu Muhammed el-Makdisi gibi isimlerden olumlu değerlendirmeler alabilirse, bunun da önüne geçebilir. Zaten Muheysini’nin bu birliğe şimdiden destek vereceği düşünülüyor. Bu durumda Ebu Muhammed el-Makdisi’nin tavrı belirleyici olabilir. Bilindiği üzere Makdisi özellikle Şam’ın Fethi Cephesi’nin yurt dışından gelen savaşçıları üzerindeki etkisi büyük. Burada özel bir durum teşkil eden bir diğer yapıysa Türkistan İslam Cemaati. Fetih Ordusu’yla birlikte hareket etmelerine karşın, grubun çoğunluğunu Çin’in batısındaki Uygur Doğu Türkistan bölgesinden gelen Türkistanlılar oluşturmakta ve örgütün hali hazırda Afganistan-Pakistan bölgesinde de varlığı bulunmakta. Bu sebeple Türkistan İslam Cemaati grubunun yeni oluşumda resmiyette yer almaması öngörülebilir, ki yeni kurulacak oluşumun tamamıyla Suriye merkezli olması ön görülüyor. Fakat bu durum yine de sahada beraber çalışmaya engel teşkil etmiyor. Her şeye rağmen Türkistan İslam Cemaati yine de bu birliğin bir parçası olabilir. Grup, yayınladıkları resmi açıklamada, Şam’ın Fethi Cephesi’nin kuruluşunu muhalefet arasındaki birlik için olumlu bir adım olarak tanımlıyor. Ayrıca kendilerinin diğer muhalif gruplarla birleşmeye hazır olduklarını ifade ediyor. Türkistan İslam Cemaati’nin El Nusra Cephesi’nin El Kaide’de ayrılma kararı sonrası açıklaması Fetih Ordusu bünyesindeki gruplar birleşse ve tüm sorunlar çözülse bile bu oluşumun etkinlik alanı Suriye’nin kuzeyi – İdlib, Lazkiye, Kuzey Hama ve Halep – ile sınırlı kalabilir. Güney Suriye’de Fetih Ordusu bünyesindeki grupların kuzeydeki kadar güçlü olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, burada bir etkinlik kurmaları zor görünüyor. O bölgede daha çok Güney Cephesi adlı ÖSO bünyesindeki, Ürdün’deki MOC(Askeri Operasyon Odası)’a bağlı grup hakim. Güney Cephesi’nin, Şam’ın Fethi Cephesi’ne karşı rezervleri ve Amerika ile yakın ilişkileri olduğu biliniyor. Bununla birlikte başkent Şam çevresinde etkin olan Suriye’deki büyük gruplardan Ceys’ul İslam’ın tavrının belirgin bir etkiye sahip olacağı düşünülüyor. Ceys’ul İslam sözcüsü İslam Alluş yaptığı bir açıklamada, el-Nusra’nın El-Kaide’den ayrılmasını olumlu bulduklarını ama bu adımının yeterli olmadığını belirtmişti. Ceys’ul İslam özellikle Şam civarında Guta bölgesinde hakim bir güç olarak ön plana çıkarken, doğu Guta’da Ceyş el-Fustat adı altında bir süre önce birlesen el-Nusra, Ahrar el-Şam ve Ecnad el-Şam, Ceys’ul İslam ile sorunlar yaşamakta. Bu sorunlar zaman zaman gruplar arasında silahlı çatışmaların yaşanmasına da sebep oldu. Ceyş el-Fustat’ın hali hazırda Guta bölgesindeki varlığı, yeni oluşabilecek bir birliğin Guta bölgesinde çok fazla bir değişikliğe yol açmayacağını gösteriyor.
Şam’ın Fethi Cephesi’nin Kuruluşu ve Batı Medyası Ömer Özkizilcik  
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Bu çalışmada, Şam’ın Fethi Cephesi’nin kuruluşundan itibaren Batı medyasında Suriye hakkında yapılan haberlerde herhangi bir değişimin yaşanıp yaşanmadığı araştırıldı. Bunun için 01.08.2016 – 03.08.2016 arasında Suriye hakkında çıkan haberler rastgele seçildi ve haberlerde “Nusra” kelimesinin geçip geçmediği araştırıldı. Ayrıca dört Alman gazetesinin 01.08.2016 – 03.08.2016 ile 19.07.2016 – 27.07.2016 arasındaki Suriye haberleri birbirleriyle kıyas edildi. Bu dört gazetenin seçiminde temel alınan kriterler şunlardır: Gazetelerden biri devletin parasal desteğiyle çalışan gazetelerden seçildi. Diğer üç gazete ise tabloid olmayan en büyük gazetelerin arasından seçildi. Ayrıca seçilen haberler sadece internet haberlerinden ibaret. Ayrıca BBC ve The Guardian’da 01.08.2016 – 03.08.2016 ile 19.07.2016 – 27.07.2016 arasındaki Suriye haberlerinde Nusra kelimesinin kullanımında bir değişiklik olup olmadığı araştırıldı. Yapılan analizler sonucunda görünüşe göre, seçilen gazetelerde Suriye hakkındaki haberlerde Nusra kelimesinin geçmesinde ciddi bir azalma söz konusu. Nusra kelimesinin geçmediği haberlerde gazeteler sadece “muhalifler” tabirini kullanıyorlar. Diğer dikkat çeken bir husus ise Şam’ın Fethi Cephesi’nin geçtiği tüm haberlerde, açıklama olarak Nusra kelimesinin geçmesidir. Görülen o ki Şam’ın Fethi Cephesi ismi kabul görmüş ama okuyucuya izahat olarak Şam’ın Fethi Cephesi’nin eski Nusra Cephesi olduğu belirtiliyor. Bu açıklamaların devam edip etmeyeceği ileride daha iyi görülebilecek. Ortaya çıkan sonuçlar, Şam’ın Fethi Cephesi’nin kuruluşunun Suriye muhalefetinin Batı medyasındaki imajını Nusra ve El-Kaide’den daha çok muhalifler kelimesine çevirdiğini gösteriyor. İleriki aşamalarda bu trend Suriye muhalefetinin imajını batı medyasında daha olumlu bir noktaya getirebilir. Rastgele seçilmiş haberler: Haberde sadece “Muhalifler tabiri geçiyor”: Almanca olan medya: http://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/syrien-hubschrauber-abschuss-russland-aleppohttp://de.euronews.com/2016/08/03/widerspruechliche-informationen-ueber-giftgasangriff-in-syrienhttp://www.heute.de/kampf-um-aleppo-in-syrien-hunderttausende-eingeschlossen-44645120.htmlhttp://www.heute.de/syrien-konflikt-dramatische-lage-in-aleppo-es-muss-die-hoelle-sein-44646492.htmlhttp://derstandard.at/2000042260052/Rebellen-im-Kampf-um-Aleppo-zurueckgedraengthttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-07/syrien-aleppo-rebellen-offensivehttps://www.domradio.de/themen/kirche-und-politik/2016-08-03/exilpolitiker-zur-kritischen-lage-syrienhttps://www.tagesschau.de/ausland/aleppo-245.htmlhttp://www.blick.ch/news/ausland/syrien-regierungstruppen-draengen-rebellen-bei-aleppo-zurueck-id5337280.htmlhttp://www.faz.net/aktuell/politik/krieg-in-syrien-fuenf-russische-soldaten-sterben-bei-hubschrauberabschuss-14366814.htmlhttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/aleppo-fluchtkorridore-syrien-humanitaere-hilfehttp://www.tagesspiegel.de/politik/krieg-in-syrien-kein-frieden-in-sicht-fuer-das-zertruemmerte-land/13952170.html İngilizce olan medya: http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36961184 https://www.washingtonpost.com/opinions/global-opinions/stop-trusting-putin-on-syria/2016/08/02/4908146e-58c3-11e6-9aee-8075993d73a2_story.htmlhttp://www.dailysabah.com/syrian-crisis/2016/08/03/opposition-pushes-to-break-regimes-siege-on-syrias-aleppohttps://www.theguardian.com/world/2016/aug/03/syrian-rebels-advance-on-assad-forces-aleppo-siegehttp://www.irishtimes.com/opinion/editorial/syria-aleppo-has-become-a-new-srebrenica-1.2742807http://www.euronews.com/2016/08/03/video-footage-released-of-suspected-chlorine-gas-attack-in-syriahttp://www.aljazeera.com/news/2016/08/syria-war-rebels-vow-intensify-offensive-aleppo-160802152801024.htmlhttp://www.bbc.com/news/world-middle-east-36951783 Fransızca olan medya: http://www.humanite.fr/syrie-situation-dramatique-dans-alep-assiegee-612874http://www.rtl.be/info/monde/international/syrie-flou-autour-de-la-sortie-d-habitants-du-secteur-rebelle-d-alep-838716.aspxhttp://www.linternaute.com/actualite/depeche/afp/17/1628339/syrie-l-onu-propose-de-gerer-les-couloirs-humanitaires-a-alep.shtmlhttp://www.lefigaro.fr/flash-actu/2016/08/02/97001-20160802FILWWW00287-syrie-la-russie-rejette-les-appels-de-washington-a-la-retenue.phphttp://www.lemonde.fr/syrie/article/2016/08/02/un-groupe-humanitaire-syrien-affirme-que-des-gaz-toxiques-ont-ete-largues-sur-sarakeb_4977633_1618247.html Haberde Al-Nusra geçiyor: Almanca olan medya: http://www.welt.de/politik/ausland/article157459225/Aleppo-darf-nicht-zu-einer-Buehne-fuer-Massenmord-werden.htmlhttp://www.spiegel.de/politik/ausland/syrien-die-islamisten-sind-aleppos-letzte-hoffnung-a-1105806.htmlhttp://www.deutschlandfunk.de/syrien-konflikt-in-aleppo-geben-islamisten-den-ton-an.694.de.html?dram:article_id=361837http://www.spiegel.de/politik/ausland/syrien-rebellen-in-aleppo-starten-gegenoffensive-a-1105560.htmlhttp://www.tagesspiegel.de/politik/krieg-in-syrien-kein-frieden-in-sicht-fuer-das-zertruemmerte-land/13952170.htmlhttp://www.welt.de/newsticker/news1/article157422374/Fuenf-Tote-bei-bislang-schwerstem-Angriff-auf-russische-Luftwaffe-in-Syrien.htmlhttp://www.mopo.de/news/politik-wirtschaft/krieg-in-syrien-der-anfang-vom-ende–24488560http://www.fr-online.de/syrien/syrien-abschuss-ueber-aleppo,24136514,34566408.htmlhttp://www.t-online.de/nachrichten/ausland/krisen/id_78563360/syrien-konflikt-dschihadisten-starten-offensive-in-aleppo.htmlhttp://www.sueddeutsche.de/politik/syrien-menschen-sitzen-in-aleppo-fest-1.3103145http://derstandard.at/2000042076207/Islamisten-starten-Offensive-im-Sueden-Alepposhttp://www.bild.de/politik/ausland/syrien/aleppo-wird-die-belagerung-durchbrochen-47081456.bild.htmlhttp://diepresse.com/home/politik/aussenpolitik/5061106/Syrien_Funf-Tote-bei-Abschuss-von-russischem-Hubschrauberhttp://www.fr-online.de/syrien/syrien-assad-regime-hat-freie-hand-in-aleppo,24136514,34563652.htmlhttp://www.nwzonline.de/politik/fuenf-tote-bei-abschuss-in-syrien_a_31,0,3229815749.htmlhttp://www.rp-online.de/politik/ausland/syrien-russischer-hubschrauber-abgeschossen-aid-1.6154783 İngilizce olan medya: https://www.rt.com/news/354405-aleppo-shelling-gas-attack/http://edition.cnn.com/2016/08/02/middleeast/syria-aleppo/index.htmlhttp://abcnews.go.com/International/wireStory/syrian-official-troops-repel-attempt-break-aleppo-siege-41039646http://www.aljazeera.com/news/2016/08/rebel-shelling-kills-civilians-syria-aleppo-160801213204499.htmlhttp://www.voanews.com/content/syria-battle-for-aleppo-heats-up-as-rebels-press-offensive/3445868.htmlhttp://www.aljazeera.com/news/2016/08/syria-civil-war-russian-chopper-shot-idlib-160801100124816.htmlhttp://edition.cnn.com/2016/08/01/middleeast/syria-aleppo/http://www.wsj.com/articles/four-russians-dead-after-helicopter-shot-down-near-aleppo-say-rebels-1470048784http://www.9news.com.au/world/2016/08/03/15/54/rebel-syrian-fighters-detonate-tunnel-bomb-underneath-key-industrial-district Fransızca olan medya: http://www.rfi.fr/moyen-orient/20160731-syrie-contre-attaque-rebelle-sud-alephttp://information.tv5monde.com/en-continu/syrie-les-rebelles-contre-attaquent-au-sud-d-alep-assiegee-120843http://www.lefigaro.fr/vox/monde/2016/08/03/31002-20160803ARTFIG00117-accord-russo-americainen-syrie-vers-la-victoire-finale-de-moscou-et-de-teheran.php Der Spiegel, Tagesschau, Die Zeit ve FAZ 01.08.2016 – 03.08.2016 Nusra geçiyor: http://www.spiegel.de/politik/ausland/syrien-die-islamisten-sind-aleppos-letzte-hoffnung-a-1105806.htmlhttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/aleppo-al-nusrahttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/syrien-buergerkrieg-gas-chlor-sarakebNusra geçmiyor:http://www.spiegel.de/politik/ausland/syrien-hubschrauber-soll-laut-bericht-giftgas-abgeworfen-haben-a-1105813.htmlhttp://www.tagesschau.de/ausland/aleppo-253.htmlhttp://www.tagesschau.de/ausland/hubschrauber-syrien-101.htmlhttp://www.faz.net/aktuell/politik/ausland/naher-osten/krieg-in-syrien-dutzende-verletzte-nach-moeglicher-giftgas-attacke-14368629.htmlhttp://www.faz.net/aktuell/politik/krieg-in-syrien-fuenf-russische-soldaten-sterben-bei-hubschrauberabschuss-14366814.htmlhttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/aleppo-fluchtkorridore-syrien-humanitaere-hilfehttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/aleppo-syrien-buergerkrieg-russland-luftangriffe-5vor8http://www.zeit.de/politik/ausland/2016-08/syrien-hubschrauber-abschuss-russland-aleppo 19.07.2016 – 07.08.2016 Nusra geçiyor: http://www.spiegel.de/politik/ausland/syrien-russland-soll-us-stuetzpunkt-angegriffen-haben-a-1104356.htmlhttp://www.zeit.de/gesellschaft/2016-07/naher-osten-israel-syrien-krankenhaus-golanhoehenhttp://www.zeit.de/politik/2016-07/putschversuch-tuerkei-syrien-krieg-erdogan-assadNusra geçmiyor:http://www.spiegel.de/politik/ausland/syrien-enthauptungs-video-setzt-auch-die-usa-unter-druck-a-1104065.htmlhttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-07/syrien-fluechtlinge-abgeschnitten-hilfsorganisationen-hunger-krankheithttp://www.zeit.de/politik/ausland/2016-07/syrien-russland-angriff-rebellen-ciahttp://www.faz.net/aktuell/politik/ausland/krieg-in-syrien-rebellen-in-aleppo-enthaupten-angeblich-jungen-14349814.html BBC, Daily Telegraph, The Times ve The Guardian 01.08.2016 – 03.08.2016 Nusra geçiyor: http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36924000https://www.theguardian.com/world/2016/aug/01/syrian-rebels-launch-operation-to-break-aleppo-siegeNusra geçmiyor:http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36961912http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36961184http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36957579https://www.theguardian.com/world/2016/aug/02/chlorine-attack-syria-dozens-ill-saraqeb-idlibhttps://www.theguardian.com/world/2016/aug/03/syrian-rebels-advance-on-assad-forces-aleppo-siege 19.07.2016 – 27.08.2016 Nusra geçiyor: https://www.theguardian.com/world/2016/jul/25/un-calls-for-ceasefires-to-ease-civilians-despair-in-aleppohttps://www.theguardian.com/world/2016/jul/24/five-clinics-in-northern-syria-hit-by-regime-air-raids-say-activistshttps://www.theguardian.com/world/2016/jul/20/syrian-opposition-group-which-killed-child-was-in-us-vetted-alliance Nusra geçmiyor: http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36868706http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36843990http://www.bbc.com/news/world-middle-east-36835678https://www.theguardian.com/world/2016/jul/27/dozens-dead-in-syria-bomb-blast-qamishlihttps://www.theguardian.com/world/2016/jul/24/russian-airstrikes-aleppo-starvation-assad-siege    
Büyük Halep Operasyonu
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Geçtiğimiz 7 Haziran’da Esed rejimi Mellah çiftliklerinden ilerleyerek muhalif bölgelere ulaşan Kastello yolunu atış menziline almış ve Halep’i fiili olarak kuşatma altına almıştı. 28 Temmuz’daysa rejime bağlı güçler kuzeyden Mellah çiftlikleri, güneyden Liyramun, Halidiye ve Beni Zeyd yönlü ilerleyişiyle Kastello yoluna ulaştı ve Halep fiziksel olarak da kuşatma altına alınmış oldu. Şeyh Maksud mahallesinde YPG unsurlarının aktif biçimde destek verdiği kuşatma hamlesinde, YPG güçleri Beni Zeyd yönündeki Eşrefiye mahallesi ve Şeyh Maksud’un Kastello’ya bakan Gençlik Kompleksi binalarının olduğu bölgeyi muhaliflerden aldı. Böylece 2012 yılında Halep’in merkezindeki muhalif bölgeler ilk kez fiziksel olarak kuşatma altına alınmış oldu. Kuşatma altındaki muhalif bölgede 300 ila 400 bin sivilin bulunduğu tahmin ediliyor. Rejimin bu hamlesine karşı muhalif gruplar uzun süre Mellah-Handerat yönlü direnmeye çalıştıysa da, Rus hava bombardımanı ve topçu atışlarıyla bölgeyi stratejik olarak atış menziline alan rejime bağlı güçler, muhaliflerin saldırıları püskürtmesini imkansızlaştırdı. Bölgedeki YPG güçlerinin rejimle işbirliği yapmasıysa, muhalifleri bütünüyle çaresiz bıraktı. Rejimin Mellah-Handerat yönünden Kastello’ya yönelik yoğun saldırıları yaklaşık Nisan ayından beri sürüyordu. Bölgedeki muhaliflerin kontrolündeki Hareytan, Kefer Hamra ve Anedan da, bu saldırılardan en çok etkilenen bölgelerin başında geliyordu. Fetih Ordusu’ndan yeni strateji Rejim ve Rusya’nın Halep’e yönelik kuşatma hamlesini ön gören Fetih Ordusu, Nisan ayından itibaren Halep’in güneyinden yeni bir ilerleyişe başladı. Tel İys yönlü başlattıkları saldırıları daha sonra Han Toman çevresinde yoğunlaştıran Fetih Ordusu’na bağlı gruplar, özellikle bu bölgedeki hatlarını genişletmeye devam etti. Stratejik Karassi köyünün alınmasının ardından bir dönem Lazkiye’ye odaklanan Fetih Ordusu’nun, bir süre sonra Tel İys’e paralel el-Hadir’e saldırabileceği tahmin ediliyordu. İran ve Şii milisler bölgede yeni hendek ve savunma hatları oluşturmaya başlarken, söz konusu hazırlıklar uydu görüntülerine de yansıdı. Buna karşın Fetih Ordusu sürpriz bir saldırıyla el-Hikme okulu ve el-Amiriye’den çift yönlü saldırıya geçti. Fetih Ordusu’nun uzun süredir bu saldırıya hazırlandığı ve Halep’teki gruplarla koordinasyon kurmaya çalıştığı bir süredir konuşuluyordu. Fetih Halep koalisyonuna bağlı Halep merkezdeki çok sayıda grubun Kastello hattında ısrar etmesi sebebiyle bu strateji uygulamaya konulamamıştı. Ancak Kastello yolunun rejime bağlı güçlerce ele geçirilmesinin ardından bu stratejinin –mecburen- kabul edildiği anlaşılıyor. Halep’te 2012’den bu yana rejimle muhalifler arasında yaşanan çatışmalarda özellikle şehir merkezinde yıllardır donmuş olan geniş ve uzun hatlar, bölgedeki ilerlemeyi karşılıklı neredeyse imkansız hale getirmişti. Halep’in içerisinden muhaliflerin ilerlemesinin neredeyse imkansız olduğu bir durumda, rejim 2014’ten sonra Şeyh Neccar yönünden ilerlemeye başlayarak yavaş yavaş muhalifleri kuzeyden kuşatmaya başladı. O dönemlerde rejim Halep Cezaevindeki muhaliflerin kuşatmasını kırarak önemli bir moral zafer kazanırken, bölgedeki mevzilerini gitgide güçlendirdi. 2015 yılında Başköy’e kadar ulaşan rejimin ilerleyişi, muhaliflerce durduruldu. Bu bölgede rejim 1 yıl boyunca ilerleme kaydedemezken, Rus müdahalesinin ardından İran ve yabancı Şii milislerin karadan saldırısıyla Başköy’den Nubl Zehra yönüne güçlü bir biçimde yüklendi. Bu dönemde Nubl-Zehra’ya ulaşan Şii milisler, muhaliflerin Azez koridoruyla bağlantısını kopardı. Bunun ardından Kastello yönlü rejim ilerleyişi daha da kolaylaştı ve kuşatma tamamlanabildi. Uzun zamandır rejimin bu ilerleyişine karşı duramayan Halepli muhalifler, İdlib merkezli Fetih Ordusu’nun bazı tekliflerini geri çevirmişti. Muhalifler arasında bölgecilik ve hizipçilik sebebiyle rejim ilerleyişine karşı koyacak güçlü bir koalisyon kurulamazken, Halep’in kuşatılması, muhalif grupları mecburen ortak bir stratejide buluşmaya zorladı. Büyük Halep Savaşı Fetih Ordusu’nun liderlik ettiği “Melhameti Halebi Kebira – Büyük Halep Savaşı” operasyonu, 31 Temmuz’da start aldı ve Şam Fetih Cephesi(eski el-Nusra Cephesi)’nin el-Hikme okuluna yönelik düzenlediği 2 bomba yüklü araç saldırısıyla başladı. Oldukça geniş bir alanda başlatılan saldırıyla Fetih Ordusu’nun yanı sıra Özgür Suriye Ordusu bileşenleri, Doğu Türkistan İslam Partisi, Ensaruddin Cephesi, Feylak el-Şam, Ceyş’ul Mucahidin gibi pek çok grup katıldı. El-Hikme okulundan başlatılan saldırıyla ilerlemeye başlayan muhalifler, el-Nasr(1070 Apartman Projesi) bölgesine kadar ulaştı ve Batı Halep’teki Hamdaniye bölgesinin hemen bitişiğindeki bu bölgeyi ele geçirdi. Saldırının ilk gününde Tel Muta, Tel Uhud tepelerini alınmasıyla Halep Topçu Okulu’nun hemen güneyindeki Maşrufe köyüne yaklaşıldı. Aynı anda el-Vadihi yönündeki el-Amireye köyüne giren muhalifler, bölgedeki Tel Kura tepesini de ele geçirerek el-Huveyz’e yaklaştı. İlk gün önemli ilerlemeler sağlayan Fetih Ordusu mevzilerine yönelik gece saatlerinde Rus ve rejim uçakları hava saldırıları düzenlemeye başladı ve karşı saldırılarla muhalifleri ilerledikleri noktalardan çıkarmaya çalıştı. Buna karşın muhalifler mevzilerini tutmayı başardı ve karşı taarruzları durdurdu. Taarruzun ikinci gününde Fetih Ordusu el-Meşrufe köyüne saldırırken bölgedeki mevzileri ele geçirdi ve stratejik Halep Topçu Okulu’nu güneyden de kuşatmış oldu. Batı Halep’e giden rejim ikmal yolları el-Hikme okulu ve 1070 Apartman Projesi yönünde muhaliflerin ilerlemesiyle kesilirken, bölgedeki rejim hattı muhaliflerce atış menziline alındı. Yine taarruzun ikinci günü Fetih Ordusu Halep Su Arıtma Tesisi’nin güneyindeki Mahrukat tepesindeki rejim pozisyonlarına saldırarak ele geçirdi ve arıtma tesislerine yaklaştı. Aynı anda muhalifler el-Vadihi’ye de yaklaşırken, rejimin bölgedeki mevzileri baskı altına alıntı. Rejim güçleriyle el-Meşrufe köyü yönünde karşı saldırılarla muhaliflerin ilerleyişini durdurmaya çalıştı. Halep şehir merkezinde ise halk yaktıkları lastiklerle Fetih Ordusu’nun taarruzuna destek olmaya çalışırken, gök yüzüne yükselen yoğun duman nedeniyle uçakların görüşü oldukça kısıtlandı ve Rusya ve rejim uçakları bölgede hava saldırıları düzenlemekte oldukça zorlandı. Muhaliflerin el-Vadihi ve Halep Topçu Okulu-Ramuse yönlü saldırısıyla Halep içerisindeki kuşatmayı kırmaya yönelik girişimi, ikinci günün sonunda ciddi ilerleme kaydederek kuşatmayı kırmaya oldukça yaklaştı. Hali hazırda muhaliflerin Halep Topçu Okulu’nun çevresine ulaştığı ve okulu top atışıyla vurmaya başladığı haberleri geliyor. Aynı zamanda Halep içerisinde kalan muhalif grupların da, Fetih Ordusu’na Ramuse yönünden rejim hatlarına saldırarak destek vermeye çalıştığı görülüyor. Muhtemel senaryolar ve taarruzun sonuçları Özellikle Fetih Ordusu’na bağlı liderlerin yaptığı açıklamalara göre Halep’in güneyinde başlatılan saldırıyla yalnızca kuşatmanın kırılmasının değil, Halep’in bütünüyle ele geçirilmesinin hedeflendiği iddia ediliyor. Halep’in batısındaki Hamdaniye’ye yaklaşan muhaliflerin, Ramuse yönünde kuşatmayı kırmasıyla batı Halep’teki rejim bölgesini kuşatmaya alabileceği düşünülüyor. Güney kuşatmanın yarılmasıyla el-Mellah çiftliklerinden Kastello’ya tekrar yükleneceği ileri sürülen muhaliflerin, batı Halep’teki rejim bölgesini kuşatmak istediği anlaşılıyor. Mevcut saldırının çapı göz önünde bulundurulduğunda, Fetih Ordusu’nun momentumunu sürdürmesi halinde 1-2 haftalık bir saldırının ardından kuşatmayı kırabileceği düşünülüyor. Halep’teki en önemli ve en büyük rejim üslerinden biri olan topçu okulunun ele geçirilmesi, her şeye rağmen zor. Buna karşın daha çok kuzey yönlü tahkim edilmiş rejim mevzilerinin aksine, muhaliflerin güneyden ilerleyişi, rejim hatlarını yarmak için bir şans oluşturuyor. Muhaliflerin kuşatmayı yardıktan sonra saldırılarına devam edip etmeyecekleri henüz netleşmiş değil. Buna karşın Fetih Ordusu’nun bu noktada kararlı olduğu anlaşılıyor. Uzun süredir İdlib merkezli yapılanan Fetih Ordusu, Halep’te nüfuz kurmakta zorlanıyordu. Ancak bu saldırının başarılı olması halinde Halep’te Fetih Ordusu’nun etkinliğini oldukça artıracağı ön görülüyor. Bunun başarılması halinde yapının Halep’in, hiç değilse batı Halep’i bütünüyle ele geçirmek isteyebileceği düşünülüyor. Ancak böylesi bir hamlenin, en azından 1 aydan fazla süreceği ön görülebilir. Zira oldukça geniş ve büyük bir alanı kapsayan batı Halep’te rejimin oldukça büyük bir ordusu bulunuyor. Aynı zamanda bölgede büyük bir nüfus yaşıyor. Muhaliflerin Halep’te kuşatmayı kırıp rejimi batı Halep’ten çıkarmaları halindeyse, Suriye iç savaşının seyrinin bütünüyle değişme ihtimali bulunuyor. Böylesi bir gelişmenin ABD ve Rusya arasında yürütülen ve muhalifleri Esed’le anlaşmaya zorlayan insiyatifi oldukça zayıflatacağı ve rejimin tekrar çöküşün eşiğine getireceği düşünülüyor. Bu hamlenin Suriye’nin güneyinde rejimle anlaşacağı iddiaları ortaya atılan ve bir yılı aşkın bir süredir rejime karşı taarruz düzenlemeyen ABD destekli Güney Cephesi’nin de parçalanmasına yol açacağı ön görülüyor. Bu durumda Suriye iç savaşı yeni bir ivmeyle farklı bir evreye geçme potansiyeline sahip. Önümüzdeki haftalar, Fetih Ordusu ve İdlib-Halep merkezli muhaliflerin Halep’teki ilerleyişine göre bu resmi daha da netleştirecek.    
Türkiye’deki Darbe Girişimi ve Suriye
Analiz-Haber / Suriye Gündemi 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece, Türkiye’de tankların sokaklarda yürümesi ve F-16’ların şehirler üzerinde alçak uçuş yapmasıyla başlayan darbe girişimi, gece boyunca süren yoğun protestolar ve halkın sokaklara dökülmesiyle kanlı bir boğuşmaya dönüştü. Halkın büyük tepkisi karşısında darbe teşebbüsünde bulunan ordu mensupları geri çekilmek zorunda kalırken, darbe teşebbüsü akamete uğratıldı. Darbenin ardından yaklaşık 10 gündür ülke içerisinde darbe yanlısı isim ve gruplara karşı operasyonlar sürüyor. Suriye’de yaşanan krizde önemli bir yere sahip olan Türkiye, Suriyeli muhaliflerin en güçlü destekçilerinin başında geliyor. Suriye’deki iç savaş neticesinde çoğunluğunu Suriye’nin kuzeyinden gelenlerin oluşturduğu yaklaşık 3 milyon Suriyeli Türkiye’de bulunuyor. Suriye’deki muhalifler hariç, Suriye iç savaşındaki baş aktörlerin tamamı ise, Türkiye’yle kavgalı görünüyor. Hali hazırda Esed rejimi, PKK’nın Suriye kolu olan PYD-YPG ve IŞİD, Türkiye’nin tehdit olarak algıladığı, iç savaştaki diğer aktörler. Bunun yanı sıra Rejime destek sağlayan İran ve Rusya ise, Türkiye’yle her ne kadar hala ilişkilerini sürdürmeye devam etse de, Suriye’de karşı karşıya bir pozisyonda durmaya devam ediyorlar. Bölgede ABD’nin IŞİD’e karşı savaşta PKK’nın Suriye kolu PYD-YPG’ye destek vermesi ise, Türkiye’nin dış ilişkilerindeki daha geniş ölçekte ortaya çıkan meydan okumalardan bir diğeri. Darbe Teşebbüsü ve Suriye’ye muhtemel etkileri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hali hazırdaki hükümetin genel siyaseti göz önünde bulundurulduğunda, mevcut iktidarın Suriye muhalefetine destek verdiği biliniyor. Bu desteğin Türkiye’yi zor durumda bırakan hallerde de sürdürüldüğü düşünüldüğünde, mevcut iktidarın pozisyonunun kolay kolay değişmeyeceği anlaşılıyor. Yapılan bazı spekülasyonlarda iktidarın Suriye’de muhalefete destek vermesinin ülkedeki darbe teşebbüsünün nedenlerinden biri olduğu ve bunun uluslararası bir komplo olduğu da, hükümete yakın bazı kaynaklarca dile getirilen iddialar arasında. Tüm bu tabloya bakarak iktidarın Suriye muhalefetine desteğini çekmeyeceği ve muhtemelen desteğini artırma yoluna gidebileceği ön görülebilir. Hali hazırda hükümetin uluslararası anlamdaki baskıyı kırabilmek için Suriye muhalefetine olan desteğini daha da artırabileceği iddiaları, mevcut kuşatılmışlık hissi göz önünde bulundurulduğunda, anlaşılabilir görünüyor. Buna karşın darbe teşebbüsünün ardından iktidarın orduyla arasında başlayan güvensizliğin, kaçınılmaz olarak Suriye’deki krize yansımalarının olabileceği, kuzey Halep’teki durum ve Lazkiye’nin kuzeyi göz önünde bulundurulduğunda, daha iyi anlaşılıyor. Türkiye, kuzey Halep’te IŞİD’e karşı muhaliflere açık destek verirken, aynı bölgede YPG-SDG’nin muhaliflerle yaşadığı çatışmalarda muhaliflere topçu desteği sağlıyor. Hükümetle ordu arasında yaşanan bu krizin, bölgedeki bu gelişmelere ne ölçüde etki edeceği, merak ediliyor. Darbe teşebbüsünün başarılı olması halindeyse, Türkiye’nin Suriye’deki pozisyonunda radikal değişiklilere gidilebileceği, darbenin arkasındaki Gülen yapılanmasının ülkedeki Suriyeliler ve Suriye iç savaşına yönelik yorumlarından anlaşılıyor. Türkiye’de Erdoğan ve mevcut hükümetin dışında genellikle Suriye muhalefetine verilen destek farklı kesimlerce eleştiriliyor. Darbe girişimine katılanların konuya dair bakış açıları göz önünde bulundurulduğundaysa, bu girişimin başarılı olmasının, Suriye politikasında muhaliflerin aleyhine bir değişikliğe sebep olacağı gözleniyor. Hükümete yakın kaynaklardaysa, Suriye’de muhaliflere verilen desteğin, darbe girişiminin önemli sebeplerinden olduğu sık sık dillendiriliyor. Buna göre ABD ve Rusya’nın anlaşarak Esed’in kalacağı bir çözümü dayatmak istediği, ancak Erdoğan ve mevcut hükümetin buna karşı çıktığı, bu sebeple Erdoğan’ı devirecek bir darbenin ABD desteğiyle tertip edildiği iddia ediliyor. Darbenin arkasındaki isim olarak adı geçen Fethullah Gülen’in ABD’de bulunuyor olması ve ABD’nin Gülen’i Türkiye’ye iade etmemesi ise, bu iddiaları güçlendiriyor. Her şeye rağmen darbe teşebbüsünün hali hazırda akamete uğratılmış olması, Suriye muhalefeti için olumlu bir gelişme olarak gözüküyor. Zaten darbe teşebbüsünün ardından Suriye muhalefetinin büyük bir kısmı, Türk hükümeti ve darbeye karşı duran halka peş peşe destek açıklamaları yayınladı. ABD’nin rezervleri sebebiyle Suriyeli muhaliflere olan desteğini sınırlı tutan Türkiye’nin, darbe teşebbüsü sonrası ABD ile olan ilişkilerinin zarar görmesi, Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere olan desteğini daha da artırabileceği şeklinde yorumlanabilir. Buna karşın TSK ile hükümet arasında yaşanan güvensizliğin, IŞİD ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD-YPG ile mücadeleye nasıl yansıyacağıysa henüz netleşmiş değil. Darbe gecesi darbenin başarılı olduğu düşüncesiyle Esed yanlısı bölgelerde sevinç gösterisi olarak havaya ateş açıldığı rapor edilirken, darbenin akamete uğratılmasının rejim yanlılarında olumsuz karşılanacağı anlaşılıyor. Her halükarda bütün senaryolara göre Türkiye’de yaşanan darbe teşebbüsü ve ardından yaşanan gelişmelerin, Suriye’deki iç savaşı derinden etkileyeceği, net bir biçimde görülüyor.
Güney Cephesi Sessizliğini Bozuyor Mu?
Analiz-Haber / Suriye Gündemi 2014 yılının Şubat ayında Suriye’nin güneyindeki Deraa merkezli çok sayıda Özgür Suriye Ordusu bileşenlerinin bir araya gelmesiyle oluşturulan Cebhet Cenubiyye – Güney Cephesi, Suriyeli muhalifler arasında en büyük ve düzenli organizasyonlardan biri olarak ön plana çıktı. Özellikle Deraa ve çevresindeki el-Nusra ve Ahrar el-Şam gibi İslami grupların etkinliğini azaltmak için bir alternatif olarak ön plana çıkan GC oluşumu, Ürdün’de ABD’nin oluşturduğu Military Askeri Command – Askeri Operasyon Odası’na bağlı bir biçimde hareket etmeye başladı. 2014’ün sonları ve 2015 yılının ilk altı ayında belli operasyon ve ilerlemelere imza atsa da, GC, 1 yılı aşkın bir süredir neredeyse rejime yönelik bütün operasyonlarını durdurdu. Özellikle Rusya’nın müdahalesi ve muhaliflerin gerek kuzey Suriye’deki Halep çevresinde, gerekse Şam’ın etrafındaki kuşatma altında bulunan bölgelerde yoğun baskı altında kalması, GC’ye yönelik büyük eleştiri ve tepkilere neden oldu. GC’yi rejime karşı saldırıları durdurarak “devrime” ihanet etmekle suçlayan Suriyeli muhalif gruplar, Deraa merkezli 54 gruptan oluşan koalisyonu harekete geçmeye çağırdı. Yüzlerce aktivist imzaladıkları bildiride, GC’ye operasyonlara tekrar başlama çağrısı yaptı. Suriyeli muhaliflerin önde gelen din adamlarının yer aldığı bir diğer grupsa, yaptıkları açıklamada; GC’nin diğer muhalif gruplara ve bölgelere yardım için rejime karşı saldırıya geçmesi gerektiği, bunun yapılmaması halinde ise bu koalisyonda bulunan muhalif savaşçıların bu grupları terk etmesi gerektiği yönünde dini bir fetva yayınladı. Bu tepki ve çağrıların üzerine güney cephesine bağlı 11 grup “Hayyellah” adlı yeni bir operasyon başlattığını duyurdu. Güney Cephesi ve rejim karşıtı operasyonları Güney Cephesi’nin 3 Şubat 2014’te ilan edilişinin ardından rejime yönelik Deraa’da 3 ay sürecek bir operasyon başlattı. El-Nusra Cephesi ve Ahrar el-Şam gibi İslami grupların da destek verdiği operasyonda Deraa merkezdeki rejim bölgeleri hedef alındı. Ancak Mayıs ayına gelindiğinde operasyondan net bir sonuç alınamadı. 2014 Eylül ayına gelindiğindeyse yine İslami gruplarla birlikte bu sefer İsrail sınırındaki Kuneytra merkezli yeni bir saldırı dalgası başlatıldı. Saldırıda muhalifler önemli ilerlemeler kaydederken, Suriye sınırları içerisinde kalan Golan tepeleri dahil Kuneytra’nın büyük bir kısmı muhaliflerin kontrolüne geçti. 2014 Ekim ayındaysa Kuneytra sınırındaki Harra GC ve diğer muhalif grupların katıldığı yeni bir operasyonla ele geçirildi. Kasım ayına girildiğinde muhalifler bu kez Şeyh Miskin bölgesine operasyon başlatırken, Neva şehrini ve Şeyh Miskin çevresini ele geçirdi. 2015 Ocak ayındaysa Şeyh Miskin ve yakınlarındaki 82. Tugay üssü tamamen ele geçirildi ve Deraa’nın batısındaki bölgelerin büyük bir kısmı muhaliflerin kontrolüne girdi. 2015 Mart ayında GC’nin başarılı olduğu son operasyonlardan Busra el-Şam operasyonu düzenlendi ve Deraa’nın doğusundaki bu bölge rejimden alındı. Hemen ardından Nisan ayında Ürdün’e açılan Nasib sınır kapısı ve Ürdün sınırı boyunca uzanan çok sayıda kontrol noktası muhaliflerce ele geçirildi. Sonraki Haziran ayı boyunca 52. Tugay üssünün ele geçirilmesi hariç, GC’nin duyurduğu Süveyda’da bulunan Tal’a hava üssüne yönelik saldırı ve Deraa merkezin ele geçirilmesine yönelik “Asifet’ul Cenub” (Güney Fırtınası) operasyonu, 2 hafta süren çatışmaların ardından başarısızlıkla sonuçlandı. Bu başarısızlıkların ardından GC Kuneytra’daki rejim kontrolünde bulunan Baas Şehri ve Han Arnabe’ye yönelik bir diğer başarısız girişimin haricinde bir daha rejime yönelik bir taarruzda bulunmadı. Buna karşın rejim güçleri Ocak ayında 2016’da Şeyh Miskin ve yakınlarındaki 82. Tugay üssüne girdi. Muhaliflerse çekilmek zorunda kaldı. Deraa ve çevresinde GC’ye bağlı grupların ağırlıkta olduğu bölgelerde IŞİD’e bağlı Liva Şüheda Yermuk grubu ve Hareket el-Müsenna İslami grubu muhaliflere saldırdı ve Tasil ve Advan gibi bazı bölgeleri ele geçirdi. El-Nusra Cephesi ve Ahrar el-Şam IŞİD’e bağlı bu gruplarla uzun süredir çatışırken, GC bu gruplara karşı uzun süre sessiz kaldı. LŞY grubunun önceleri GC’ye bağlı olmasının bunda bir etkisi olduğu öne sürüldü. Buna karşın IŞİD’e bağlı bu grupların Batı Deraa’daki ilerleyişi karşısında GC harekete geçerek karşı saldırı düzenledi ve IŞİD yanlısı grupları İsrail ve Ürdün sınırındaki 12 köye geri püskürttü. Muhaliflerden GC’ye tepki 2015 Haziran ayındaki başarısız ‘Güney Fırtınası’ operasyonunun ardından GC’nin 1 yılı aşkın bir süredir rejime karşı neredeyse hiç bir operasyon düzenlemesinin ardından muhalif çevrelerde GC’ye karşı tepkiler yükselmeye başladı. Özellikle Rus müdahalesiyle birlikte kuzey Suriye’de ağır baskı altında olan muhalif gruplar, GC’yi ihanetle suçladı. Şam’ın etrafındaki batı Guta’daki kuşatma altındaki bulunan Dareyya ve Han el-Şeyh’te durumun kötüleşmesi, doğu Guta’da ise muhaliflerin çok sayıda bölgeyi kaybetmesi üzerine GC üzerindeki baskılar arttı. Rejimin, Deraa ve çevresinde GC’nin operasyon yapmaması sebebiyle ordu birliklerinin bir kısmını doğu ve batı Guta’ya kaydırdığı haberleri yapılırken, bölgede kuşatma altında bulunan muhalifler oldukça zor bir durumda kaldı. GC’nin Ürdün’ün baskısıyla operasyonları durdurduğu öne sürüldü ve ABD’nin yönlendirdiği MOC’un GC’ye silah ve mühimmat sevkiyatını durdurduğu iddia edildi. Bunun yanı sıra ABD’nin GC’nin rejime saldırması halinde GC’yi hedef alacağı iddiaları da muhalif kaynaklarca gündeme getirildi. Suriyeli muhalifler için sembol şehirlerden Dareyya’nın kurtarılması için GC’ye çağrıda bulunuldu. Aktivistlerin, muhalif isimlerin imza attığı bu bildirilerin yanı sıra, muhalif din adamları da GC’yi harekete geçmeye çağıran bir fetva yayınladı. Tüm bu tepkilerin ardındansa bugün GC’den “Hayyellah” adlı yeni bir operasyon başlatılacağı açıklaması geldi. Muhtemel GC operasyonu ve olası etkileri Esed rejiminin 2015 Mart ayında gerek kuzeyde İdlib çevresinde, gerekse güneyde Deraa ve Kuneytra çevresinde muhaliflerin aynı anda ilerleyişi karşısında oldukça zor durumda kaldığı ve çöküşün eşiğine geldiği ortaya çıktı. Rejimin bu dönemde muhalifler karşısında aldığı art arda yenilgiler karşısında Rusya ve İran’ın ülkeye direk müdahale planları yapmaya başladığı açıklanmıştı. Neticede 2015 Sonbaharıyla birlikte Rusya ve İran’ın Suriye’ye havadan ve karadan müdahalesi, ülkedeki dengeleri tekrar rejimin lehine çevirdi. Bu dönemde rejim ülkenin kuzeyine odaklanırken, güneyde GC’nin etkin olduğu bölgelerde muhaliflerin sessiz kalması, rejimin kuzeye odaklanabilmesini kolaylaştırdı. Özellikle Halep’te Rusya ve İran’ın da aktif katılımıyla rejime bağlı güçleri önemli mevzi ilerlemeler sağlarken, aynı dönemde güney cephesindeki muhaliflerin harekete geçmemesi, dengeleri muhaliflerin aleyhine çevirdi. Bunda Deraa çevresinde GC dışındaki muhalif grupların zayıf olmasının yanı sıra, Ürdün’ün GC üzerinde etkin olması ve bu konuda GC’ye baskı yapmasının da rol oynadığı söyleniyor. Bütün bu tablo karşısında GC’nin gelen tepkiler karşısında meşruiyetini kaybetmeye başlaması üzerine yeniden harekete geçme sinyalleri vermesi, özellikle Şam çevresi ve kuzey Suriye’deki muhalifler için yeniden nefes alma fırsatı olabilir. Rejimin kuzey Suriye’de muhaliflerle ve ülkenin doğusunda IŞİD’le çatıştığı Humus çevresine odaklandığı bir dönemde, Deraa yönünden muhaliflerin güçlü bir taarruz düzenlemesi halinde önemli ilerlemeler sağlayabileceği düşünülüyor. Özellikle Kuneytra’nın kuzeyinden batı Guta’daki kuşatmayı kırmaya yönelik çabalar, Şam’ın etrafındaki kuşatma altında bulunan muhalifler bölgeler için önemli bir gelişme olabilir. Buna karşın GC’nin ilan edilen operasyonda ne kadar ciddi olduğu ve ne ölçüde rejime saldırı düzenleyeceği ise meçhul. GC’nin sessizliğini koruması halindeyse, zaman içerisinde bölgedeki meşruiyetini yitirebileceği ve Ahrar el-Şam gibi alternatif grupların bölgede güçlenebileceği, spekülasyonlarda bahsi geçen konular arasında.
Aktivistlerden Güney Cephesi’ne Çağrı
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Rejim güçlerinin muhaliflerin kontrolündeki Şam’a bağlı doğu Guta’ya ve batı Guta’daki Dareyya beldesine karşı son dönemlerde artırdığı yeni taarruzların ardından 200’den fazla medya kuruluşu ve aktivist, özellikle Deraa’da bulunan ve Ürdün merkezli askeri operasyon odasına(MOC) bağlı Güney Cephesi’ne Esad rejimine karşı harekete geçme ve onunla yapılan yerel ateşkesleri bozma çağrısında bulundu. Yayımlanan çağrıda, özelikle Dareyya’ya vurgu yapılarak, 3 yılı aşkın bir süredir kuşatma altında bulunan şehrin, devrimin sembolü olduğu hatırlatıldı. Uzun zamandır rejim tarafından kuşatılmış bulunan Dareyya’ya karşı, son dönemlerde rejim saldırılarının arttığı gözleniyor. Deraa merkezli Güney Cephesi’ne bağlı muhalif grupların son 1 yıldır rejime karşı saldırılarını durdurmasının ardından, rejim güçleri bölgedeki güçlerini batı Guta’daki Dareyya ve doğu Guta’daki muhalif bölgelere kaydırıyor. Yıllardır kuşatma altında bulunan bu bölgelerde muhaliflerin durumu kötüleşirken, Güney Cephesi’nin Deraa’da rejime saldırmaması tepkilere neden oluyor. Öte yandan söz konusu çağrıda, Halep cephesinde son zamanlarda yaşanan çatışmalara da değinilerek, yerel ateşkeslerin bir işe yaramayacağı, Esad rejiminin anlaşmalara sadık kalmayacağı, Dareyya ve Halep’ten sonra sıranın Deraa da dahil bütün yerlere geleceği ifade ediliyor. Çağrıyı imzalayan önde gelen isimler arasında gazeteci Musa el-Ömer, yazar Fayez Sare, Dr. Abdülkerim Bakkar, SMGK üyesi Süheyr Attasi, aktivist Velid Faris ve Fuad Hallak bulunuyor. Dün yayınlanan bildirinin yanı sıra, yaklaşık bir ay önce de, 19 Haziran 2016 tarihinde bazı düşünür ve yazarlar Güney Cephesi’ne bağlı askeri gruplara yönelik benzer bir çağrıda bulunmuştu. Çağrı metni:
Kuşatılan Halep ve Muhtemel Senaryolar
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Esed rejiminin Rusya’nın Suriye’ye 2015 yılı sonundaki aktif müdahalesiyle mevzi kazanımlar elde ettiği bir dönemde, Halep’te muhaliflere yönelik yoğun saldırılar başlatılırken, rejim 2016 Şubat ayında kritik bir ilerleme sağlayarak Başköy-Rityan yönünden Nubl-Zehra’ya ulaşmayı başardı. Muhaliflerin Azez koridoruyla bağlantısını kesen bu hamleyle birlikte, muhaliflerin elinde Halep’e ulaşan tek yol olarak Kastello kalmıştı. Rus hava güçleri ve rejim uçaklarının son aylarda yoğun bombardıman düzenlediği kuzey-batı Halep’e yönelik karadan sıklıkla tekrarlanan ve Şii milislerin katıldığı saldırı dalgaları muhaliflerce bir çok kez püskürtüldü. Buna karşın hava saldırıları ve bombardıman hiç durmazken, özellikle Haziran ayının sonu itibariyle rejim güçleri bölgede ilerleme sağlamaya başladı. Mella mezrası yönünden Kastello’ya uzanan bölgede yoğun saldırılar düzenleyen rejim güçleri, 7 Haziran itibariyle Kastello yoluna 1 km kadar yaklaşıp bölgedeki stratejik bir tepeyi ele geçirerek yolu atış menziline aldı ve efektif bir biçimde muhaliflerin kontrolündeki Halep’in merkeziyle dış dünyanın bağlantısını kesti. Şehir içerisinde yaklaşık 400 bin kişi kuşatma altına alındı. Muhaliflerse karşı saldırılarla kuşatmayı önlemeye çalışıyor. Rejim, henüz fiziksel olarak Mellah mezrasından Beni Zeyd-Liyramun’a ulaşamadığı için kuşatmayı tamamlamış değil. Buna karşın şehre giden tek yol Kastello, rejimin atış menzilinde bulunuyor ve şehre giriş çıkış yapılamıyor. Rejimin son saldırı dalgası Son aşaması 25 Haziran 2016’da başlayan rejimin Kastello yoluna ulaşma girişimleri, yoğun Rus hava bombardımanı ve karadan yapılan bombardımanla kuzeyde Mellah mezrası yönünden, daha batıda ise Zehra-Halidiye yönünden başlatılan taarruzla yenilendi. Mevzi ilerlemeler kaydetmeyi başaran rejim güçleri, aynı zamanda havadan çevredeki Kefer Hamra, Hıreytan gibi bölgelerin yanı sıra Kastello yolu çevresine yoğun hava bombardımanı düzenledi. Bölgede çatışmalar yaşanırken Rus uçakları yalnızca 5 saat içerisinde bölgeye 60’ın üzerinde hava saldırısı gerçekleştirdi. 26 Haziran’da rejim güçleri ve Şii milisler muhaliflerin Mellah’ta bulunan hatlarında ilerleme sağlarken, 28 Haziran’da el-İsamat ve Arab Sallum bölgelerinin de dahil olduğu Mezrat Mellah’ın yarısını ele geçirdi. Aynı gün batı hattında Halidiye’den Liyramun ve Beni Zeyd bölgesine ulaşan rejim güçlerine, yoğun Rus hava bombardımanı eşlik etti. 29 Haziran’da aralarında el-Nusra Cephesi ve Nureddin Zengi Tugayı’nın da bulunduğu muhalif gruplar karşı saldırıya geçerken, bölgede 1 bomba yüklü araç saldırısı düzenlendi. Rejimin Mellah mezrasında ilerlediği noktalar geri alınırken, el-Nusra tarafından Beni Zeyd yönünde düzenlenen bombalı saldırıyla bazı mevziler muhaliflerce geri alındı. Mellah mezrasında muhalifler İsamat ve Arab Sallum’a tekrar ulaşırken, Kastello yolunu güven altına aldı. Buna karşın tekrar başlayan yoğun Rus hava bombardımanı ve karadan Şii milislerin düzenlediği saldırıyla 30 Haziran’da rejime bağlı güçler tekrar Mellah’taki mevzileri geri aldı. 3 Temmuz’da rejim güçleri Mellah mezrasının güneyine kadar inerken, Kastello yoluna 2 km mesafe kadar yaklaştı. Aynı anda Liyramun yönünde saldırmaya devam eden rejim güçleri, Şibeyb Fabrikası ve bazı binaları ele geçirdi. Rusya’ysa bölgedeki mevzilere yönelik hava bombardımanının yanı sıra, güdümlü füze saldırısı düzenledi. 4 Temmuz’da muhalifler Mellah’ta kaybedilen mevzileri geri almak için saldırsa da, şiddetli çatışmaların ardından muhalifler geri püskürtüldü ve Mellah mezrasının yüzde 65’i rejim kontrolüne girdi. 7 Temmuz’daysa rejim güçleri Mellah’ın güney kısımlarını da ele geçirerek Kastello yoluna 1 km mesafe kadar yaklaştı ve yolu gören bir tepeyi ve camiyi ele geçirdi. Muhaliflerin kontrolündeki bölgelere ulaşan rejim Halep yolunu efektif olarak kesti. 8 Haziran’da Şeyh Maksud bölgesinden bu kez YPG saldırıya geçerek Kastello yakınlarındaki Gençlik Kompleksi’ne saldırdı. YPG saldırısına Rus hava saldırıları destek sağlarken, muhalifler kuzeyden rejim, güneyden YPG ateşi arasında kaldı. Aynı gün rejim güçleri Kastello yoluna 250-300 metre kadar yaklaştı. 9 Haziran’da el-Nusra Cephesi’nin 2 bomba yüklü araç saldırısıyla birlikte Halepli grupların yer aldığı Fetih Halep koalisyonu bir karşı saldırı başlattı ve Kastello yolu yakınlarındaki bazı mevzileri geri almayı başardı. Buna karşın rejim Beni Zeyd ve Liyramun yönündeki baskısını sürdürmeye devam etti. Muhaliflerin karşı saldırısı yetersiz kalırken, Kastello yolu üzerindeki rejimin ateş üstünlüğü ortadan kaldırılamadı. Rejim henüz fiziksel olarak Halep’teki muhalif varlığını tam olarak kuşatma altına alamadıysa da, özellikle atış menziline aldığı Kastello yoluyla şehir içerisindeki muhaliflerin dış dünyayla bağlantısı büyük oranda kesildi. Kuşatmanın muhtemel sonuçları Hali hazırda muhaliflerin Halep merkezde hakim olduğu bölgelerde 400 bin sivilin yaşadığı tahmin edilirken, kuşatmanın tamamlanmasıyla birlikte bölgede büyük bir insani trajedinin yaşanabileceği sanılıyor. Rejimin özellikle Şam çevresi ve kuzey Humus, güney Hama hattında kuşatma altında tuttuğu bölgelerde şimdiye kadar yüzlerce insan açlıktan ölürken, 400 bin kişinin bulunduğu Halep’te benzer bir kuşatma halinde çok sayıda ölümün yaşanma ihtimali bulunuyor. Suriye iç savaşındaki en geniş ve uzun cephe hatlarının yer aldığı cephelerin başında gelen Halep’te, kuşatmayla birlikte rejimin şehir merkezinde ilerlemek isteyebileceği göz önünde bulunduruluyor. Uzun süreli kuşatma ve yoğun hava bombardımanlarıyla muhalif bölgeleri yıldırma savaşı yürüten rejim güçleri, Halep’te benzer bir taktikle muhalif bölgeleri ele geçirmeye çalışabilir. Buna karşın savaş boyunca uzun süredir tahkim edilmiş hatlarla çevrili Halep’te rejimin muhalif bölgeleri kuşatması halinde bölgede muhaliflerin en azından bir kaç yıl dayanabileceğini ön görebilmek mümkün. Rejiminse bölgede kısa sürede kesin bir zafer elde etmesi zor. Buna karşın söz konusu hamleyle rejimin(Rusya ve İran’ın) uluslararası görüşmelerde elini güçlendirmeye çalıştığı da unutulmaması gereken bir diğer husus. Bütün bu gelişmelere karşın muhaliflerin özellikle son dönemlerde güney Halep’te sağladığı ilerlemelerin rejimin şehri kuşatma planlarını boşa çıkarabileceği söyleniyor. Fetih Ordusu’nun yürüttüğü stratejiye göre güney Halep’teki ilerlemeye devam edilerek Han Tuman-Raşidin’den Hamadaniye aşılarak Ramuse hattını yarmak ve güney Halep merkeze ulaşabilmek mümkün. Rejimin ve özellikle İran liderliğindeki Şii milislerin bölgede Fetih Ordusu’na karşı büyük kayıplar yaşaması, tutulması zor olan dar Mellah Handerat hattının aksine, güney Halep’te manevra şansının daha yüksek bu bölgede muhtemel muhalif ilerleyişine zemin hazırlayabilir. Hali hazırda bölgedeki önemli bir çok mevziyi ele geçiren Fetih Ordusu, el-Hadir hariç Rus saldırısıyla birlikte rejimin sağladığı ilerleyişi büyük oranda geri çevirmiş bulunuyor. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, Mellah mezrası, Kastello yolunda yaşanan gerilemenin Halepli grupların ağırlıklı olduğu Fetih Halep koalisyonuyla İdlib ağırlıklı Fetih Ordusu arasında çatlak oluşturduğu iddia ediliyor. Fetih Ordusu’nun Mellah hattını ve Kastello yolunu savunmanın doğru bir strateji olmadığı yönündeki ısrarlarına karşın, Fetih Halep koalisyonunun bölgedeki savunma savaşını sürdürmekte ısrarlı olduğu öne sürülüyor. Buna karşın Fetih Ordusu’nun daha farklı strateji ve taktiklerle rejim güçlerine karşı savaşılması gerektiği tekliflerinin kabul görmediği anlaşılıyor. Mellah mezrasının düşüşüyle birlikte, Fetih Ordusu’nun güney Halep’te kendi stratejisini uygulamaya sokacağı düşünülüyor. Büyük oranda Halep içerisinde yer alan gruplardan oluşan Fetih Halep koalisyonununsa, Halep şehir merkezi ve kuzey batı hattında rejime karşı savunma savaşı ve ana hatlarda karşı taarruz ağırlıklı bir stratejiye ağırlık verdiği görülüyor. Bu bağlamda, önümüzdeki haftalar ve ayların, Halep’teki resmi daha net olarak ortaya koyacak gelişmelere gebe olduğu aşikar.
Yeni Suriye Ordusu’ndan Başarısız Elbu Kemal Hamlesi
Analiz-Haber / Suriye Gündemi Yaklaşık üç aydır konuşulan Yeni Suriye Ordusu(YSO)’nun muhtemel Elbu Kemal operasyonu, geçtiğimiz salı günü start aldı. IŞİD’in kontrol bölgelerinin merkezinde yer alan Irak sınırındaki Elbu Kemal kasabasına yönelik operasyon, 28 Haziran Salı günü akşam saatlerinde Yarbay Muhenned Tal’a liderliğinde başladı. Elbu Kemal yakınlarında ‘düşman hatlarının ardına havadan indirme’ şeklinde başlatılan indirme operasyonunun başarıyla gerçekleşerek Hamdan hava üssünün ele geçirildiği duyuruldu. Amerikan ve İngiliz subaylar tarafından Ürdün’de eğitilen YSO, Ahmed el-Abdo Şehitleri grubu ve Asalet ve Tenmiye gibi Suriye’nin doğusunda faaliyet gösteren gruplar, Elbu Kemal operasyonunda ortak bir koordinasyon yürüttü. Öte yandan, YSO sözcüsü Muzhim Sallum’un bir haber ajansına verdiği bilgilere göre, Bağdat hükümetinin terörle mücadele güçlerinin operasyondan haberi olduğu ve operasyonun son aşamalarında Iraklı güçlerin de, hem Suriye hem de Irak’tan IŞİD’in mevzilerine eş zamanlı saldırı düzenleyeceği açıklandı. Operasyonun başlamasının ardından YSO tarafından yapılan açıklamalara karşın, yerel kaynaklar, koalisyondan hava saldırıları desteği alan YSO’nun gece saatlerinde çölde ilerledikten sonra, Elbu Kemal civarında, Hamdan köyü ve hava üssünde IŞİD’le çatıştığını, ancak Hamdan hava üssünün alınamadığını ve YSO’nun onlarca kayıp vererek geri çekildiğini ifade etti. IŞİD, Çarşamba günü Elbu Kemal’deki YSO’ya bağlı uyuyan hücrelere karşı operasyon başlattı ve YSO’yla işbirliği suçlamasıyla 5 kişiyi ele geçirip, kafalarını keserek infaz etti. YSO güçleri Elbu Kemal’deki hücreleriyle bir gün önce düzenledikleri bombalı suikast saldırısıyla IŞİD’in bölge emirini öldürdüğünü duyurmuştu. IŞİD’in Suriye ve Irak’taki bağlantısını kesmeyi amaçlayan operasyon, başarıya ulaşması halinde IŞİD’in Suriye ve Irak arasındaki hareketliliğini büyük oranda sekteye uğratma potansiyeline sahipti. Fakat Elbu Kemal ve güneyindeki el-Tanf sınır kapısı boyunca yaklaşık 300 civarında savaşçısı olduğu tahmin edilen YSO’nun mevcut olanaklarıyla IŞİD’i bölgeden çıkarmasının oldukça zor olduğu anlaşılıyor. Geçtiğimiz haftalarda el-Tanf sınır kapısında Rusya’nın hava saldırısına uğrayan grup, önemli kayıplar yaşamıştı. Aynı zamanda IŞİD’in, her ne kadar bir kaç cephede savaşıyor olsa da, örgütün kalbi konumundaki Elbu Kemal el-Kaim bölgesinden kolay kolay vazgeçmeyeceği, göz önünde bulundurulması gereken bir diğer nokta. Son operasyonla ortaya çıkan başarısızlık, bir taraftan YSO’nun kırılganlığını ortaya koyarken, öte yandan IŞİD’e karşı özellikle ana merkezlerinde ilerlemenin oldukça zor olduğunu gösterdi. Bu başarısız operasyon sonucu YSO’nun varlığının sorgulamaya açılacağı meselesi de, bir diğer dikkat çeken husus olarak ön plana çıkıyor.